Öne Çıkanlar 3.lig 1.grup fikstür paralel devlet yapılanması tek çocuk diyanet görevlilerine öğretmenlik yolu imamla kılarken ne okuruz?

TRT 1 Piyango Çekilişini Sözde Tesettürlü Kızlarla Yapıyor , TRT Diyanette Piyango Haram Diyor !

 

Piyango şeklindeki kumarın İslam öncesi Cahiliye devrinde de olduğu bilinmektedir.

Onlar oklar üzerine işaretler koyar, oktaki çıkan işarete göre para alırlardı.

İslâmiyet kumarın her çeşidini haram kıldığından, piyango da bunların içindedir.

Nitekim bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmaktadır:

“Ey iman edenler, şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir.

Bunlardan uzuk durun ki kurtuluşa eresiniz.”

İslâmiyet, böylece ortaya mal ve para konarak oynanacak hiçbir şans oyununa izin vermemiştir.

Eğer fakirlere, zayıflara ve düşkünlere yardım edilecekse, bu tip kurumlar kanalıyla olmasına gerek yoktur.

Karşılıklı bahis ve iddialaşmak gibi tertip ve oyunlar da aynı şekilde kumar sayılmaktadır.

Meselâ, iki kişi yarışa çıkmadan önce birisi, “Eğer beni geçersen sana şu kadar vereceğim,

şayet ben seni geçersem bana şu kadar vereceksin.” derlerse, böyle bir bahis kumara girer.

Ancak tek taraflı olursa caiz olur. Yani taraflardan birisi,”Beni geçersen sana şu kadar vereceğim,

fakat ben seni geçersem sen bana bir şey verme.” der ve anlaşırlarsa, böyle bir iddia meşrudur.

Bu parayı alan kimsenin onu kullanması caizdir.

 

11-) Donarak Öldü

Denizli’nin Sarayköy ilçesinde yaşayan Mehmet Sarıoğlu’na 40 yıl önce büyük ikramiye çıktı.

Yaşadığı baraka tipi evde donarak öldü. Bir anda zengin olan Sarıoğlu, köyünde bir ev yaptı

ancak zamanla parası kalmayınca komşuları bakmaya başladı. Bir süre sonra da evi yandı.

Komşuları, kendi aralarında topladıkları paralarla evini onardı. Kimsesi olmayan Sarıoğlu’nun

Sarayköy Devlet Hastanesi’nde yapılan otopside donarak öldüğü belirlendi.

PİYANGO ZATEN REZALET 

Yılbaşı Milli Piyango çekilişinde,

çekiliş seremonisinde görevli kızlar/kadınlar, geleneksel kıyafetler giy(diril)miş olarak görevlerini ifa ettiler.

İlk etapta ‘’garip’’ olduğu sezilen bu nevzuhur tarz, kimilerinin hoşuna gitmiş olsa da

(kapitalizme abdest aldırmış olmanın romantik hazzı ile) bu mevzuya daha hassas bakanlar,

bu durumdan oldukça rahatsız ve rencide olmuştur.

Çekilişte yapılan kostüm/kıyafet tercihi İslami ve geleneksel değerlerimizi hafife/alaya almak

gibi art niyetli bir düşünceden kaynaklı değilse de itikadi bozukluğun, sanatsal cehaletin

ve ahlaki zaafın tezahürü olarak anlaşılmaktadır.

Öncelikli olarak bu manzara itikadi/teolojik bütünlük bakımından mahzurlu olup birilerinin

(konsepti/kombini tasarlayan)  teolojik bilinçsizliği ve ilgisizliği dolayısıyla mazur görülemez.

Zira İslam tesettürü, ümmetin hanımları için farz kılmış; haram ve günahtan kaçınmanın sembolizmi olarak sunmuştur.

Bu yönüyle tesettür, bir tarzın değil farzın gereğidir. Söz konusu programda günahtan kaçınma amacı olan tesettür,

bu anlamının çok ötesinde günahı kamufle etme aracı olarak kullanılmıştır (tarz). Tesettür, dinen melum ve

meşum (haram ve günah) olarak kabul edilen kumarı, zımnen ‘’kabul edilebilir’’ bir formata taşıma unsuru olarak sunulmuştur.

Konusu ve sembolizmi din olan bir zeminde itikadi referanslar gözetilmeden hareket edilmiştir.

Bu duruma derhal son verilmeli ve tekrar edilmemelidir.  

Aksi halde bunun vebalinin manevi olarak ağır olacağı hatırlanmalıdır.

Programdaki tesettür konsepti, sanatsal kaygılarla tasarlanmış olması halinde bile mahzurludur.

Zira sanatsal bakış, kompoze ettiği birimler/unsurlar arasında anlamlı bir bütünlüğü/ahengi gözetmelidir.  

Buna göre sanatçı, iki zıt nesneden hareketle yeni bir eser/değer ortaya koyabilir

ancak iki zıt ‘’değer’’i bir arada sunup toplumsal refleksler ve

insani değerler noktasında kaosa zemin hazırlamaktan imtina etmelidir.

Sanatın nihai hedefi kaos/kargaşa değil kozmos/kompozisyon’dur.

Söz konusu olaydaki zıtlık, İslami/geleneksel değer olan bir kıyafet, seküler/emperyal tablonun

bir parçası haline getirilmiş; işçinin alın terini kutsal addeden islamın/geleneğin sembolizmi ile

kapitale/metaya ulaşmada her yolu mübah gören kapitalist metafor aynı karede resmedilmiştir.

Sanatsal anlamda kaos oluşturan bu durum, sanat bakımından absürd ve gayr-ı ciddidir.

Kumarın oynandığı bir zeminde yapılan kıyafet tercihi, son zamanlarda epey yaygın olan

‘’yukarı’’ya yaranma ve yalakalığın bir yansıması olarak da görülebilir.

Yukarıya hoş görünme adına ülkede bir çok memur/bürokrat, anlamını ve ruhunu

içselleştirmediği bir takım sözüm ona  ‘’hoşluk’’lara girişmekte ve trajikomik bazı çıktılara/olaylara sebep olmaktadır.

Bu durumun bir örneği olarak tesettürlü kumar konsepti, Cumhurbaşkanımızın ve siyasi iktidarın

Osmanlı/gelenek hayranlığından/hissiyatından nemalanma, en azından onların ‘’gözüne girme’’

 gayreti olarak sezilmektedir. Ne var ki birilerinin masum gördüğü, bazılarının ise çok hoşuna gittiği bu ‘

’jest’’in, devirdiği çamların devasa boyutta olduğu bilinmelidir.

Kumar oynanan bir platformda (Devletin resmi kurumu olan Diyanet’in milli piyangonun haram

olduğuna ilişkin fetvasını duymayanımız yoktur) dekolte giyinmemenin alternatifi, dini/geleneği

andıran/anımsatan unsurlar olmamalıdır. Bu tip organizasyonlarda gelenek ve din, moda adı

altında tüketime ve kapitalist/emperyalist emellere maruz kalmamalı, buna ilişkin tavır takınanlara da imkan/fırsat verilmemelidir.
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.