Öne Çıkanlar Erbakan Vakfı Genel Başkanı Fatih Erbakan RTÜK CEMAATLER ŞİRKETLEŞMEMELİDİR Siyer-i Nebi Yarışması Soruları ve Cevap Anahtarı yeniden diriliş

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu : Bu mantıkla Ülke Yönetilmez








Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, son KHK'ları değerlendirdi.
Karamollaoğlu'nun konuşmasından satırbaşları:
- Siz bu şekilde davranırsanız birileri çıkar bu Kanun Hükmünde Kararname değil Karun Hükmünde Kararname der... Çünkü Karun'ların hükümleri tartışılmaz...
- Bizi FETÖ'cülükle itham etmeye çalışıyorlar. Biz el-insaf diyoruz.
- FETÖ sanıklarına getirilen elbise düzenlemesine benzer uygulamayı Türkiye 12 Eylül'de tecrübe etti. Bugün aynı hataya düşülüyor. Kaş yapayım derken göz çıkartılıyor.
- Biz Saadet Partililer olarak Milli Görüşçüler olarak tutuklandık ama böyle bir muameleye maruz kalmadık. Masumiyet karinesi esastır. İki husus yoksa kimse tutuklanamaz:
1- Delilleri karartma ihtimali
2- Kaçma ihtimali varsa tutuklanabilir.
- Tek tip elbise nereden çıktı. Bazı tutukluların üzerindeki tişörtlerde yazan "Kahraman" yazısından dolayı... Devlet orada, kardeşim giydirme o tişörtü orada...
Siz bunu bahane ederek belki yarın serbest bırakılacak kimselere tek tip elbise giydirirseniz bu olmaz.
- Guantanamoya benzer uygulama kabul edilemez. Amerika'nın yaptığı gibi 15 yıl içerde tutacaksın, sonra biz delil bulamadık deyip salacaksın... Siz bu dünyada var derseniz, kusura bakmayın ama Amerika bugün dünyanın yüzüne bakamaz hale geldi...
- Bu ülkeye ihanet etmiş kim varsa en ağır şekilde cezalandırılsın bundan yana hiç tereddüt gösterilmemeli.
- Bugün Türkiye döviz sıkıntısı çekiyor. Yabancı yatırımcı ülkemize gelmemekte... Hükümetin bu tavırları neden meydana geldiğini düşünmeye ihtiyacı var.
- İşte bu KHK'lar ekonomimize de darbe vurmaktadır.
- Biz uyarılarımızı yaparken kardeşlik vazifemizi yerine getiriyoruz. Karşı bir parti olarak konuşmuyoruz.
- OHAL'le yönetilen, KHK'larla yönetilen bir ülkeye yatırımcı gelmez çünkü kendisini güvende hissetmez. Bir kez daha uıyarıyoruz. Türkiye'nin KHK'lar ve OHAL'le yönetilmesi mümkün değildir.
- Sizi uyarmaya çalışıyoruz. Allah aşkına bundan sonra bu tavırlarla problemleri çözmeye çalışmayın. Muhalifleri dinleyin, sizi uyaranları dinleyin. Acaba bize doğru mu söylüyorlar diye kulak verin.
- Taşeron işçiliğin nereden ortaya çıktığını hala belirlememişiz. Şeker fabrikaları geçici çalışıyor. Mevsimi gelince işçi alınacak, iş bitince gönderilecek. Yaptığınız iş sürekli ise taşerona gerek kalmaz. Neden kadroya almıyorsunuz? İşçi gerekliyse kadroya alın. Neden taşeron işçiye ihtiyaç var?
- Taşeron işçileri kadroya geçirmek ne anlama geliyor? Sadece bir kısmını kadroya alacaksınız, yeniden taşeron işçiyle kadroyu şişireceksiniz.
- Bu işler böyle giderse hükümet bu problemleri çözemez.
- Asgari ücret için sınır açlık sınırını düşünüyor. Bu acziyetin, beceriksizliğin ifadesidir. Çalışan insan neden açlık sınırında yaşasın?
- Taşeron işçiyi alırken mülakata tabi tutacaklar. Mülakat dediğiniz şeyde siz liyakatı mı araştıracaksınız? Bizim partiye üye mi diye bakacaksınız?
- Bakan diyor ki 110 bin öğretmene ihtiyaç var diyor, arkasından 20 bin öğretmen alacağız diyor. 90 bin kadro boş kalacak. Bunu çözün! Çözemezler.
- ByLock konusu artık tek başına suç sayılmayacak diye bir müjdeli haber aldık. FETÖ ByLock'la ilgi kurmak için bir tuzak hazırladı. Siz bir siteye giriyorsunuz, ancak ByLock indirmiş gibi görünüyorsunuz. Bunlar araştırınca kayıtlarda görünüyor. 3 saniye kayıt var. Bu kadar zamanda ByLock'çu olunmaz.
- Antalya teşkilatımızdan Ali Aktaş kardeşimize teşekkür ediyorum. Onun çabaları neticesinde bu adım atılmış oldu.
- Adalet mülkün temeli ama siz gelin de bunu bugünkü hükümete anlatın. Devlet olarak hata yapmayı alışkanlık etti arkadaşlar.
- Bugün bu örgütle bağlantısı olmayan tek kurum Saadet Partisi'dir. Kan uyuşmazlığı vardır.
- Benim hafızam almıyor. 10 yıl bunları (FETÖ) kim besledi yahu? Bunlarla hiç irtibatınız olmamış gibi davranıyorsunuz. Bir kişi selam verdi diye mahkum ediyorsunuz! Olmaz yahu. İnsafa sığmaz!
- Devletin en kritik yerlerini bunlara vermişler, ülkeyi mahvetmişler... Hala da bunların farkında değiller. Allah yardımcımız olsun.
- Biz sözlerimizi kardeşlik vazifesi olarak söylüyoruz. Belki bazen sert söylüyoruz. Sözlerimiz samimidir. Bir ülke böyle yönetilmez. Bu böyle gitmez. KHK'larla ülke yönetilmez.
- Özellikle bir KHK çıkarıldığı zaman bu KHK'nın Meclis'e sevkedilmesi lazım. Yapmıyorlar. Yasama organlarında çalışanlar, itibarlı hakimlerden kendinize örnek alın. O makamda oturmama pahasına bu böyle olmaz diyebilin yahu. Bürokraside dik duranlar olmazsa siyasi iktidar kimseye itibar etmiyor. Hakaret ederek, ötekileştirerek, sadece sayısal çoğunluğu hakkaniyet kabul ederek ülke yönetilmez.
- Doğru hak anlayışı bir şeydir ama çoğunluk hak sebebi sayılamaz!
SORU-CEVAP
KHK ile ilgili yapılan itirazlara Başbakan'ın dikkate almayacağız açıklaması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Neden bir Başbakan kendisine yapılan ikazları dikkate almayacağını söyler. Ne olur yani itibarınızdan bir şey mi kaybedersiniz?
Taşeron işçilerin kadroya alınması ile ilgili bir soru üzerine:
- Taşeron işçilerin kadroya alınmasında siyasi bir baskı olma ihtimali var. Mülakatta liyakatin esas alınması gerekir. Böyle bir endilşe var.



Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, son çıkarılanKHK'yı değerlendirdi. Türkiye'nin 20 Temmuz 2016 tarihinden itibaren olağanüstü hal (OHAL) ile yönetildiğini belirten Karamollaoğlu, darbe girişiminin ardından 30 ayrı KHK yayımlandığını söyledi.

Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Temel Karamollaoğlu, iktidara yönelik eleştirilerde bulundu. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “KHK'lar ekonomimize de darbe vurmaktadır. Bugün Türkiye döviz sıkıntısı çekiyor. Yabancı yatırımcı ülkemize gelmemekte... Hükümetin bu tavırları neden meydana geldiğini düşünmeye ihtiyacı var.” dedi.

ÜLKENİN OHAL'LE YÖNETİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL
“Biz uyarılarımızı yaparken kardeşlik vazifemizi yerine getiriyoruz. Karşı bir parti olarak konuşmuyoruz.” diyen Karamollaoğlu, “OHAL'le yönetilen, KHK'larla yönetilen bir ülkeye yatırımcı gelmez çünkü kendisini güvende hissetmez. Bir kez daha uyarıyoruz. Türkiye'nin KHK'lar ve OHAL'le yönetilmesi mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.



Türkiye 20 Temmuz 2016 tarihinden beri, yani 17 aydır OHAL ile yönetiliyor. 15 Temmuz’dan bu yana 30 ayrı KHK yayımlandı. Neredeyse KHK ile düzenlenmeyen tek bir konu, tek bir alan kalmadı, kanunun yerini kararname, Meclis’in yerini Saray, 80 milyonun iradesini bir kişi aldı.
Binlerce insan bir kararname ile ihraç ediliyor. Devasa kuruluşlar bir kararname ile kapatılıyor. Anayasa ile teminat altına alınmış temel hak ve özgürlükler bir kararname ile rafa kaldırılıyor. Malumunuz olduğu üzere geçtiğimiz ''pazar günü'' Resmi Gazete'de 2 yeni kanun hükmünde kararname yayımlandı. Son KHK’da yer alan; ‘’15 Temmuz darbe girişimi ve 'girişimin devamı niteliğindeki eylemlere' müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğu doğmayacağı’’ ifadesi kanaatimizce çok yanlış ve ucu açık bir düzenlemedir. 
Bu tür kararnameler yarın beklenmeyen ve istenmeyen sonuçlar ortaya çıkarabilir. Bu ülke geçmişte, kendisini devlet yerine koyan, devlet adına iş yapmaya kalkanlardan çok çekmiştir.
Beyaz Torosların, yerini siyah minibüsler mi alıyor? Faili meçhuller hala bu milletin hafızasında canlılığını korumaktadır.
'Girişimin devamı niteliğindeki eylemler?” ifadesiyle ne kastedilmektedir? Bir olayın darbe girişiminin devamı olup olmadığına kim karar verecektir?
İktidar ve onun kayıtsız-şartsız destekçiliğine soyunanlar, bu endişeleri dile getirenleri FETÖ’cülükle suçlamak yerine bu ve benzeri soruları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde izah etmek zorundadır.





KHK'LARIN MECLİS'E SEVKEDİLMESİ LAZIM
Karamollaoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Özellikle bir KHK çıkarıldığı zaman bu KHK'nın Meclis'e sevk edilmesi lazım. Yapmıyorlar. Yasama organlarında çalışanlar, itibarlı hakimlerden kendinize örnek alın. O makamda oturmama pahasına bu böyle olmaz diyebilin yahu. Bürokraside dik duranlar olmazsa siyasi iktidar kimseye itibar etmiyor. Hakaret ederek, ötekileştirerek, sadece sayısal çoğunluğu hakkaniyet kabul ederek ülke yönetilmez.”

'2018'DEN TEMENNİMİZ, 'OHAL'SİZ BİR TÜRKİYE'
Türkiye'nin KHK ile yönetilen bir ülke haline geldiğini ve KHK ile düzenlenmeyen tek bir konu kalmadığını vurgulayan Karamollaoğlu, şöyle konuştu:

"Kanun yerine kararnameler, Meclisin yerine saray, 80 milyonun iradesini maalesef bir kişi üstlendi. Binlerce insan bir kararname ile ihraç edilir, işinden, aşından olur duruma geldi. Devasa kuruluşlar bir kararname ile kapatıldı. Anayasa ile teminat altına allınmış temel hak ve özgürlükler bir kararname ile rafa kaldırılıyor. Bu yüzden bizim 2018 yılına ilişkin ilk temennimiz, OHAL'siz bir Türkiye'ye kavuşmaktır. Çünkü esas olan bir kişinin, külliyenin iradesi değil, Türkiye'nin iradesi olmalıdır. Ne yazık ki bu hükümetin ne anayasaya, ne de yasalara hiç mi hiç saygısı yok. Aslında bütün KHK'lerin bir ay içinde Meclise sevk edilmesi gerekir. Bu, usul eksikliklerinin giderilmesi için de elzemdir. Bir konu Mecliste müzakere edildiği zaman olgunlaşır.Ve hükümet Mecliste çoğunluğu elde bulundurduğu için de her zaman bu kararnameleri çıkarma imkânına sahiptir. Fakat ne yazık ki buna itibar edilmiyor. Bazıları tarafından kanun hükmünde kararnameler yerine, 'karun hükmünde kararnameler' gibi ifadeler kullanılmış. Tabi bu üzücü bir hadise. Bunu biz böylece söyleyip geçiyoruz, ama bu zihinlerde bir iz bırakıyor. Hiçbir ülke, bir kişinin Mecliste müzakere edilmeden alacağı kararlar ile idare edilir hale gelmemeli. Gelirse sonu felaket olur. Kendileri için de, millet için de zararlı olur. Çünkü müzakere edilmeyen her kararname, her kanun eksikliğe açıktır."
'BU ÜLKE, DEVLET ADINA İŞ YAPANLARDAN ÇOK ÇEKTİ'
Resmi Gazete'de yayımlanan KHK'lara da değinen Karamollaoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Son KHK'da şu ifade yer alıyor, '15 Temmuz darbe girişim ve girişimin devamı niteliğindeki eylemlere müdahale eden sivillerin cezai sorumluluğu doğmayacaktır.' Bu çok yanlış ve nereye çekilebileceği belli olmayan ucu açık bir ifadedir. Bütün siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları bunu tenkit ettiler. Herkes biliyor ki; bu tür kararnameler, yarın beklenmeyen ve istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu ülke, geçmişte kendisini devlet yerine koyan ve devlet adına iş yapmaya çalışanlardan çok çekmiştir. 'Bir zamanların ‘beyaz torosların’ yerine şimdi ‘siyah minibüsler mi’ geliyor acaba' diye, bir endişe doğuyor şimdi. 'Acaba faili meçhuller dönemine yeniden mi giriyoruz' diye bir hava oluşuyor."

‘BAŞBAKANIN AÇIKLAMASI BENİ ÜZÜYOR'
Daha sonra basın mensuplarının sorularına yanıtlayan Karamollaoğlu, Başbakan Binalı Yıldırım'ın, 'KHK metninde düzeltme yapılmayacak' şeklindeki açıklamasının hatırlatılması üzerine,"Başbakanın bu açıklaması beni üzüyor. Neden bir Başbakan kendisine yapılan ikazları dikkate almayacağını söyler. Kendileri söylüyor, 'Bu, bu manaya gelmez' diye. O zaman hangi manaya gelmeyeceğini ifade edin, ama bunu KHK ile yapın. Ne olur yani itibarınızdan bir şey mi kaybedersiniz?" dedi.

'İKTİDAR, BU AÇIKLAMAYI ÖNEMSEMELİ'
Karamollaoğlu, 'Abdullah Gül'ün KHK ile ilgili çıkışını nasıl değerlendiriyorsunuz?' şeklinde yöneltilen soruya ise şu yanıtı verdi:

"Abdullah Gül'ün açıklaması çok önemli bir açıklama. Abdullah Bey, Ak Parti'nin kurucuları arasında, fikir babaları arasında. Her noktada kedisi ile anlaşmayız doğrudur, ama bir tavrı var. Ve aynı şekilde bu hükümete bir ikazda bulunuyor; 'Burada bir sorun var, bu sorun ileride yanlış anlamalara vesile olabilir. Bundan dolayı birtakım olumsuz gelişmeler yaşanabilir, buna dikkat edin' diyor. Kendi içlerinden birisinin bunu söylemiş olmasını ben önemsiyorum ve iktidarın da önemsemesi gerektiğine inanıyorum."


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.