Öne Çıkanlar 2016 - 2017 İngilizce NATOdan Çıkmak Dünyanın Sonu Değil siyer-i nebi yarışması Egzersiz Dönemi Başladı silahlı kuvvetler sayımız

Eğitim Bir Sen Şube Başkanı Karataş'tan 2016 - 2017 Eğitim Öğretim Yıl Sonu Değerlendirmesi








 

2016-2017 eğitim-öğretim yılı, yaklaşık 17 milyon

300 bin öğrencinin emeklerinin karşılığını görecekleri karne heyecanıyla sona

erdiğini anlatan Mustafa Karataş, “Böylece öğrencilerimiz için dinlenme,

öğretmenlerimiz için yenilenme, yöneticilerimiz için ise sorunların tespiti

ve çözümü için bir planlama dönemine giriyoruz.

Fedakârca çalışmalarından dolayı tüm eğitim çalışanlarına teşekkür ediyoruz.

Eğitim, bire bir insan ilişkilerine dayanması bakımından hassas, o ölçüde yorucu

ama ülkenin geleceğiyle, yarınlarının hazırlanmasıyla ilgili olduğu için de güzel ve

değerli bir çabadır. Erdemli topluma ulaşmada verilen her katkı, sağlanan her bir

katılım bizim için kıymetlidir. Ancak bu amaca ulaşmanın sadece okul binası inşa etmekle,

donanım sağlamakla mümkün olmayacağı da açıktır” diye konuştu.


Eğitim-Bir-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, eğitim politikalarının bir

bütün olarak tasarlanması, yeniliklerin altyapısının iyi hazırlanması gerektiğini ifade ederek, “

Değişimler, şartlar olgunlaştıktan sonra hayata geçirilmeli, her ne planlama

yapılırsa yapılsın, uygulayıcısı olan öğretmenin niteliği hepsinin önünde ve üstünde olmalıdır.

Öğretmenlerin çalışma şartları düzeltilmeli, mali ve sair özlük hakları geliştirilmeli

, mesleğin itibarını güçlendirecek adımlar atılmalıdır. Öğretmenliğin bir idealizm

mesleği olduğu unutulmamalı, her şey bu idealizme göre yapılandırılmalıdır.


Türkiye’nin yarınki sorumluluklarını üstlenecek nesiller yetiştirmek, çağın

gereklerine cevap verebilecek nitelikte güncel, gücünü medeniyet değerlerimizden

alan bir müfredatla mümkündür. Geç de olsa başlatılan müfredat çalışması

akamete uğratılmamalı, beklentileri karşılayacak şekilde bir an evvel tamamlanmalıdır.


Yeni eğitim-öğretim yılı başlayıncaya kadar eğitim çalışanlarının huzuru,

milletimizin geleceği ve ülkemizin nitelikli bir eğitim sistemine kavuşması için

sorunlara çözüm bulunmalı, beklentiler karşılanmalı, talepler yerine getirilmeli,

Ağustos ayında yapılacak toplu sözleşme görüşmeleri bunun için bir fırsat olarak görülmelidir.


Yeni eğitim-öğretim dönemi başlamadan önce, “Eğitim Çalışanlarının Sorunları ve

Çözüm Önerileri” çalıştayımızda tespit edip raporlaştırdığımız sorunlar dikkate alınmalı,


daha verimli bir eğitim dönemi için gereken adımlar atılmalıdır” dedi.


MASUMLARIN KORUNMASI, HAİNLERİN HAK ETTİKLERİ CEZAYI ALMASI

İÇİN FETÖ İLE MÜCADELE TİTİZLİKLE YÜRÜTÜLMELİDİR


Fetö ile mücadelenin titizlikle yürütülmesi gerektiğini anlatan Eğitim-Bir-Sen

2 Nolu Şube Başkanı Mustafa Karataş, açıklamasını şöyle sürdürdü; “

15 Temmuz darbe girişimi sonrası gereken tedbirlerin ivedilikle ve etkili biçimde alınması,

başta FETÖ olmak üzere, terör örgütleriyle bağlantılı kişilerin kamu görevlerinden

arındırılması gibi amaçlarla ilan edilen OHAL ve bu kapsamda çıkarılan KHK’lar

ve açığa alma işlemleri, toplumun büyük bölümü tarafından makul,

hukuk çevreleri tarafından da anayasaya uygun ve hukukun gereği olarak kabul edilirken,

açığa alma ve ihraç listelerinde masum olduğu konusunda geniş kanaat bulunan

kişilerin yer alması kaynaklı tereddütler artmaya başlamıştır.


Hakkında ihraç işlemi yapılan kamu görevlileri ile görevine iade edilmeyi bekleyen

kamu görevlileri arasında masumiyeti, millete sadakati, terör ve terör örgütlerine tepkisi,

15 Temmuz sürecindeki millet odaklı duruşu herkesçe bilinenlerin varlığı ve küçümsenmeyecek fazlalığı;

terör örgütü mensuplarının, bunlara destek olan, irtibat ve iltisakı bulunanların kamudan tasfiyesine

yönelik kamuoyu desteğinin mevcut düzeyini tehdit eder bir sonuç olarak karşımızda durmaktadır.


Her şeyden önce manipülasyon, istismar ve yüksek oranda hataya yol açan ihraç ve

açığa alma yöntemi acilen değiştirilmeli, bu işlemler için somut kriterler belirlenmelidir.

Açığa alma ve ihraç kararı verilmeden önce, haklarında iddia, ihbar ve

istihbarat bilgisi bulunan kişilerle ilgili titiz araştırma ve soruşturmalar gerçekleştirilmelidir.

Haklarında işlem tesis edilen kişilere, somut olarak hangi fiil veya davranışı sebebiyle

bu türden bir işlem uygulandığı, hangi fiilinin sabit görüldüğü bildirilmelidir.

Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu derhal faaliyete başlamalı;

kurul, görevden alma ve ihraçlarla ilgili itirazları detaylı bir şekilde değerlendirerek

ivedilikle mağduriyetleri giderecek, masumların net bir şekilde tespitini sağlayacak karar üretme işlevini yerine getirmelidir.


SÖZLEŞMELİ VE ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK UYGULAMASINA SON VERİLMELİDİR

Eğitime ilişkin reformların kalıcı hale gelmesi, derslerin boş geçmemesine,

sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin bulunmasına bağlıdır. Bu nedenle,

hem yeni öğretmen kadroları ihdas edecek hem de sözleşmeli öğretmen

alımındaki hatayı telafi ederek sözleşmeli öğretmenleri kadroya geçirecek;

ücretli öğretmenlere iş güvencesi ve kadro sağlayacak yasal bir düzenlemeye ihtiyaç vardır.


MÜLAKATLA İSTİHDAM HATASINDAN DÖNÜLMELİDİR

Tek başına sözleşmeli öğretmenlik uygulaması çok ciddi bir problem iken,

atanacak öğretmen seçiminin mülakatla yapılması, yapılan mülakatlar çerçevesinde

adayların kazanma ya da kaybetme nedeninin objektif bir şekilde izah edilememesi,

yıllarca emek vererek okumuş ve birçok yazılı sınavdan geçmiş öğretmen

adaylarının farklı komisyonlarca birkaç dakikalık mülakatla elenmesi adalet

duygusunun zedelenmesine neden olmaktadır.


Kamuya az sayıda personel alımında uygulanan mülakat ve üç katı kuralının,

millî eğitim gibi, tek bir atama döneminde binlerce adayın atamasının yapıldığı

bir kurumda sağlıklı bir şekilde uygulanması mümkün değildir. Daha ilk mülakat

uygulamasında öngörülerimizin ne kadar isabetli, çekincelerimizin ne kadar haklı olduğu,

uzun vadede birikecek yoğunluğun yönetilemezliğinin sirayet alanı çok net anlaşılmıştır

. Bakanlık, yeni alımlarda bugünkü tecrübeyi de göz önüne alarak, bu durumu

gözden geçirmeli; yeni personel alımı tercihinde, mülakat uygulaması yerine adil

hakkaniyet, ehliyet ve liyakat ölçülerine göre istihdamı yeniden düşünmelidir.

Millî Eğitim Bakanlığı, maşeri vicdanı yaralayan, hakkaniyet kriterleri her

hâlükârda tartışmaya açık olacak olan sözleşmeli öğretmenlik istihdamı

uygulamasından da, bunun yolu olan mülakatla öğretmen alımından da bir an önce vazgeçmelidir.


EĞİTİMCİYE ŞİDDETİN GELECEĞİMİZE FATURASI AĞIR OLACAKTIR

Eğitimcilere karşı şiddet, bugün okullarımızda yaygın bir sorun halini almıştır.

Maalesef öğretmenlerimiz saldırılara karşı savunmasızdır. Eğitim kurumlarında

gereken güvenlik tedbirleri yeterince alınmamakta, sorumluluk öğretmenlere

ve yöneticilere bırakılmaktadır.


Bugün gelinen noktada, öğretmene saygı sorunu, en temel meselelerimizden

biri haline gelmiştir. Sınıfların akıllı tahtayla, öğrencilerin tablet bilgisayarla

buluşturulduğu ülkemizde, geleceğimiz olan çocuklara bilgi, beceri ve değer

kazandıran öğretmenlere reva görülen muamele düşündürücü olduğu kadar vahimdir de.

Hayatlarını, çocuklarımızın daha iyi olmasına vakfeden eğitimcilere yönelik şiddet olaylarının

önü alınmazsa, gereken tedbirler ivedilikle hayata geçirilmezse, şiddet hastalığı bütün

toplumu saracak ve yarınlarımız karanlık olacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı, eğitimcilere yönelik her saldırının sıkı takipçisi olmalıdır.

Bakanlık, yargıya intikal etmiş davalarda kendi personelinin yanında olduğunu

göstermeli; nerede duracağı belli olmayan bu şiddet olaylarının bir an önce son bulması için ne gerekiyorsa yapmalıdır.



EK DERS ÜCRETLERİNDE HAKKANİYETE UYGUN BİR İYİLEŞTİRME YAPILMALIDIR

Öğretmenlerin ek ders ücretlerinde uzun süredir herhangi bir iyileştirme yapılmamıştır.

Bakanlık, üç yıl önce sendikalardan da görüş alarak ek ders esaslarında yapmayı

planladığı değişikliği bir türlü hayata geçirememiştir. 2006 yılında köklü bir

değişikliğe uğrayan ek ders esasları, 11 yıldır uygulanmakta ve değiştiği günden

beri bazı adaletsizlikler devam etmektedir. Sendika olarak hazırlayıp bakanlığa

sunduğumuz taslak dikkate alınmalı, gereken mevzuat değişiklikleri bir an önce yapılmalıdır.

Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizlik kaldırılmalı,

okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders

ücreti farklılıkları sorunu artık çözüme kavuşturulmalıdır

. Ek ders birim ücreti iki katına çıkarılmalı, öğretmenlerin girebilecekleri

ek ders saati üst limiti yeniden gözden geçirilerek, ihtiyaçlar doğrultusunda artırılmalıdır.

EĞİTİM KURUMU YÖNETİCİLERİNİN EK DERS USUL VE

ESASLARINDAN KAYNAKLI MAĞDURİYETLERİ GİDERİLMELİDİR

Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Haftalık Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin

Kararı kapsamında eğitim kurumu yöneticileri için öngörülen ders niteliğinde yönetim

görevi karşılığı ek ders ücretleri yönünden eğitim kurumları bazında farklı ödemelerin

hukuki ve fiili bir dayanağı yoktur. Bu farklı ödemeler, benzer yönetim görevleri ifa

eden aynı statüdeki yöneticiler arasında ücret farklılığına yol açmaktadır.

Bu adaletsizlik giderilmelidir. Nöbet ücretinin sadece müdür yardımcılarına

ve öğretmenlere verilmesi, müdür ve müdür başyardımcıları aleyhine ücret

dengesinin bozulmasına neden olmaktadır. Örgün ve yaygın eğitim kurumlarında

görevli müdürler ve müdür başyardımcıları yönünden, 3. Dönem Toplu Sözleşme’nin

ikinci bölümünün Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmet Koluna İlişkin Toplu Sözleşme’nin

22. maddesinde öngörülen ek ders ücretinden aşağı olmamak üzere yönetim

görevi karşılığı ders saatlerinin artırılması gerekmektedir.


KARİYER BASAMAKLARI YENİDEN HAYATA GEÇİRİLMELİDİR

13 yıl önce kariyer basamaklarında yapılan düzenleme, hedeflenen sonucu vermediği gibi,

yeni sorunların oluşmasına meydan vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal

kararının gereğinin yapılmaması, kariyer basamakları uygulamasındaki belirsizliği

günümüze kadar devam ettirmiştir. Tezli yüksek lisans yapanların açtıkları on

binlerce dava yerel mahkemelerde öğretmenlerin lehine sonuçlanmış, daha sonra

ise Danıştay kararıyla öğretmenlerin aleyhine olacak şekilde reddedilmiştir.

Bunun sonucunda yüz binlerce öğretmen mağdur olmuştur. Kariyer basamaklarında

yükselmeye yönelik olarak Anayasa Mahkemesi kararında sınava ilişkin bir iptal

hükmü bulunmadığı gözetilerek yeniden sınav açılması sağlanmalıdır.


ÖĞRETMENLERE ALAN DEĞİŞİKLİĞİ HAKKI TANINMALIDIR

Alan değişikliği konusunda verilen sözlerin tutulmaması, alan değişikliği yapmak

isteyen ve alan değişikliği yapamadığı için mağdur olan çok sayıda öğretmenin

kariyer planlaması yapmasına engel teşkil etmiştir. Bakanlık bu konuda adım atmalı

ve öğretmenlere yaz döneminde alan değişikliği hakkı tanımalıdır. Öğretmenlerin

eğitim-öğretim yılı başında yeni alanlarında ve eğitim kurumlarında göreve

başlamalarını sağlayacak şekilde boş normun en az yüzde 10’u alan değişikliği için kullanılmalıdır.

OKUL YETERLİLİĞİ VE DONANIMI TAM OLARAK SAĞLANMALIDIR

Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin büyük bir kısmının personel ödemelerine ayrıldığı

ve bu payın giderek arttığı bilinen bir gerçektir. Son yıllarda GSMH’den eğitime ayrılan

pay artırılsa da, bu esas olarak, personel giderleri ile okul ve sınıf sayısının artırılması

gibi harcamalara münhasırdır. Mevcut okulların mesleki ve teknik donanımının ve

yeterliliğinin geliştirilmesi yönünde atılan adımlar ve bu alandaki gelişmeler

memnuniyet verici olsa da yeterli değildir. Bu, özellikle mesleki ve teknik eğitim verilen

okullarda kendini göstermektedir. Okul ve sınıf sayısındaki artışa paralel olarak

mevcut okulların yeterliliklerinin, teknik donanımlarının geliştirilmesi, eğitim araç-

gereçlerinin sayısı ve kalitesinin artırılması, eğitimin kalitesini artıracağı gibi,

öğretmenlerin de daha verimli çalışmalarını sağlayacaktır. Millî Eğitim Şûrası’nda

sendikamızın sunduğu tekliflerden olan ve şûra genel kurulunca da kabul edilen

okullara bütçe verilmesi kararı uygulanmalı; merkezi bütçeden, öğrenci başına ödenek uygulamasına geçilmelidir.


YARDIMCI HİZMET SINIFI ÇALIŞANLARININ GÖREV TANIMLARI BELİRLENMELİDİR

Hizmetli ve memur gibi personelin görev tanımları bulunmamaktadır.

Hizmetli kadrosunda görev yapan eğitim çalışanlarının en önemli sorunu, çalışma

saatlerinin belirsizliği ve yapmakla yükümlü oldukları işlerin net olarak tanımlanmamasıdır.

Bu nedenle memur ve hizmetlilerin görev tanımları yapılmalı, “Yöneticilerin verdiği diğer

görevleri yapar” şeklindeki ifadelerin yer aldığı mevzuat hükümleri değiştirilmelidir.

EĞİTİM KURUMLARI ÇALIŞANLARININ FAZLA ÇALIŞMA SORUNU ÇÖZÜLMELİDİR

İkili eğitim yapan kurumlar başta olmak üzere, eğitim kurumlarında hizmetli kadrolarında

bulunan personel, haftada 40 saatin üzerinde çalışmasına rağmen fazla çalışma ücreti

ödenmediği gibi, bulunduğu eğitim kurumunda çoğu durumda tek hizmetli olduğundan

personel yetersizliği gerekçe gösterilerek fazla çalışma karşılığı izin hakkından da

faydalanamamaktadır. Eğitim kurumlarında çalışan personelin haftalık 40 saati aşan

çalışmalarının karşılığı fazla çalışma ücreti ödenmesi ya da personel yetersizliği

gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının

sağlanması yönünde düzenleme yapılmalıdır.


EĞİTİM KURUMLARININ HİZMETLİ VE MEMUR İHTİYACI KARŞILANMALIDIR

Okullarımız, eğitim-öğretimin sürdürülmesi için zorunlu yardımcı hizmetleri ifa eden

personelin eksikliğini ciddi şekilde hissetmekte, bu durum eğitim hizmetlerinin aksamasına

neden olmaktadır. Temizlik işleri özel kişi veya firmalara ihale edilmekte, bu defa da

karşılaşılan masrafları ödemek mümkün olmamaktadır. İstihdam edilen hizmetlilerin

finansmanı da ayrı bir problemdir. Hizmetli kadrosunun olmadığı okullarda bu kişiler

okul-aile birliği bütçesinden istihdam edilmekte ve bu durumda gerek ücretleri,

gerekse sigorta primleri ve gelir vergisi okullarca üstlenilmekte olup çoğunlukla

velilerden alınan ‘bağış’larla karşılanan kaynağın büyük kısmını alıp götürmektedir.

Hizmetlilerin eğitim kurumlarında gece bekçisi olarak görevlendirilmesi uygulamasına son verilmelidir.


NORM FAZLASI ATAMALARI AYRICALIKLI BİR ATAMA USULÜ OLMAKTAN ÇIKARILMALIDIR

Norm kadro güncellemeleri ve norm kadro fazlası olmaya bağlı yer değişikliği

işlemleri ile mazerete ve isteğe bağlı yer değişikliği ve atama işlemleri arasında

bir planlama ve uygulama bütünlüğünün bulunmaması, hizmet puanı daha düşük

olanların adalet ve hakkaniyet duygusunu zedeleyecek şekilde, yer değiştirme

işlemlerinde avantajlı bir konum elde etmelerine imkân sağlamaktadır. Bunun

önüne geçmek için, eşitlik ve adalet ilkelerini gözeterek mağduriyet üretmeyecek

bir atama ve yer değiştirme planlaması yapılmalıdır.


HİZMET İÇİ EĞİTİM ÇALIŞMALARI MESLEKİ GELİŞİME DAYALI OLARAK

YENİDEN PLANLANMALIDIR

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından öğretmenlere yönelik yürütülen hizmet içi eğitim

faaliyetlerinin, öğretmenlerin mesleki gelişimlerine kısa vadede katkıda bulunma

noktasında yetersiz kaldığı, özellikle mesleki bilgi ve tecrübe paylaşımını sağlamaktan

uzak olduğu görülmektedir. Eylül ve Haziran dönemindeki seminer çalışmaları başta

olmak üzere, öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitim faaliyetlerinin mesleki bilgi ve tecrübe

paylaşımını öne çıkaran, şeffaf ve hesap verilebilir; sözleşmeli öğretmenlerin de

katılımına imkân sağlayacak, katılımcılığı esas alan tarzda planlanması; hizmet içi

eğitim faaliyetlerinin planlanmasında öğretmenlerin de dâhil edildiği katılımcı

programlamanın yapılması sağlanmalıdır.


MAZERETE VE İSTEĞE BAĞLI İLLER ARASI VE İL İÇİ YER DEĞİŞİKLİĞİ

İŞLEMLERİ EŞ ZAMANLI YAPILMALIDIR

Mazerete ve isteğe bağlı iller arası ve il içi yer değişikliği işlemlerinin eş zamanlı

yapılmaması, yer değişikliği taleplerinin amacı karşılar noktada gerçekleştirilmesine

engel olmaktadır. Öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliği kapsamında mazerete

ve isteğe bağlı iller arası ve il içi yer değişikliği işlemlerinin eş zamanlı yapılması

, söz konusu taleplerin amacına uygun olarak gerçekleştirilmesinin yanında

sürecin hızlandırılmasını da sağlayacaktır.


ADAY ÖĞRETMENLİK SÜRECİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR

Öğretmenlerin mesleğe kabul için gerekli şartları taşıdıklarını, gerek lisans

mezuniyetleriyle gerek KPSS alan bilgisi sınavıyla ispatladıkları halde, yazılı ve

sözlü sınava tabi tutulma şeklinde tekrar tekrar eleme süreçlerinden geçirilmeleri,

kamu görevi açısından hem eşit hem de adil olmayan bir uygulamadır. Aday öğretmenlerin

asli öğretmenliğe geçişlerinde uygulanan yazılı ve sözlü sınav kaldırılmalı, bunun yerine

mesleki gelişim odaklı hizmet içi eğitim süreci konulmalıdır.


REHBER ÖĞRETMENLERİN İSTİHDAM AMACINA VE ASLİ GÖREVLERİNE

AYKIRI DÜZENLEMELER YAPILMAMALIDIR

Rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri, niteliği gereği sürekli gözlem

ve süreç takibi esasına dayanan, dolayısıyla yer ve zamana bağlı kılınması,

belli bir zaman diliminde ifa edilerek tamamlanması mümkün olmayan faaliyetlerdir.

Bu nedenledir ki, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerinin ve bu hizmetleri yürüten

rehber öğretmenlerin mesai saatlerine tabi tutulması, nöbet görevi gibi, asli işlerini

sekteye uğratacak yan yükümlülükler altına sokulması türünden rehberlik

faaliyetinin özüne zarar verecek düzenleme düşüncesinden vazgeçilmelidir.


EĞİTİM KURUMU YÖNETİCİLERİ SOSYAL GÜVENLİK, İŞ SAĞLIĞI

VE GÜVENLİĞİ İŞLEMLERİNDEN DOLAYI DOĞRUDAN SORUMLU TUTULMAMALIDIR

Sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği işlemleri başta olmak üzere hukuken ihmal olarak

nitelendirilebilecek aksaklıklar nedeniyle idari para cezası yaptırımı doğuran hallerden

doğan sorumluluklar, meslekî eğitim veren ortaöğretim kurumları başta olmak üzere,

eğitim kurumu yöneticilerini hukuki ve mali açıdan telafisi imkânsız zararlara maruz

bırakmaktadır. Meslekî eğitim veren ortaöğretim kurumları, öğretmenevleri, akşam

sanat okulu ve mesleki eğitim merkezleri müdürlükleri ile okul aile birliklerinin işveren

sıfatıyla Sosyal Güvenlik Kurumu başta olmak üzere, kurum ve kuruluşlara yönelik bildirim,

beyan, ödeme ve benzeri işlemlerinin, ilçe/il millî eğitim müdürlükleri eliyle

gerçekleştirilmesi noktasında düzenleme yapılması; eğitim kurumu yöneticilerini

kasten yapılanlar hariç olmak üzere, kusurlarına karşı koruyacak, hukuki ve

mali sorumluluklardan doğan zararları tazmin edecek bir mekanizma kurulması sağlanmalıdır.


YÖNETİCİLERİN GÖREV SÜRELERİ DÖRT YILLA SINIRLI TUTULMAMALIDIR

Eğitim kurumu yöneticilerinin görev sürelerinin dört yılla sınırlı tutulması ve görev

süresinin sonunda yeniden görevlendirilmeme halinde norm kadro fazlası olarak

belirlenme ihtimali, eğitim kurumu yöneticiliği görevine yeterli aday bulunmasın

ı zora sokmaktadır. Eğitim kurumları yöneticiliği görev süresinin 4 yıldan fazlA

olması ve bunun yanında yeniden görevlendirilmeyi kolaylaştıracak -yöneticilik

görevinin üzerinden alınmasını gerektirecek hallerin varlığında yeniden görevlendirilmeme gibi- tedbirler alınmalıdır.


ÖĞRETİM YILINA HAZIRLIK ÖDENEĞİ TÜM EĞİTİM ÇALIŞANLARINA ÖDENMELİDİR

Millî Eğitim Bakanlığı kadrolarında genel idare hizmetleri sınıfı, teknik hizmetler sınıfı,

yardımcı hizmetler sınıfı ve -eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı hariç- diğer hizmet

sınıflarında çalışanlara öğretim yılına hazırlık ödeneğinin ödenmemesi, aynı hedeflere

ulaşmak için aynı amaç birliği içinde aynı konuda çalışan kamu görevlileri arasında

eşitsizlik ve adaletsizlik kaynağıdır. 657 sayılı Kanun’un ek 32. maddesine göre

ödenmekte olan öğretim yılına hazırlık ödeneğinin, öğretmenlerle birlikte eğitim-

ğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden merkez ve taşra teşkilatı

kadrolarında görevli tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarına da ödenmesi gerekmektedir.


SINAV GÖREV DAĞILIMDA EŞİTLİK VE ADALET SAĞLAYACAK BİR UYGULAMA

HAYAT GEÇİRİLMELİDİR

Millî Eğitim Bakanlığı Merkezi Sistem Sınav Yönergesi kapsamında

gerçekleştirilenler başta olmak üzere, genel idare hizmetleri sınıfı ve

yardımcı hizmetler sınıfı çalışanları arasında sınav görev dağılımını

belirleyen bir düzenleme olmadığından bu personel yönünden sınav

görev yükünün dağılımı adaletsizlik üreten bir sonuç doğurmaktadır.

Yönerge kapsamında gerçekleştirilenler başta olmak üzere, genel idare

hizmetleri sınıfı ve yardımcı hizmetler sınıfı çalışanları arasında sınav

görev dağılımını düzenleyen puanlama benzeri bir sistem oluşturulmalıdır.


Eğitim-Bir-Sen olarak, eğitim çalışanlarına ve öğrencilerimize, zamana

yenik düşen değil, zaman içinde yenilenmelerini, yeni döneme daha aktif

ve daha nitelikli başlamalarını sağlayacak verimli bir tatil dönemi diliyor,

mezun olan öğrencilerimizin yeni başarılara imza atmalarını temenni ediyor

yeni eğitim-öğretim yılına sorunsuz başlamak için, dikkat çektiğimiz sorunların

acilen çözülmesi gerektiğinin altını bir defa daha çiziyoruz.”




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.