Öne Çıkanlar en güzel aşure Aşure aşurenin süslenmesi Aşure Nasıl Yapılır ? yılbaşı bileti

Gençlerin Yeni Trendi Stres Çarkı ! Stresten Nasıl Kurtulabilirim ?








Stres attığı iddia edilen bu çarkı 7'den 77'ye herkesin elinde görmek mümkün.

Özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği bu çark içindeki bilyeler sayesinde dönüyor.

Merkezinden tutulup kuvvet uygulandığında 30 saniyeden 4 dakikaya kadar kendi ekseni etrafında dönüyor.



Özellikle son 6 aydır yurt dışında çok popüler olan ve yakın bir zaman önce de

ülkemize giriş yapan stres çarkının fiyatları ise 10-50 TL arasında çarkın kalitesine göre değişiyor.

Çarka olan talebin gün geçtikçe arttığını dile getiren  görevli,

stres çarkının son günlerde dünyanın bitki örtüsü haline geldiğini söyledi.

Günde ortalama 25-30 civarında stres çarkı sattıklarını belirten

çarkın birçok çeşitli olduğunu, çeşitli desenlerde metalden veya camdan yapılmış çarkların bulunabileceğini aktardı.


17-2-015.jpg


Çarkın mekanizması hakkında bilgi veren  yetkili, şunları söyledi:

"İçindeki bilye sayesinde dönen bu çark, merkezindeki rulmandan tutularak çevriliyor

ve 30 saniyeden 4 dakikaya kadar kendi ekseni etrafında dönüyor.



Merkezi dışında kalan rulmanlar ise aslında yedek olarak düşünülmüş.

Eğer merkezdeki yıpranmadan dolayı bozulursa diğer rulmanları çıkartıp

merkeze tekrar takabiliyorsunuz. Yedek rulmanlar gres yağı ya da yağ

çözücü bir madde içinde 15 dakika bekletilerek temizleniyorlar.

Çarkların kullanıldıkça hızlanması sebebiyle sürekli yağlamamaya da özen gösterilmesi gerekiyor." 





ABD’nin Florida eyaletinde yaşayan Catherine Hettinger,

dünya çapında milyonlarca satan stres çarkını

7 yaşındaki kızını eğlendirmek için yaklaşık 20 yıl önce düşündü.


Hatta 8 yıl boyunca da patentini elinde tuttu fakat 2005 yılında

yenileme ücreti olan 400 doları (yaklaşık 1400 lira) ödeyemeyince patenti boşa düştü.
 
Stres çarkını bugün üretenler ciddi kâr ederken, 62 yaşındaki Hettinger,

mütevazı evinden daha ucuz bir apartman dairesine taşınmış;

bağlantısı kopan telefon hattının eski haline gelip gelmeyeceğini ve

aracını doğru düzgün çalışır hale getirmek için nasıl para bulacağını düşünüyor.
 
PATENTİNİ ELİMDE TUTABİLSEM…

Evinin yakınlarında bir kahvecide Guardian’a mülakat veren Hettinger,

“Mucit olmak zorlayıcı bir şey. İcatların yalnızca yüzde 3’ü para kazandırıyor.

Evini ipotek ettiren ve çok daha fazlasını kaybeden mucitleri gördüm.

Ev arkadaşı alıyorsunuz, arkadaşlarınızdan ve ailenizden yarım alıyorsunuz. Çok zor” dedi.
 
Patenti elinde tutabilse, şimdilerde hatırı sayılır bir servete sahip olacağını da kabul eden Hettinger,

“Hiçbir sorunum olmazdı. Bu da çok güzel olur” şeklinde konuştu.
 
Bazı insanların kendisini Sen deli misin” diye sorduklarını anlatan talihsiz mucit sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tasarladığım bir şeyi insanların anlaması ve gerçekten işlerine yaraması beni memnun ediyor.”
 
KÖKLERİ O KORKUNÇ YAZDA

Stres çarkının kökleri, Hettinger için “korkunç bir yazda” yatıyor.

Hettinger, 90’lı yıllarda bir kas rahatsızlığı ve doğuştan gelen bağışıklıkla

ilgili bir hastalıkla pençeleşiyor ve şimdilerde 30 yaşında olan kızı Sara’yı karnında taşıyordu.
 
Kas güçsüzlüğü yaratan hastalıklar nedeniyle Sara’nın oyuncaklarını toplayamadığını

ve onunla fazla oyun oynayamadığını anlatan Hettinger, hikâyesini şu sözlerle anlattı:
 
“Bu yüzden bazı şeyleri gazetelerle bir araya getiriyor ve başkaca malzemeleri de bantla tutturuyordum.

Aslında bu ilk örneği değildi. Bir şeylerin benzeriydi,

onunla farklı bir şekilde oynamaya başladı,

ben de onu başka bir amaçla kullanılmak üzere değiştirdim.

Birkaç kez yeniden tasarım yaptıktan sonra, stres çarkının temel,

mekanik olmayan versiyonu doğdu. Adeta birlikte icat ettik,

o döndürebiliyordu, ben döndürebiliyordum. İşte böyle tasarlandı.”
 
Çocukluğunu Oklahoma Tulsa’da geçiren Hettinger, icadının geliştirilmiş versiyonunu

Florida çevresindeki el sanatları fuarlarında sergileyip satmaya çalışmış: “Proje harikaydı.

Esasen ne kâr ne de zarar ettim. Tertibatları sattım ve birkaç bin kişiyle test ettim.”
 










1- STRES VE SIKINTININ TANIMI

STRES:

     Can sıkıntısıdır diyebiliriz. Stresin sayılamayacak çoklukta;


 ruhi gerginlik, sıkışma, ruhi bunalım, çaresizlik, moral bozukluğu,

takıntı, kararsızlık ve karamsarlık gibi sebepleri vardır. Bu sebepler

kişilere göre değişebilmektedir. Burada;  aynı uyarıcı karşısında

herkesin tepkisi aynı olmamaktadır. Her insanın yaratılışı gereği; kişiliği,  

bünyesi,  karakteri   ve görüşleri farklıdır.

   Stresin diğer bir tanımı da: fiziki, psikolojik ve sosyal faktörlerin etkisiyle,

insanın haleti ruhiyesinde meydana gelen sıkıntı hali ve bunun hastalık olarak bedene yansımasıdır.

Stresin Belirtileri:

Ruhsal:

     Hayatın anlamının kaybolması,  yaşam sevincinin yitirilmesi,

ne yapacağını bilememe, suçluluk duygusu, kin duyma ve can sıkıntısı.

Sosyal:

    Diğer insanlardan soyutlanma, yalnızlık, ’ben merkezli’ olmak,

hoşgörüsüzlük, insanlarla  iyi ilişki kuramamak.

Duygusal:

    Heyecan duyamama, aşırı ağlama, sinirsel gülme,

hastalık kuruntusu, vesvese, kıskançlık, huzursuzluk, ümitsizlik.

Zihinsel:

    Kafa karışıklığı, hafıza sorunu, karar vermede güçlük çekme,

intihar düşüncesi, konsantrasyon güçlüğü.

Fiziksel:

    Kalp çırpıntısı, el ve ayakların buz kesmesi, baş dönmesi,

bayılma, aşırı terleme, cinsel isteğin azalması.

 Psikososyal uyarıcıların insanda stres meydana getirmesinde

en önemli sebep kişinin değerlendirme ve algılama mekanizmasıdır.

       Tehlike veya strese yol açan hadiseler geçince, organizma    

  normal düzene girecektir. Tipik stres halindeki bir kişide;  uykusuzluk,

vesvese, sıcak basması, tahammülsüzlük, şakakların zonklaması, sinirlilik,

umutsuzluk, karamsarlık, tatminsizlik,

patlayacakmış gibi olma, göz kararması, nefes darlığı, ellerin ve ayakların soğuması,

soğuk ter basması, iktidarsızlık, şişmanlık, kalp korkusu, yüksek tansiyon, titreme,

tik, kekemelik gibi bir- takım  rahatsızlıklar  söz konusu olabilir.

Strese en çok maruz kalan kişilerin özelliklerinden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz.

Daima hızlı hareket ederler. Kendilerine aşırı güven duydukları hissi bırakırlar.

Kendilerine çok ehemmiyet verirler. Devamlı gerginlik içindedirler.

Hızlı konuşurlar, el kol hareketleri yaparlar, hırslı ve telaşlıdırlar, alıngandırlar,

küçücük hadiselere bile sinirlenirler.

Stres çağımızın belki de en yaygın hastalığı olmasına rağmen,

tedavisi oldukça zordur. Stresin tedavisindeki temel prensip,

strese yol açan faktörleri uzaklaştırmak, onlardan uzaklaşmaktır.

Zaten bu  etkenleri uzaklaştırmanın veya onlardan uzaklaşmanın güç olması sebebiyle tedavisi de zordur.

Strese karşı dayanıklı olmak için, şu hususlara dikkat edilmelidir.

Sabırlı ve hoşgörülü olmak, fazla alıngan olmamak, olur olmaz

şeylere sinirlenmemek ve bunları yapabilmeyi kendi kendine telkin etmek, çok faydalıdır.

            Günlük işler arasında  15-20 dakika   kadar kafa dinlemek,

beslenmeye dikkat etmek, sigara ve içkiyi bırakmak, akşamları ılık suyla duş almak,

jimnastik hareketleri yapmak kişiyi oldukça rahatlatır.

            Yapılan araştırmalar göstermiştir ki; maneviyatı  yüksek olan kişiler stres ve sıkıntılara,

maneviyatı zayıf olan kişilere göre daha dayanıklıdır.

Stresin zararlarını azaltmak ve rahatlamak için batı toplumlarında akla hayale gelmedik

çılgınlıklar yapılarak, gerginlikler atılmaya  çalışılmakta; bu da sonuç vermeyince

çeşitli çirkinlikler, hatta intihar olaylarına kadar giden birtakım  üzücü hadiseler

sergilenmektedir. İslam toplumunda bu tür olaylara rastlamak çok zordur.

Toplumun iman ve kültür dinamikleri bu tür olayların çıkmamasında  bu güne kadar etkili bir faktör olagelmiştir.

 

 

 

2-  İNSANI SIKINTI VE STRESE SOKAN

BAŞLICA SEBEPLER

 

      Doğmak, ölmek, yaşamak, hasta olmak, üzülmek, sevinmek

insanla doğan ve insanla var olan, insana has en tabii,  doğal özelliklerdir.

Aslında insanın hayatından ölümüne kadar geçen yaşamı, hayatında

karşılaşacağı bütün hadiseler ve olaylar, hayatının süreci, biçimi

 daha insan doğmadan önce Allah(CC) tarafından Levh-i Mahfuzda belirtilmiştir.

Bu husus; iman esaslarından ‘ kaza ve kadere imanla’ izah edilip tasdik olunmaktadır.

İnsan, tabiatı icabı zayıf yaratılmıştır, tahammül ve sabır bakımından acizdir, güçsüzdür.

      Hayatın akışı içerisinde insanoğlu kendini birçok sürprizler içerisinde buluverir.

Olaylar kontrolü  dışında gelişir, bu hayat boyu hep böyledir. İnsan hayatın cilvelerine,

sürprizlerine, meşakkatlerine bir türlü alışamaz, kolay uyum sağlayamaz.

İnsan güzellikler ve bolluklar karşısında rehavete dalıp şımarır, azar. Felaketler,

darlıklar karşısında da telaşlanır, ıstırap duyar, Allah’a (CC)yalvarır, yardım ister.

      Aslında insanın elinde olan çok fazla bir şey yoktur. Her şeyi kontrol edemez,

gelişmeler istediği gibi gitmez. İnsanoğlu yaradılışı  icabı; yanılır, hata yapar, doğru yapar,  

iyi veya kötü birisi olur, günah işler veya sevap işler. Aklını her zaman gerektiği

şekilde kullanamaz. Bunun sonucunda da; kendini huzursuz, mutsuz eden,

stres ve sıkıntılara sokan olaylarla karşı karşıya kalabilir.

      İnsanda sıkıntı ve stres meydana getiren, yüzlerce olay ve hadise çeşitleri olabilir.

Mesela; aşırı borçlanma, borçları ödeyememe, bir sıkıntı sebebi olabilir.

Ancak çok  zengin ve varlık içerisinde olan kişilerin de daha farklı ve

özel sebepleri vardır. Kişilere göre faktörler ve sebepler değişiklikler gösterebilir.

      İnsanoğlunu sıkıntıya, üzüntüye,  strese, çaresizliğe

    sokabilecek muhtemel sebeplerden bazılarını belli başlıklar  

   halinde örneklemek ve özetlemek gerekirse;

            Bu etkenlerin başında  günümüz toplumunda en temel  

  unsur olarak başta  maddiyat gelmektedir. İhtiyaçlarını karşılayamayan,

borçlarını ödeyemeyen, ailesine bakamayan insanlar sıkıntı ve

strese daha fazla müptela olabilmektedirler.

-Hastalık; insanı kıvrandıran ve özellikle çaresi bulunamayan hastalıklar ...

-Ölüm. Ölüm korkusu veya bir yakınını, çok sevdiği birini kaybetme,

yokluğuna tahammül edememe.

-Kaza. Yaralanmalar, sakatlanmalar ve maddi zararlar.

-Fakirlik, yoksulluk, ihtiyaçlarını karşılayamama.

-Hırsızlık, soygun, deprem gibi sebeplerden dolayı ağır maddi zarara ve borçlanmaya girilmesi .

-Aile içerisinde uyumsuzluk, ayrılık, huzursuzluk, geçimsizlik.

-İstek dışı tayin, sürgün, iş değişikliği durumları.

-İşlerinin arzuladığı şekilde gitmemesi, hedefine ulaşamama.

-Kötü kişilerle karşılaşması, kötülüklere maruz kalması kötülerin musallat olması.

-İnancına yapılan her türlü baskı ve zulümler, inancını istediği şekilde yaşayamaması.

-Aşırı iş yorgunluğu, gürültülü ve kalabalık ortamlar.

-İflas etme, zarara girme, iş hayatında başarısızlık, ağır borç altına girme, borçlarını ödeyememe durumları

-İşiyle, iş yeriyle ilgili olumsuzluklar.

-Terk edilme, aşkına ve sevgisine karşılık bulamama .

-Ağır ekonomik kriz, terör olayları ve doğal afetler.

- Gönlüne göre ve dertlerini paylaşacak dost, arkadaş ve çevre  bulamama, yalnızlık çekme.

-Aldatılması, dolandırılması, toplumdan tecrit olma.

-Yalnızlık, kimsesizlik, çaresizlik, dostların terk etmesi.

-Gelecek ve istikbal endişesi.Yarınlarından ümitsiz olmak, ümit kesmek.

            Bu hadiselerden herhangi birinin insanın başına gelmesi,

insanoğlu için çok doğal, hayatın gerçeklerinin ta kendisidir diyebiliriz.

Bu doğallığın bilincinde olan kişilerin başına bir hadise gelmesi,

o insanda fazla bir tahribat meydana getirmeyecektir.

Hayatın sürprizlerine çile ve musibetlerine karşı hazır olan kişiler,

tabii ki olumsuz olayların bir çoğundan hiç etkilenmeyecekler ya da

çok az etkileneceklerdir. Ellerinde olmadan etkilendikleri taktirde ise

bu etkileşimlerden kurtulmanın, normale dönmenin yol ve yöntemlerini de

bilecek ve kendi üzerlerinde başarılı bir şekilde  uygulayabileceklerdir.

    Biz bu eserle  ilk önlem olarak; kişinin sıkıntı ve strese daha baştan

hiç düşmemesini temin  için temel  hususları vurgulamakla birlikte, bunu

 başaramayıp sıkıntı ve strese düşülmesi hallerinde de, bu durumlardan

bir an önce kurtulmalarını, normal sağlıklarına ve düzenlerine kavuşmalarını garantiye almaya çalıştık .

 

3- UYKU BOZUKLUĞU

 

İnsanı derinden etkileyen, sıkıntı ve strese sokan olaylar ve dertler tabii ki

insanın uyku düzenini de bozmakta ve   etkilemektedir. Uyku düzeni bozulan,

gece uykusuzluk çeken,   uyuyamayan insanın gece ve gündüz hayatı da

muhtemelen huzursuz, sıkıntılı, kabus dolu olarak geçecektir. Uykusuzluk,

uyku uyuyamama, insan için başlı başına bir sıkıntı, stres verimsizlik ve

kabus kaynağıdır.  Uykusuzluk ile - sıkıntı ve  stres birbirlerine çok yakın

arkadaş gibidirler. Sıkıntı ve stres uykusuzluğu meydana getirir,

uykusuzluk ise insanda sıkıntı ve stresi meydana getirebilir.

 Huzurlu ve mutlu yaşamanın en etkin yollarından biri de; düzenli, derin

ve güzel bir uyku uyuyabilmektir. Güzel bir uyku, insan için güzel bir gündür,

güzel bir hayat, umut verici, dolu  ve heyecanlı bir yaşantıdır.

Uykusuzluğun çocuklara, yetişkinlere ve yaşlılara göre çeşitli sebepleri vardır.

Yetişkinlerdeki uykusuzluk tok veya aç yatmaya, kahve ve  çay içmeye,

akşam zihnin önemli bir hususla meşgul olmasına bağlı olabilir.

Günlük hayatın aniden  değişmesi, uyku, yemek  ve çalışma  

düzensizlikleri ciddi uyku bozukluklarına yol açabilir. Karın ağrıları,

öksürük, sık idrar, cilt uyarılarının yol açtığı  uykusuzluklar tedaviyle kolay düzelir.

Yetişkinlerde uykusuzluğun en sık görülen sebebi depresyondur.

Bu şahıslarda  uyuyamamanın yanı sıra; kilo kaybı, iştahsızlık, cinsi arzularda azlık,

huzursuzluk, konsantrasyon yetersizliği, hafıza zayıflığı da bulunur.

Bu kişiler yatar yatmaz uyuyabilirler, fakat birkaç saat sonra uyanırlar

ve tekrar uyuyamazlar. Ufak tefek stres ve problemlerden dolayı uzun

vadeli uyku bozukluğu oluşmaz. Halledilemeyen, insanı sıkıntı ve

strese sokan problemler eğer ağır ve sürekli devam edecek bir problem ise  uyku düzensizliği süreklilik arz edebilir.

Uykusuzluk aslında çok kötü, ağır ve can yakıcı bir hastalıktır.

Ancak ruhsal bir hastalık asla değildir. Psikolojik, sosyolojik ve fiziki sebeplerden türeyebilen  geçici bir rahatsızlık türüdür de diyebiliriz.

 İnsan uyuyamadığı zaman, geceleri adeta ona kabus, gündüzü de zindan olur.

Hiçbir şeyi göremez, hiçbir iş yapamaz, hayattan  ümidini keser ve kötü bir gün yaşar.  Gerginlik ve  ağır bir  stres içerisinde olur.

Bu duruma baştan hiç düşmemenin yolları aranmalı, bulunmalı ve uygulanmalıdır.

 Uyku, yemek, içmek, nefes almak ve teneffüs etmek gibi fizyolojik bir ihtiyaçtır.

İnsanın vücut ve ruh dengesini sağlar. Sinir sistemi dediğimiz beyin ve sinirleri düzenler.

   Uyku yaşla ters orantılıdır. Yaş büyüdükçe uyku azalır. Küçükler çok, büyükler az uyur.

Unutulmamalıdır ki; uykunun da beslenme gibi, azı yetersiz, çoğu da zararlıdır.

Uykunun az veya çok oluşundan öte kalitesi önemlidir. Kısa bir süre de olsa;

sade ve deliksiz bir uyku uzun süreli ama sağlıksız olan bir uykudan daha iyidir.

Uykusuzluğa karşı bilinen tedavi yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz.

Gerginliği ve depresyonu azaltan, rahatlatıcı, gevşetici ilaçlar.

Uyku getirici ilaçlar. Bu ilaçlar insanda bağışıklık da yapabilmektedir.

Uyku ilaçları kullanıldığında insan tamamen uyuşur, etkisiz, hareketsiz,

cansız kalır. Devamlı uyku hali ve uyuşukluk içerisinde olur.

Bu süre, 12-18 saat kadar devam edebilir.

Bitkilerden üretilen doğal ilaçlar. Hiçbir bağımlılığı ve bağışıklılığı görülmemekte olup,

kesin sonuca ulaşmada  etkili yöntemlerden birisi olarak bilinmektedir.

Çevrede bulunan şifalı bitkiler eczanesinden bir hekim tavsiyesiyle kolayca

ve oldukça da ucuza  elde edilebilir.

Yatmadan evvel ılık duş. Yatarken ılık bir  duş alınması vücudun gevşeyip rahatlatmasına

  ve güzel bir uyku uyunmasına katkıda bulunabilir.

Yatmadan yarım saat önce yoğurt yenmeli, ayran veya ılık süt içilmelidir.

Hafif jimnastik ve spor yapıldıktan bir saat sonra yatılmalıdır.

Kapsamlı bir masajdan sonra yatılmalıdır. Vücuda yapılan masaj,

kasların gevşemesine ve vücudun rahatlamasına katkı sağlayacaktır.

Gürültüsüz bir odada ve yalnız yatmak tercih edilebilir.

Geç yatılıp erken kalkılır, uyandıktan sonra tekrar uyumak için yatılmamalıdır.

Uyku kısaltılmalı ve belli bir standartta tutulmalıdır.

Uyku tam alınamadığı hallerde dahi, sabahleyin soğuk bir duş almak,

bütün günü ve muhtemelen gecenizi çok rahat ve zinde geçirmenizi  sağlayacaktır.

Yatmadan yarım saat önce, ayran veya uyku getirici şuruplardan içilmesi çok rahat bir uyku sağlayabilir.

Ancak  ilaçların çoğu, uzun süre kullanılmak zorunda kalındığında bağışıklık yapabilmektedir.

Her gün aynı vakitte yatılmalı ve kalkılmalıdır.

Yatılan yer temiz, sessiz, loş ve biraz da karanlık bir mekan olmalıdır.

Uyku uyunacak ev ya da oda; araba gürültülerinin yoğun olarak duyulduğu bir ortamdan uzak olmalıdır.

Yastık alçak ve biraz sert olmalıdır. Yatak da aynı şekilde sağlığa elverişli ve hafif sert olmalıdır.

Yatarken zihni yorucu şeyler okunmamalı, aşırı heyecan, üzüntü ve sevinç verici televizyon görüntüsü

ve muhtelif olaylardan uzak durulmalıdır.

Yatarken sinirler gergin olmamalı, sıkıntılı, vesveseli, öfkeli ve derin düşünceli olunmamalıdır.

Aç veya aşırı tok olarak yatılmamalıdır.Yatarken ağır yemek   yenilmemeli,

hafif yiyecekler tercih edilmelidir.

Özellikle ramazan günlerinde sahurda kahvaltı türünde yiyeceklere önem verilmelidir.

Gece vaktinde ve yatarken sıvı yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.

Özellikle sinirleri uyarıcı kahve ve çay alınmamalıdır.

Soyunarak, vücudu gevşetip yatılmalıdır.

Uyku odasının serin ve havalandırılmış olmasına dikkat edilmelidir.

Uyku uyunacak oda sıcak olmamalıdır.

Mümkünse tek olarak yatılmalıdır.

Yatıldıktan sonra uyku tutmamış ise uyumak için zorlanmamalı,

kalkıp kısa bir süre evde gezinilebilir,  televizyon seyredip kitap okunabilir,

hafif jimnastik yapılabilir veya duş alınabilir.


Tamamen uyku gelmeden yatağa girilmemelidir.

Vücut yorgun olmalıdır. Gündüz hiçbir faaliyeti ve hareketliliği olmayan  

bir vücut la kolay  ve sağlıklı bir uyku sağlanamaz.
 

Uykuyu etkileyen faktörler:

 

a- Uykuyu kolaylaştıranlar:

* Sessizlik

* Karanlık

* Uygun ısı

* Uzanma ve oturma

* Fikri dinlenme

* Yorgun vücut

* Süt, yoğurt ve nişastalı gıdalar.

 

b- Uykuyu zorlaştıranlar:

Hareketli faaliyetler

* Şiddetli uyaranlar

* Dert ve can sıkıntısı

* Yoğun stres

*Öfke  

* Endişe ve karamsarlık

* Aşırı vücut ve zihin yorgunluğu.

Gerçekten de  sağlığın kıymeti kaybedilince anlaşılıyo

r ve diyorsunuz ki; dünya servetleri bir yana, benim sağlığım bir yana.

Dünyaları verseler sağlığımla asla değişmem. Bu tepkiler çok doğal tepkilerdir.

 

 
4-  SABIR

Her işin  başında   besmele, her olayın  çözülmesinde

sabır vardır.

Sabır; insanın manevi hamurunda, önemli bir katkı, bir tekabül mayasıdır.

İnsanı; maddi dünyada başarı ve mutluluğa, manevi  dünyada da o sonsuz

kurtuluşa götüren, şaşmaz ve sapmaz bir yoldur. Sabır; yüce Kur`an`da

bildirilen, insanlık düşmanı şeytanın, bütün taktik ve dürtülerine karşı,

beşerin en güçlü savunma silahı, en sağlam siperidir. Yüce Allah`ın

Kur`an`da bir çok ayetlerle müjdelediği, ‘cennet anahtarlarından biridir’ sabır.

Sabır ömrün bereketi, lezzeti, anahtarı, her sıkıntının tedavi seansı,

her mutluluğun başlangıcı, her zifiri karanlığın bitiş komutudur.

Âl-i İmren: 200: “Ey inananlar SABREDİN, direnin. savaşa hazırlıklı,

uyanık bulunun ve Allah`tan (CC)korkun ki başarıya eresiniz.”

            Bakara 156 - 157 : “ Ant olsun, sizi korku, açlık, mallarınızdan, canlarınızdan ve

ürünlerden eksiltmek gibi şeylerle deneriz; SABREDENLERİ MÜJDELE Kİ,

onlara bir bela eriştiği zaman; “Biz Allah içiniz ve biz O’na döneceğiz” derler.

 İşte Rablerinden bağışlamalar ve rahmet hep onlaradır ve doğru yolu bulanlar da onlardır. ”

            Zümer 10:“ Ancak “sabredenlere”  mükafatları hesapsız olarak ödenecektir .”

            Furkan 75:“ İşte onlar sabretmelerine karşılık saraylarda ödüllendirilecekler

ve orada bir sağlık dileği ve selam ile karşılanacaklardır.”    

Şair Cengiz NUMANOĞLU  sabrı şu şekilde şiirleştiriyor.

SABIR SINAVIDIR ÖMÜR DEDİĞİN

Nefsin işkencesi düşmandan beter,

Onun zulmü ancak savaşla biter.

Silah istiyorsan, iraden yeter,

Sabır sınavdır, ömür dediğin ...

                        Zaman sermayesi,   sanma ki, çok  bol

Beşikten bastona, kaç adımlık yol ?

Bu kanun değişmez, kim olursan ol,

Sabır sınavıdır, ömür dediğin ...

 

Nimet sırrı gizli, hayır ve şer’de,

Devayı da verir,  verdiği derde,

Akıl, isyan ile, aranda perde,

Sabır sınavıdır, ömür dediğin ...

 

                        Ezel arşivinden, kader silinmez,

                        Hakk`tan gelirse, karşı gelinmez,

                        Her şer de hayır var, kulca bilinmez,

                        Sabır sınavıdır, ömür dediğin ...

 

Yüce Allah, kulu, fazla sevince,

Bazen alır dener, bazen verince,

Düşünen insana, mesaj derince,

Sabır sınavıdır, ömür dediğin... 

 

                        Dünya nimetinden, faydalan amma,

Onları, her derde devadır sanma.

Mal mülk çöplüğünde, çok oyalanma,

Sabır sınavıdır, ömür dediğin ...

 




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.