Öne Çıkanlar Yapılacak İbadetler 13 Mart 2016 YGS Soru ve Cevapları Okunacak Dualar A101 ! 8 Aralık 2016 Perşembe erkekte tesettür sınırı

Çocuklarda Karanlık Korkusu ! Korku Çeşitleri ve Korkunuz Fobiniz Olmaması için Kritik Çözümler
korkudan koruyan ayetler dualar ile ilgili görsel sonucu


Karanlık Korkusu Nedir

Pek çok çocuk karanlıktan korkar. Bu korkunun çocuklukta

yaşanması son derece doğaldır.

Ancak, bu korku ile başa çıkılmazsa,

sorun genelde Niktofobi olarak adlandırılan rahatsızlığa dönüşür.


 
Bu korkuya ayrıca; aklofobi, ligofobi veya skotofobi denir.

Korku filmleri, gece gerçekleşen pek çok kötü ve şiddet dolu

olayı ekrana yansıtır ve karanlıkla ilişkili korkular yaratır.

Ve ortada, suçların genellikle karanlıkta işlenmesi gibi bir gerçek de varken,

karanlıktan korkmamanız için bir sebep yoktur.

Karanlık Korkusunun Nedenleri

Pek çok niktofobik, çocukluğunda yaşadığı ve etkilerini günlerce

tekrar tekrar hissettiği belirli bir zihinsel ve duygusal travma bulabilir.

Diğer korku türlerinin aksine, karanlık korkusundan kaçınmanın

daha zor olduğunu unutmamakta yarar var.

Palyaçolardan korkuyorsanız sirklerden uzak durursunuz.

Kedilerden korkuyorsanız, onlardan uzak durabilir ve onları

sahiplenmemeyi tercih edebilirsiniz.

Buna rağmen, gündüzü takip eden bir gece ve karanlık her zaman vardır.


korkudan koruyan ayetler dualar ile ilgili görsel sonucu



Karanlık Korkusunun İşaretleri

Karanlık yerlerde bulunmaktan endişe duymak kabul edilebilir

bir korku olarak görülebilir, ama bu korku, kişi tüm zihinsel

enerjisini karanlığa yoğunlaştırdığında, kısa süre içinde fobi haline gelir.

Bu, insanda karanlık tarafından yutulma hissi ve çok şiddetli bir panik yaratabilir.

Diğer belirtiler şöyledir…


 
Göğüs ağrısı

Baş dönmesi

Nefes alamama hissi.

Kalp çarpıntısı

Terleme

Bayılma

Titreme

El ve ayaklarda karıncalanma

Vücut sıcaklığının aniden artması ya da düşmesi

Ölmek üzere olma hissi

Delirme hissi

Bu korku, insanın gücünü emen en büyük korkular arasında gösterilebilir kesinlikle,

çünkü karanlık korkusu olan insanların çok azı kendilerini bu korkudan kolayca kurtarabilmiştir.

Karanlık Korkusunun Üstesinden Gelmek

Bu korku pek çok vakada, yardım alınmadan yok edilememiştir.

Bunu başarmak, sorununuzdan arkadaşınıza bahsetmekle olacak kadar kolay değildir.

Bu paylaşımın yardımı dokunacaktır muhakkak,

ama pek çok vakada hassasiyet azaltıcı terapi gereklidir.

Bu terapi çeşidi, kişinin karanlığa hiç bir olumsuz tepki

vermemesini sağlama amacıyla geliştirilmiştir.

Bu tedavi sırasında kişi, gece vakti bir sokakta terapisti ile birlikte yürür

. Bu sırada kişi panikten uzak tutulmaya çalışılır.

Ayrıca normalde karanlıkta tek başına kalamayan kişilere,

uzun süredir sahip oldukları bu korkuya kapılmadan karanlıkta kalma fırsatları da sunulur.

Hipnotik terapi de karanlık korkusunun kökenini tanımlama açısından çok faydalıdır.

Kişinin korkusunun temel nedeni keşfedilerek,

sorunun üstesinden gelmenin en uygun yolu bulunur.

Kontrollü panik uyarıcıları da, karanlık korkusu hassasiyetini azaltmada etkili bir biçimde kullanılır.

Bu terapi, kişiyi karanlık korkusunu en güçlü yaşadığı anı

hatırlaması konusunda cesaretlendirmek için kullanılır ve

terapiste kişiyle konuşarak korkusunu daha iyi anlama ve

daha iyi bir tepkinin nasıl oluşturulacağını belirleme fırsatı verir.

Korku ne kadar erken ele alınırsa, korkuyu kontrol altına alma ihtimali de o kadar güçlü olur.

"Yaramazlık yaparsan öcü gelecek", "Oraya git de dilenciler seni kaçırsın",

"Yemeğini yemezsen seni canavarlara veririm...",

“Uslu durmazsan doktor amca sana iğne yapacak” … 

Toplumumuzda bu cümleleri duymadan büyüyebilen çocukların sayısı kaçtır acaba?

Bir toplumda “ korku kültürü” egemense belirsizliklere,

yeni durumlara karşı gülümseyerek cesaretle yaklaşabilmeyi öğrenmiş

bireylerin yetişmesi sanılandan zor olabiliyor.

Hele ki hayal dünyaları çok geniş olan çocukların korkuları bastırmakta yaşadıkları güçlük göz önüne alındığında… 

Çocuklar için yaşamın temeli 0–7 yaşları arasında atılıyor.

Bu dönemde çocuklarda zaman içerisinde gelişimsel özelliklerden

kaynaklanan korkuların oluşması normal sayılabilir fakat bu yaşlar

arasında çocuğa “Sen bilmezsin, büyükler bilir”, “Korkulacak ne var?

Sen bebek misin?” mesajları verildiğinde var olan korkuların daha pekiştiği

ve yeni korkuların temellerinin atıldığı gibi çocukların özgüvenleri de olumsuz yönde etkilenebilmektedir. 

Çocukların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında verdikleri

doğal bir tepki olan korkunun bir disiplin aracı olarak kullanılması

çocukluk korkularının ergenlik ve hatta yetişkinlik dönemlerine kadar uzamasına da neden olabilir. 

Korkular yaşla birlikte artmaktadır. Korkuyu oluşturan bütün

uyarımlardaki ortak özellik, ani ve birdenbire oluş,

bunun sonucunda da çocuğun yeni duruma uyum gösterememesidir.

Korkunun oluşumu, çevredeki koşullara, uyarının veriliş biçimine,

geçmiş yaşantılarla, o andaki fizyolojik ve psikolojik duruma bağlıdır. 


korkudan koruyan ayetler dualar ile ilgili görsel sonucu


Hangi yaşlarda hangi korkular görülebilir?


Bir korkunun mantık dışı olup olmadığı çocuğun yaşı ve gelişim düzeyine göre değerlendirilir.

Örneğin 2 yaşında bir çocuğun tuvalete oturmaktan korkması normaldir

ancak 8 yaşında bir çocuğun tuvalete oturmaktan korkması normal değildir.

0-6 Ay: Yüksek sesler ( Elektrik süpürgesinden çıkan ani ve yüksek sesler )

6-12 Ay: Yabancılardan, anneden ayrılma 

2-4 Yaş: Hayali Yaratıklar, Karanlık 

5-7 Yaş: Doğal Felaketler, Deprem, Yangın, Fiziksel Acı, yaralanma, hayvanlar 

8-11 Yaş: Başarısızlık 

12- 18 Yaş: Yaşıtları tarafından dışlanma, kabul görmeme temel korku kaynaklarıdır. 



korkudan koruyan ayetler dualar ile ilgili görsel sonucu



Korkular ne zaman fobiye dönüşür?


Aşağıdaki durumlarda çocuğun korkusu profesyonel yardım gerektiren,

normal dışı bir durum olarak değerlendirilir:  

• Korkunun kalıcılık göstermesi

• Çocuğun korktuğu şey ile takıntı halinde meşgul olması ve bunun da normal yaşamını engellemesi

• Çocuğun tüm çabalara rağmen hiçbir şekilde rahatlatılamaması veya

dikkatinin korkusundan uzaklaştırılamaması

• Çocuğu yaş ve gelişim düzeyine kıyasla mantık dışı bir korkunun varlığı

Çocuklarda sık rastlanılan korkular ve öneriler

Korkularla baş etmek için kullanılan yöntemler çocukların

bireysel özelliklerine göre farklılaşsa da kullanılan bazı örnekler aşağıda sıralanmıştır. 

Yalnızlık ve karanlık korkusu


korkudan koruyan ayetler dualar ile ilgili görsel sonucu




Çocukların korkularına neden olan faktörlerden biri endişelerdir.

Endişenin yarattığı korkuya en çok karanlıkta ve uykuya dalarken yalnız kalındığında rastlanır. 

Çocuk yaklaşık 3 yaşından itibaren toplumun kurallarıyla daha çok

annesi ve babası aracılığıyla tanışmaya başlar.

Özelikle 3–4 yaşlarında annenin desteğini kaybetme,

yalnızlık, kaza geçirme gibi korkulara sık rastlanır. 

Artık istediğini yapmada eskisi kadar özgür değildir.

Bunun sonucunda, çocuk kendini bu sıkıntılı duruma sokan

anne ve babasına karşı bir öfke duymaya başlar,

ancak bu duygusunu onlara yansıtmaya çekinir.

Yine de böyle bir duyguya sahip olduğu için suçluluk hisseder. 

Ona rahatsızlık veren bu durumla başedebilmek için,

anne ve babasını ya da genel olarak toplumu ve kuralları temsil eden

birtakım korkutucu figürler bularak, korku ve suçluluk duygularını onlara yansıtır;

bunlar bir cadı, hayalet ya da ejderha olabilir. Uykuya dalmadan önce

çocuk bilinçle bilinçdışı arasındadır. İçinde biriktirdiği öfkelerin farkına varır,

bunları bastıracak gücü kendinde bulmakta zorlanır. O zaman da,

aslında bu duyguların yaşanmasına neden olan ama aynı zamanda da

ona destek olan ve güven veren annesini ya da babasını yanında ister.

Onlar yanında olduğu zaman onların varlığından ve sevgisinden emin olur ve uykuya dalabilir.

Karanlık, çocuğun kendini yine kontrolünü kaybetmiş olarak hissettiği bir durumdur

ve endişe vericidir. Bu endişeyle başetmek için yine bir dış desteğe ihtiyaç duyabilir.

Çocuklar karanlıkta bir şey gözükmediği için kendilerini güvende hissetmez. 

Karanlıkta evde bir şey değişmeyeceğini gösterin.

Karanlığı eğlenceli hale getirin. Mum yakıp komik oyunlar yapın.

Karanlıktan korkan çocukla birlikte yatmak doğru değil.

Bir süre odasında durarak korkusu telafi edilebilir. 

Saç kesme


Çocuğunuzun saçını asla ağlatarak kestirmeyin. Gönüllü kestirin.

Gönüllü olmadığı zaman direk koltuktan kaldırın. Bir ödül planlayın.

Unutmayın ki saç kesimi sizin fikriniz, küçük çocuğunuzun değil.

Bunu tatlı bir hale getirmek için, saç kestirmeyi, sevdiği bir parka,

müzeye, bir arkadaşına veya akrabaya ziyaret veya onun için

özelliği olan bir işle birleştirin. (Bugün parka gidiyoruz,

ancak yolda durup saçını kestireceğiz.)

Bu, saç kesimi kaygısını, eğlence beklentisine çevirir. 

Küçük çocuğunuz berberde çekingenlik gösteriyorsa,

ona hatırlatın: "Acele edelim ki parka yetişelim 

Banyo korkusu


Çocuk korktuğu şeye yavaş yavaş alıştırılmalıdır.

Örneğin, banyo yapmaktan korkan bir çocuğu birdenbire suyun

altına atmak yerine önce tek başına banyoda oynamasına izin verilmelidir.

Özellikle 1 yaş civarında çocuk için korku dönemine geçmeden küçük bir

havuz alınıp deniz kenarında doldurularak ve içine oyuncaklar koyarak

bebeğin su ile oynatılmasına başlatılabilir, arada denize sokup yüzdürülmeye çalışılabilir. 

Okul korkusu


Eğer çocuğunuz yeni bir okula başlamaktan korkuyorsa,

“yeni okula başlamaktan, belki yeni arkadaşlar edinmekten

korktuğunu anlıyorum ama başladığında kendini daha iyi hissedeceğini

düşünüyorum” gibi onlu anladığınızı belirten bir cümle ile başlayıp ona korkusundan bahsetmesine izin verin. 

Daha önce arkadaş edindiğini anlatın ve hatta onunla nasıl tanışacağı

ile ilgili bir canlandırma oyunu oynayın. 

Yalnız Yatma Korkusu:

Okul öncesi çağı çocuğunun korkularından

en önde geleni tek başına yatma korkusudur.

Bunun nedeni küçük yaştan itibaren anne-babanın yanında yatma

alışkanlığından kaynaklanabilir, bu yüzden çocuklara ayrılmak zor gelebilir,

özellikle evde yeni bir bebek varsa, annenin ilgisini kazanmak için

onunla yatmak isteyebilir. Ancak, kimi zaman bunun alışkanlık ya da

şımarıklık ile ilgisi bulunmadığı, korkunun gerçek olduğu, çocuğun

saatlerce uykuya dalamayışından anlaşılır. Yatağa girme korkuları,

ölüm veya uykuya bağlı korkular nedeniyle ortaya çıkabilir.

Ailelerin bu durumda çocuğa rahatlatıcı bazı sorular sorarak

korkusunun günlük hayatıyla ilgili olup olmadığını öğrenmeleri

yararlı olacaktır.Yatma zamanı için düzenli bir program belirlemek,

çocuğun yatak ve uykuya hazırlanması için iyi olacaktır

. Çocuğun yatmadan 1 saat önce sakin olması sağlanmalıdır.

Yatak korkusu olan çocuk için uyuyana kadar onun yanında durulmalı,

uyumadan önce yanından ayrılmak için acele edilmemesi gerekir.

Karanlık Korkusu:

Çocuğun yatma korkusu karanlık ile ilgili de olabilir.

Karanlıkta her şey farklıdır ve çocukların kendilerini karanlıkta

yalnız hissetmeleri normaldir. Bu durumda yatak odasında



güzel bir gece lambası bulundurarak ya da yastığın yanında bir

cep feneri yakarak yardımcı olunabilir. Çocuk ışık yandığında

hayaletlerin kaybolacağını düşünür. Çocuğun karanlıktan korkusunun

azalması için gece yürüyüşe çıkarak normalde gündüz görülmeyen

ilginç şeyler gösterilebilir (yıldızlar, ay, gece yaşayan canlılar, vb.),

önemli olan çocuğun korkusunu anlamaya çalışmaktır.

“Bundan korkmaya gerek yok” gibi yorumlar konuşmayı daha çok engeller,

çünkü çocuk kendini pek anlaşılır hissetmez.

Çocuğun korkusu ciddiye alınınca ve çocuk; canavar,

cin ve hayaletlerin hiçbir şey yapamadıklarını ve görünmediklerini anlayınca,

korku kendiliğinden ortadan kalkar. Kalkıp ışığı açmak,

beraber odaları gezmek, tuvalete gitmek, kabusu anneye

ya da babaya anlatmasını sağlamak ve kendisini

korkutan şeyin resmini yapması çocuğa iyi gelecektir.

Ayrılık Korkusu:

Ayrılık yüzünden endişe yaşayan bir çocuk,

annesinin duygularına çok duyarlıdır. Eğer annesi de çocuktan

her ayrıldığında tereddüt ediyor, suçluluk duyuyor ya da çocuğun

odasına endişeyle giriyorsa, çocuk da ondan ayrıldığı için gerçekten de

korkulacak bir şey olduğunu düşünecektir. Bununla beraber,

bir çocuk hiçbir zaman terk edilmekle korkutulmamalıdır. Bu,

çocuğun içindeki terk edilme duygusunu uyandıracaktır.

Bu nedenle anne-babalar her konuda olduğu gibi çocukların

korkularına da duyarlı yaklaşarak, ileride güvenli bireyler olarak yaşamalarını sağlamalılar.

Ölüm Korkusu:

3-6 yaşlar arasında çocukların ölümle ilgili soruları olabilir.

Bu dönemlerde çocuğun en korktuğu konu, annesinin ölmesi

veya onu terk etmesidir, ölüme geçici bir olay gibi bakar,

ölenin geri gelebileceğini veya melek olup yaşayabileceğini düşünür.

Bu nedenle kızdığı zaman karşısındakine “öl” diyebilir.

Küçük çocuklara ölümü açıklarken hastalık veya yaşlılıkla

bağlamak sakıncalıdır. Sevdikleri hastalandığı zaman veya

yaşlı olan yakınları için endişe duymaya başlarlar.

Ölümü uzun bir yolculuğa benzetmek de sakıncalı olur.

Bir yakını uzun bir yolculuğa çıktığında ya da uzun süre uyuduğunda panik yaşar.

Ölmek nedir?" diye sorduğu zaman, ona herkesin bir gün öleceğini

ve yaşamın sonu olduğunu anlatmak gerekir.

Çocukların Korkularını Yenmesinde Ailelere Öneriler:

Çocuklar, çevrelerini tanıdıkça, beden güçleri ve

zihinsel yetenekleri geliştikçe korkularını büyük ölçüde yenerler.

Anne ve babaların, çocuklarının yaşadığı korkuların daha

ileriki yaşlara taşınmaması için dikkat edebilecekleri bazı noktalar vardır:

Çocuk kaç yaşında olursa olsun hissettiği korkuya karşı saygı gösterilmelidir.

Bağırmak, alay etmek veya korkusunu yok

farz etmek korku sürecinin uzamasına sebep olacaktır.

Çocuğun korkusunun ana kaynağını anlaşılmaya çalışılmalıdır.

Ağlama veya kriz anları geçtikten sonra sakinleştiğinde

bu konuyla ilgili sohbet edilmeli ya da ondan duygularını anlatan bir resim yapması istenmelidir.

Beraberce deneyimlenebilecek korkuları varsa çocuğun

yanında durarak ona destek olunmalı ve bu süreci atlatmasına yardımcı olunmalıdır.

Çocuk korktuğu olay veya nesneler hakkında konuşurken sakin bir şekilde dinlenilmeli,

onun korkusunu tetikleyecek aşırı tepkiler vermekten kaçınılmalıdır.
Çocuklara korkulu masallar anlatılmamalı, korku filmleri izlemesine

ve şiddet öğelerinin çokça yer aldığı bilgisayar oyunlarının oynamasına izin verilmemelidir.

Çocuğun değişik ortamlara girmesine, kişilerle olmasına ve çevreyi tanımasına izin verilerek,

çocuğun bu yeni deneyimleri yaşarken çok fazla

koruyucu olmadan onun bireyselleşmesine yardım edilebilir.

Korktuğu nesnelerin mizahi yönleri bulunup onlarla dalga geçmesi sağlanabilir.

Örneğin korktuğu canavarın resmini çizdirip süsleyerek komik bir hale sokulması gibi.

Gevşeme teknikleri öğrenilerek çocuğa uygulatılabilir.

Çocuklarda korkuyla baş etmek


Korkularla alay edilmemeli, çocuğun gerçeğine saygı duyulmalı

ve korkuyu besleyici tutumlardan kaçınılmalıdır.

Çocuğun duygularına ve korkularına saygı gösterilmeli.

"Bebek misin?", "Bunda korkacak ne var?" gibi

çocuğun korkusunu küçümseyen sözler veya korktuğu

şeyleri denemek ve görmezden gelmek fayda sağlamayacaktır. 

Çocuğunuza eskiden korktuğu ama artık korkmadığı şeyleri hatırlatın.

Korkularına aşırı tepki vermeyin, fazla ilgi göstermeniz


korkunun pekişmesine yol açabilir. Cesur olduğu, korkmadığı

durumları destekleyin. Hep olumsuza odaklanmak yerine olumluyu da alkışlamaklıyız.. 

Kendi endişelerinizden söz ederken abartılı ifadelerden kaçınınız.

Çocuğunuz bu konuda sizi model alabilir.

Sonuç olarak çocuklarda korku durumu ele alınırken var olan

korkunun çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemi özelliği mi ya da

korkuya neden olan özel bir durumun varlığı mı söz konusu olduğu

araştırılmalıdır. Çocuğun gerçeğine saygı duymaksızın korku

temelli bir ebeveyn – çocuk ilişkisi kurmanın tetikleyici bir faktör olabileceği de göz ardı edilmemelidir. 

Korkunun fobiye dönüştüğü, çocuğun günlük yaşamını doğrudan

etkilemeye başladığının sezildiği ilk anda psikolog, psikolog danışman,

okul öncesi eğitim uzmanlarının bir arada çalıştığı bir kuruma

başvurmak korkunun sonraki yıllara genellenmemesi için mutlaka gereklidir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.