Öne Çıkanlar Yaz Kuran Kurslarında 3 milyon Öğrenci bayram tatili kaç gün Diyanet İşleri Başkanlığının 4-6 Yaş Kuran Kurslarına Büyük Tırpan tasarruflu kombi Cuma Hutbesi 14.7.2017 ! Türkiye Geneli Haftanın Hutbesi 14 Temmuz 2017

Yahudi Kürtler Referanduma Hazırlanıyor ! SİYONİZM Adım Adım Geliyor








 

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi lideri Barzani'nin danışmanı,

referandumun Kerkük'ü de kapsayacağını belirterek

ABD Başkan Yardımcısı Pence ile konunun görüşüldüğünü açıkladı.

İngiliz The Times gazetesi, bölgedeki üst düzey yetkililere dayandırdığı haberinde

, Iraklı Kürtlerin sonbaharda bağımsızlık referandumuna hazırlandığını duyurdu.

Gazeteye konuşan, Irak merkezi hükümeti eski dışişleri ve maliye bakanı Hoşyar Zebari

, "Irak'ın geleceğinden umudu kestik" diyerek DAEŞ'e karşı yürütülen

Musul operasyonunun sona ermesinin beklendiği sonbahar aylarında

bağımsızlık oylamasının yapılmasının planlandığını açıkladı.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimin Başkanı Mesud Barzani'nin danışmanı

Hemin Havrami de aynı haberde yer alan açıklamasında, referandumun

Kerkük'ü de kapsayacağını söyledi. Havrami, referendum konusunun,

Barzani ile ABD Başkan yardımcısı Mike Pence arasında da ciddi şekilde tartışıldığını gazeteye açıkladı.

Hemin Havrami, İngiltere Dışişleri Bakanlığı ile de görüşmeler gerçekleştiğini söyledi.

Gazeteye açıklamalarına devam eden Hoşyar Zebari, referandumu takiben hemen

bağımsızlık ilan edilmeyeceğini,

Bağdat hükümetiyle toprak ve tanınma konularında müzakere edileceğini söyledi.

 



 

TÜRKİYE TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

Geçtiğimiz ay Kerkük'teki bazı kamu binalarına Irak Kürt Bölgesel

Yönetimi bayraklarının asılması, Bağdat'taki merkezi hükümet ile İran ve Türkiye'nin tepkisini çekmişti.








BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Dünyanın huzurunu bozmaya ant içmiş kan emici çete: 

Gizli Dünya Devleti

15 Temmuz darbe girişiminde ortaya çıkan deliller bir kez daha

günümüzde “üst akıl” denen dış mihrakların müdahalesini gündeme taşıdı.

Askerlerin üzerinden ve kasalardan çıkan Bir Dolar”lar,

Gizli Dünya Devleti yapılanmasını birkez daha gözler önüne serdi.

 Siyasette tesadüflere yer olmadığını her fırsatta dile getiren,

bugünlerin geleceğini önceden haber veren, oyuncularla uğraşmak yerine

kafasını rejisöre
 takMANIN ÖNEMİ ORTAYA YİNE ÇIKTI

“GDD DÜNYAYI NASIL KONTROL EDİYOR?
 
ABD Dolarının üzerine 1933 yılında Roosevelt tarafından ehram yerleştirilmiştir.

Bu ehram GDD'nin dünyayı nasıl kontrol ettiğini gösteren karakteristik bir şemadır.
 
Siyonizm "üstün ırk" esasına dayanmakta ve bütün dünyaya hakim olmayı ana gaye olarak almış bulunmaktadır.

Bunun gerçekleşmesi için, Siyonizmin temel kitabı olan KABBALA,

Dünya hakimiyetinde temel esas alınmıştır. KABBALA'nın ise 3 önemli uyarısı vardır.
 
Bunlar:

l-GİZLİLİK

2-İTAAT

3-HAHAMLAR VE KABBALA TARAFINDAN KONULAN KURALLARA KESİN OLARAK BAĞLILIK

 
Gizlilik, 

diğer köle yapılmak ve sömürülmek istenen insanlar tarafından yaptıkları usulleri

ve faaliyetleri fark edilecek olursa büyük reaksiyonlar doğabileceğinden dolayı temel esas alınmıştır.

Bunun sonucu olarak da gerek kitapları, gerek konuşmaları

ve gerekse muamelelerinde SEMBOLLER yer tutmaktadır.

Bu sembollerin manasını ancak derece derece gelişerek,

kontrol ederek en üst dereceye ulaşmış kimseler tam olarak bilebilmektedirler.

İşte bu sembolik çalışma esasının bir sonucu olarak

Dolar'ın Ehram'ının üzerinde Annoit Koektist sözü yazılmıştır.

Bunun manası "zafere ulaşıldı" demektir.



Gizli Dünya Devleti Doları dünya parası yapmakla

ve kendi ehramını bu paranın üzerine yerleştirmekle kendisini büyük zafere ulaşmış saymaktadır.

Pramit'in altındaki Novrus Kordosecolorun sözünün manası ise

"yeni dünya düzeni" demektir.

Yani Siyonizmin kontrolünde Siyonizmin hakim olduğu

dünya düzeninin kurulmuş olduğu ilan edilmektedir.
 
Yeni Dünya Düzeni sloganı

 GDD'nin mürşitlerinden olan ADAM WEÎSSHAVST tarafından

l Mayıs 1776'da MÜRŞİTLER LOCASI 
kurulduğu zaman bu locanın amblemi olarak kabul edilmiştir.
 
Dolayısıyla GDD tarafından çok önem verilen bir slogandır

ve o münasebetle Doların üzerine yerleştirilmiştir.

Piramit'in alt kısmına gelince;

bu alt kısmın üzerinde Latin harfleriyle yazılmış olan 1776 tarihi,

bilmeyenlerin zannettikleri gibi,

ABD'nin bağımsızlığını kazandığı 1776 yılı münasebetiyle değil, 

ADAM V/EİSSHAVST tarafından ilk mürşidler locasının

1 Mayıs 1776'da kurulmuş olması dolayısıyla buraya yazılmıştır.




DOLAR ÜZERİNDEKİ PRAMİTİN HER BİR BASAMAĞI NE İFADE EDİYOR?
 
Bu piramitin en altındaki birinci basamağı "HUMANÎSMUS" yani bütün insanlığı ifade etmektedir.

Böylece bu piramit Siyonizmin bütün insanlığı,

yani yeryüzündeki 7milyar insanı nasıl kontrol ettiğini belirtmektedir.

Bu piramitte de görüldüğü gibi dünya hakimiyetini tesis,

bir diğer ifadeyle 7 milyar insanı yani bütün insanlığı kontrol için kurulan

sistem gizlilik ve itaat esasına dayanmakta en tepedeki yöneticilerin arzularının

yerine getirilmesi plân ve programlarının uygulanabilmesi için bütün dünyaya yayılmış

böyle bir piramit sistemi esas alınmıştır.

Bu piramitte en alttaki insanlığın üstündeki kademeleri 3 grupta toplamak mümkündür:


 
1. Halkın içine giren ve yukarının emirlerini uygulayan saçaklar:

Bunlar 3 kademe halindedir.
 
a.ROTARY, LİON, DINER, PROPELLER, YMCA

b.MAVİ LOCALAR

c.ÖNLÜKSÜZ MASONLAR (İYİ İNSANLAR)

 
2. Ucu gözüken, büyük kısmı gizli olan kademeler:

Bunlar 5 kademe:
 
a.B'NAİ B'RITH, BILDERBERG
 
TEŞKİLATLARI : Bu kademe Ara Koordinasyon kademesi olup görünen en yüksek yönetim kademesidir.
 
b.BÜYÜK ŞARK LOCASI : (Fransız mason locası teşkilatları)
 
c. KOMÜNİZM: (Rusya mason locası)

d. İSKOÇ LOCASI TEŞKİLATI : l - 33° (İngiliz mason locası)
 
e. YORK LOCASI TEŞKİLATI : (Alman mason locası)
 
3. Hiç görünmeyen gizli kademeler. 

Bunlar da 4 kademedir:

a. RT : (En üst gizli kademe: 3 Kabbalistten müteşekkil en üst komuta kademesi.)

b. 13'LER MECLİSİ

C. 33'LER MECLİSİ

d. 300'LER KULÜBÜ SANHEDRİN: (En üst yönetim meclisi).

 
En alttaki insanlık ile beraber bu kademeler 13 kademeyi oluşturmaktadır.

13 rakamı Siyonizm'de, Hıristiyanların aksine, uğurlu sayılan bir rakamdır.


 

Bu dünya teşkilatı inanç itibariyle Siyonizme dayanmaktadır.

Siyonizmin temel esasları ise yukarıda da belirtildiği gibi;

KABBALA, MUHARREF TEVRAT ve TALMUD'a dayanmaktadır.

Bu sistemin en büyük özelliği; bir kere daha belirtirsek GİZLİLİK ve İTAAT'tir.

Bundan dolayı her biri yalnızca kendisine verilen emirleri yerine getirir

(hatta kendi yaşadığı ülkenin aleyhine olsa dahi:

(Bu hususta mesela "iktibaslar : ABD Cumhurbaşkanları

 Kurulan "hücre sistemi" sayesinde her birinin yalnızca

en üst derecesindekiler bir üst örgütle bağlantı içine girebilirler.

Sistemin tümünü bütün sırlarıyla bilenler ise yalnızca en üstteki KABBALİST hahamlardır.

ÜÇGEN İÇİNDEKİ GÖZ

 
En üstteki üçgen içindeki göz : Bu sembol nihai gayeyi temsil etmektedir.

Nedir bu nihai gaye? LÜZİFER : Mason ilahının gözü! 

Bu göz "Cenab-ı Hak herşeyi görür" gerçeğinin karşısında bizim ilahımız da her şeyi görür,

hatta herşeyi daha iyi görür iddiasını temsil etmektedir.

Bu göz LÜZÎFER yani ŞEYTAN'ın gözüdür. 

Eğik bakmaktadır ve şaşıdır.

Masonlar birbirleriyle tanışmak için bu parolayı kullanmaktadırlar.

Karşılaştıklarında toka yaparken bir yandan sağ ellerinin baş parmağı

diğerinin eline özel şekilde bastırmakta ve gözlerini
 de bu resimde



olduğu gibi eğik olarak tutarak aşağıya doğru bakmaktadırlar.

Siyonizm'in inancına göre Şeytan Cennet'ten kovulduktan sonra şimdi yeryüzünde

"Ben-î İsrail"e (İsrailoğullarına) mensup insanlar vasıtasıyla

haşa Cenab-ı Hak'tan intikam alacakmış.

Siyonizm'in temelinde işte böylece "Şeytana kulluk yapmak" yatmaktadır.”

RABBİM!

İSLAM ÜLKELERİNİN LİDERLERİNİ BUNLARIN ŞERRİNDEN KORUSUN

VE ŞEYTANIN İNADINA ÜMMET BİRLİĞİ KONUSUNDA

SOMUT ADIMLAR ATMA ŞUURU NASİP EYLESİN

YOKSA TEK TEK YİYORLAR MÜSLÜMANLARI

BÖL,PARÇALA YUT....




İŞTE HAİM NAUMUN PLANI:

1-AÇ BIRAKACAKSIN

2-İŞSİZ BIRAKACAKSIN

3-BORCA ESİR EDECEKSİN

4-DİNİNDEN UZAKLAŞTIRACAKSIN

5- BÖLECEKSİN

6- BÖLDÜKLERİNİ BİRBİRİYLE SAVAŞTIRACAKSIN

7- YUMUŞAK LOKMA HALİNE GETİRECEKSİN VE YUTACAKSIN




“Türkiye’ye, Adnan Menderes zamanında “Marshall yardımı” ile el attık ve kontrol altına aldık.”

“1980 darbesi bizim isteklerimiz doğrultusunda yapıldı, (ama sonra kontrolümüzden çıkmaya başladı)”

“Binlerce Türk gencini, uydurma ideolojiler uğruna birbirine kıydırdık”

“Turgut Özal, isteklerimiz doğrultusunda kapıları sonuna kadar açtı.

Türkiye’de para putlaştırılmaya, arkadaş,

dost, aile gibi kavramlar ve kutsallar unutulmaya başlandı.”

“Kürt Devleti projesini” hayata geçirmek için önce örgüt yarattık. (PKK).”

“Türkiye bizim için (İsrail adına) çok önemli...

Su kaynaklarının önemli bir kısmı burada bulunmaktadır”

“Medeniyetin beşiği olarak Türkleri kabul edemezdik, bu mirasa el koymalıydık.

Zaten bu maksatla Osmanlı’yı yıkmak zor olmadı.”

“Hitler, bizim tarafımızdan iktidara taşındı, çünkü buradaki Yahudiler,

İsrail devletini kurmaya yardımcı olmadılar.”

“Atom bombası, Yahudilerin yaşadığı Almanya’ya atılamazdı,

bu nedenle Japonya kışkırtıldı ve oraya atılarak gücümüz ve kararlığımız ispatlandı”

“İsrail Devleti, Rotschild Ailesi’nin cömert mali desteği ile kuruldu.

Rockfeller sayesinde ayakta kaldı”

“Sovyetler Birliği’ne yeteri kadar ülke bırakılmış,

Kominist ihtilali için mali destek sağlanmıştı”

Çin, henüz tamamen kontrol edemediğimiz bir ülke

ama ABD (Yahudi) ekonomisine katkısı büyük olmaktadır”.

“Vietnam, Kore, Kamboçya, Tayland, Endonezya, Afganistan,

İran-Irak ve Yugoslavya’daki çatışma, işgal ve bölünmeler savaş sanayimizin deneme ve gelişmesine yaramıştır.”

“Zaire, Çad, Yemen, Guatemala, Şili, Brezilya, Dominik, Somali, Panama, El Salvador,

Bolivya, Ekvator, Peru, Uruguay, Angola’daki savaşlar ve darbeler bizim planlarımızdı.”

“Bütün ülke yönetimlerini kontrol altında tutuyoruz, aksi halde terör olaylarını devreye sokuyoruz.”

“Dünyada hiçbir yerde büyük çaplı mafya ve kaçakçılık olayları bizim iznimiz olmadan yapılamaz.”

Gizli Dünya Devleti'nin baş aktörlerinden birisinin itirafları

ABD’li Yahudi bankacı işadamı David Rockefeller, son yüzyılın en büyük itiraflarını yaptı.

yahudilerle ilgili ayetleri ile ilgili görsel sonucu



 
Dünya da var olan Gizli Dünya Devleti'nin baş aktörlerinden

ABD’li Yahudi bankacı işadamı David Rockefeller,

son yüzyılın en büyük itiraflarını yaptı. Rockefeller’e atfedilen bu itiraflar,

aslında hepimizin bildiği tarihi gerçekler...

TÜRKİYE’YE ADNAN MENDERES ZAMANINDA “MARSHALL YARDIMI” İLE EL ATTIK

Mesela Türkiye’yi ele alalım. Türkler de yıllar boyu komünizme karşı savaşmıştır.

1950’lerde ülke yönetimine bize desteğimizle Adnan Menderes gelmişti.

Aslında Menderes bizimle başta gayet güzel bir diyalog kurmuştu.

Bizden seçimde aldığı destek karşılığında, Marshall yardımı adı

altında devamlı borç alıyor ve ülkesinde yatırımlar yaparak sanayi

yapısını geliştiriyordu. Fakat o kadar plansız ve programsız harcama

yapıyordu ki ödeme günleri geldiğinde, bizden, borç ödemek için

tekrar tekrar borç istemeye başladı. Biz de kendisinden ülkesini yabancı

sermayeye açmasını ve bizim şirketlerimize özel imtiyazlar tanımasını,

diğer bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu’na dayatılan kapitülasyonlar

benzeri şeyler talep ettik Menderes bize bunu hiçbir zaman kabul etmeyeceğini söyledi

ve bizden uzaklaşamaya başladı. Ülke insanı ilk defa asfalt yollarla tanışıyor,

fabrikalar arka arkaya dikiliyordu. Ülkenin çoğunluğu Müslüman olduğu için

ülkenin her yerine camiler yaptırıyordu. Menderes bu şartlarda iktidarda ki

yerini uzunca bir süre için, sağlamlaştırdığını sanıyordu. Bir darbe ile

bu işe bir son verildi ve sonunun öyle bitmesini istemediğimiz halde,

çalışma arkadaşlarıyla beraber idam edildi. Sadece CELAL BAYAR kurtuldu,

çünkü bir MASONDU ve yakın arkadaşı Papa Roncalli ya da diğer adıyla 23. John,

Vatikan’ın baskısıyla onu idamdan kurtardı.

1980 DARBESİ BİZİM İSTEKLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA YAPILDI

Aynı ülkede gerçekleşen 1980 darbesi de bizim isteklerimiz doğrultusunda yapıldı.

O zamanlar ülkede bir solcular, bir sağcılar iktidara geliyor ve bizim isteklerimiz

doğrultusunda ülke ekonomisini yönlendiriyorlardı. Fakat Amerika ve

Avrupa’da gelişmiş ülkelerin piyasaları doyuma ulaşmışlar ve

biz yeteri kadar mal satamaz olmuştuk. Bunun üzerine diğer az

gelişmiş ülkelere uyguladığımız planı onları da uygulamak istedik

ve serbest piyasa ekonomisine geçmelerini ve ithalatın serbest bırakılmasını talep ettik.

Bu istediğimizi kabul etmiş görünüyorlar, fakat işi uzatıyorlardı.

BİNLERCE TÜRK GENCİ UYDURMA İDEOJİLER UĞRUNA CAN VERDİ

En sonunda bu ikilem yine bildiğimiz yollarla, Ordo Ab Chaos ile çözüldü.

Yani önce kaos, sonra düzen. Provokatörlerimiz aracılığıyla sağ ve

sol ideoloji kavgaları başlatıldı. Aslında başında onay vermiş gibi

göründüğümüz Kıbrıs Savaşı’ndan sonra ülkeye uygulanan ambargo

sayesinde halk canından bezmiş, ülkede yağ ve tuz bile bulunamaz olmuştu.

Karaborsacılar zenginleşirken halk iyice sefalete düşmüştü.

Ülkeye gönderilen provokatörlerimiz için bu halkı kışkırtmak hiç zor olmadı.

Ülke halkı sağcı ve solcu olarak iyiye bölündü ve çatışmaya başladılar.

Olaylar öyle bir dereceye geldi ki, hergün elli-altmış kişi sokak çatışmalarında

ölmeye başlamıştı. Bütün ülke terör korkusu altında eziliyordu

. İnsanlar akşamları sokağa çıkamaz olmuştu. Her an bir serseri kurşuna

hedef olmak vardı. Binlerce Türk genci uydurma ideolojiler uğruna can vermişti.

Hükümetler birbiri arkasına iktidara geliyor fakat olayları önleyemiyorlardı.

Sonra darbe geldi ve bütün olaylar bıçak gibi kesiliverdi. Zavallı ülke halkı

bu sözde başarıyı darbenin bir neticesi olarak gördüler. Çünkü nihayet terörizm sona ermiş

, ülkeye huzur gelmişti. Aslında provokatörlerin görevi bitmiş, sahneden çekilmişlerdi.

Burada oynanan oyun, halkı umutsuz ve çaresiz bir duruma düşürmek ve

onlara bir “kurtarıcı” sunmaktır; ondan sonra bu kurtarıcı ne yaparsan yapsın hemen kabullenecektir.


yahudilerle ilgili ayetleri ile ilgili görsel sonucu


ÖZAL, İSTEKLERİMİZ DOĞRULTUSUNDA KAPILARI SONUNA KADAR AÇTI

Askeri hükümet bir süre devlet yöneticiliği yaptı ve bizim belirlediğimiz

bir kişiye yönetimi devretti. Bu Turgut Özal’dı. Özal, tam da bizim

isteklerimiz doğrultusunda ülkenin kapılarını bize sonuna kadar açtı.

Bizim şirketlerimiz bu bakir piyasaya kurtlar gibi saldırdılar.

İlk önceleri fiyatları çok düşük tutarak yerli sanayinin rekabet gücünü düşürdüler.

Ülke artık Amerikan ve Avrupa yapımı mallarla dolmuştu.

Sanayi şirketlerimiz stoklarını eritirken finans şirketlerimiz de

ülkeyi artan ithalatı karşılayabilmeleri için yüksek faizlerle borç yatağına sürüklüyorlardı.

Böylece, gelişmekte olan ülkeler olarak adlandırdığımız

bu ülkelerin hemen hemen hepsinde uygulanan ve

80’li yıllarda başlatılan bu proje ile, bütün ülkeler,

hem bizlerden aldıkları mallarla sanayi şirketlerimizi zenginleştirmeye devam ediyorlar,

hem de bu malların karşılığı olan ödemelerini yapabilmek için bizim

finans şirketlerimizden aldıkları yüksek faizli kredilerle,

her sene artan bir borç batağına sürükleniyorlar.

TÜRKİYE’DE PARA İTİBAR GÖRDÜ, ARKADAŞ, DOST, AİLE GİBİ KAVRAMLAR UNUTULDU

Bu arada, Özal bütün bunların yapılabilmesi için gereken kanunları

yavaş yavaş çıkarmıştı. Bu ülke vahşi kapitalist sistemle o kadar

çabuk uyum sağladı ki, bizim bile düşünemediğimiz hayali ihracat gibi

vurgun yöntemleri keşfettiler. İnsanlar artık en kısa ve en kolay yönden

servet yapmanın peşine düştüler. Rüşvet, devlet bankalarının

çeşitli entrikalarla soyulmaları, banker skandalları birkaç örnek.

Arkadaş, dost, aile gibi kavramlar unutuldu ve sadece parası

olanlar itibar görmeye başladı. Bu arada, yerli sanayi can çekişiyor,

küçük işletmelerden başlayarak yavaş yavaş büyük işletmelere doğru

bir iflas dalgası yayılıyordu. Devlet işletmeleri ise bizim istediğimiz

yöneticilerin atanmaları sağlanarak zarar ettiriliyordu. Sonunda

bu işletmeler ya kapatılıyor, ya da özelleştirme hikayesiyle,

ucuz fiyatlarla şirketlerimiz tarafından ele geçiriliyordu.


yahudilerle ilgili ayetleri ile ilgili görsel sonucu


“KÜRT DEVLETİ PROJESİNİ” HAYATA GEÇİRMEK İÇİN ÖNCE ÖRGÜT YARATTIK

Beyni yıkandığı için temiz hayallerle işe başlayan Özal,

sonunda bu sistemin gerçeklerini görerek kendisini de kapitalizmin çarklarına kaptırdı.

Ailesini ve yakın çevresini zengin etmeye başladı.

Öyle bir duruma geldiler ki Özal’ın çevresinde prens ve

prensesler ortaya çıkmaya başlamış, biz ülke monarşizme dönüyor

diyerek kaygılanmaya başlamıştık. Aslında tam bir komedi oynanıyormuş.

Her neyse, ülke insanının tepkisini ölçmek için kendisinden

Kürt devleti fikirlerinden bahsetmesini istedik. Fakat bu düşünceler

kendisine pahalıya maloldu. Biz de Kürt devleti projemizi hayata geçirmek için

*** denilen bir örgüt yaratıldı. Bu örgütle uğraşmak ülke ekonomisine çok

büyük zarar verdi ve şu anda koskoca Osmanlı İmparatorluğu’ndan geriye

kalan bir avuç toprakta varlığını sürdüren Türkiye, bizim hiçbir istediğimiz

geri çevirecek durumda değil. Sanırım yakın gelecekte topraklarından

biraz daha, bir süre sonra da bizim için hala geçerli olan

Sevr Antlaşması uyarınca hemen hemen tamamından fedakarlık etmek zorunda kalacak.


TÜRKİYE BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ… SU KAYNAKLARININ ÖNEMLİ BİR KISMI BURADA

Rockefeller de sözü devralarak başlıyor;

Türkiye hakkında biraz daha durmak istiyorum; çünkü dünyadaki

en stratejik konumdaki ülkedir ve bizim için çok önemlidir. Nedenlerine gelince:

Bir kere Büyük İsrail Devleti topraklarının su kaynaklarının

önemli bir kısmı şu anda Türkiye’ye aittir.

İkincisi, Müslüman ve demokratik bir ülke olarak bu konuda öncü bir ülkedir.

İslamiyeti yıkmak istiyorsakönce Türkiye’den başlamalıyız.

Üçüncüsü, Avrupa ve Asya arasında bir köprü durumdadır. 

Maden, petrol, doğalgaz gibi zengin yer altı kaynaklarına sahip

Ortadoğu ve Kafkasya’ya hakim olmak istiyorsak bu ülke elimizin içinde olmalıdır.

Ortadoğu hemen hemen elimizde sayılır. Kafkasya ve Orta Asya’daki diğer

Türk devletleri de yakında darbelerle kargaşaya boğulacaklar ve

avucumuzun içine düşecekler. Bu Türkler aslında birleşip

bir araya gelseler karşılarında hiçbir güç duramaz.

Bu yüzden böyle bir olasılığa karşı, ajanlarımız her an tetikte bekliyorlar.

Türk devletlerinde kilit mevkilerdeki adamlarımız, aralarında en ufak bir

yakınlaşma sezdiklerinde hemen istikrarı bozacak olaylar ve darbelerle bunu önlüyorlar.


EN ÖNEMLİSİ, TÜRKLER MEDENİYETİN BEŞİĞİDİR VE KÖKENLERİ SÜMERLERE KADAR DAYANIR

Dördüncüsü, ülke bor madenleri bakımından dünyanın en zengin ülkesidir

ve bu maden dünyada yakın bir gelecekte, petrolden bile daha önemli bir hale gelecek.

Beşincisi ve belki de en önemli olanı Türkliye medeniyetin beşiğidir.

Milattan Önce 4.000’lerde Orta Asya’da yaşayan büyük bir felaketten

sonra yaşadıkları yerleri terk edip, Mezopotamya’ya ve

Rusya üzerinden Avrupa’ya gelen Aryanlar, yani dünyadaki en

medeni olarak kabul ettiğimiz Ari Irk’tandırlar ve Avrupa’daki Finliler,

Macarlar gibi bazı uluslar Türk kökenlidir. Ayrıca Anadolu’da büyük

uygarlıklar kuran Hititler ve Asurlular’ın da Türk kökenli olma ihtimali yüksektir.


Milattan Önce 3.500 yıllarında Mezopotamya’da yaşamış olan Sümerler

ilk yazıyı bulan, toplumda adaleti sağlamak için ilk yasaları çıkaran ve

mahkemeleri kuran, ilk para kullanan ve vergi toplaya, ilk okul açan

ve tekerleği bulan ulustur: yani dünya medeniyetinin başlangıç noktasıdır

ve soyları tarihçilerimizin araştırmalarına göre Türk kökenli insanlardır.

Çünkü Sümerler o bölgenin yerli halkı değildirler; yani göçebedirler ve

tarihçilerimizin araştırmalarına göre “kız” manasına gelen “kır” kelimesi,

“öküz” manasına gelen “ökür” kelimesi gibi bugüne kadar çözülebilen

1000 civarında Sümerce kelime ve “Ayağını yere sıkı bas,

Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır, Sel gibi silip süpürmek,

Yağ gibi erimek” gibi yüzlerce atasözü bugün Türkçe’de kullanılmaktadır.

Sümerlerin Ay Tanrısı’nın simgesi olan “Yarımay”, bugün Türkiye  bayrağında

kullanılmaktadır. Roma ve Yunan medeniyetleri Sümerlerden

oldukça fazla faydalanmışlardır; mesela yapılarındaki süslemeleri ve Sümer tapınaklarından gelir.

Fakat biz bunu örtbas etmek için, Milattan Önce 2.000 yıllarında,

yani Sümerlerden 1.500 yıl sonra başlamış olmasına ve Yunan medeniyetini,

dünyadaki ilk medeniyet olarak dünyaya tanıttık. Daha da ilginç olanı,

Yunanlılardan önce Mısır Medeniyeti başlamıştır; ama onlar da ancak

Sümerlerden 1000 sene sonra piramitlerini yapabilecek uygarlık düzeyine

gelebilmişlerdir. Mayalar ve İknalar; Sümerlerden 2000 sene sonra

ziguratlarını aynı biçimde yapmışlardır.


MEDENİYETİN BEŞİĞİ OLARAK TÜRKLERİ KABUL EDEMEZDİK, BU MİRASA EL KOYMALIYDIK

Medeniyetin beşiği olarak Türkleri kabul edemezdik; tam aksine

binbir entrika ile bu kültür miraslarına el koyarak biz onları bütün

dünyaya barbar, hak hukuk tanımayan bir toplum olarak tanıttık

ve bunda da oldukça başarılı olduk. Sümer Kralları Urukagina ve

Urnammu, çok tanrılı bir toplum kurarak, insanlar arasında adaleti

sağlamak ve haksızlıkları önlemek için yasalar çıkararak, çağımız

toplumlarına öncü olurlarken, bugün tek tanrılı bir toplum olan

Türkiye’de bizim çalışmalarımız sonucu, fuhuş, rüşvet, hırsızlık

, haksız kazanç ve gelir dağılımı aşırı düzeylerdir.

Aslında insanlar tarih kitaplarını açıp okusalar, bütün gerçeği görecekler

ama insanoğlu için duyduğuna inanmak yeterlidir, okumak çok zor gelir.

Ben de o ana kadar en medeni ulus olarak İngilizleri görüyordum.

Duydukları hiç hoşuma gitmeyince konuyu değiştirmek istedim.

yahudilerle ilgili ayetleri ile ilgili görsel sonucu


OSMANLI’YI YIKMAK ZOR OLMADI

“Dünya ülkelerini nasıl ele geçirmeyi düşünüyorsunuz?” diye sordum.

Rothschild kendimden emin bir tavırla konuşmayı sürdürdü.

Rothschild: Sana tarihten örnekler vererek gücümüzü göstermek istiyorum;

Birinci Dünya Savaşı, Avrupa’da bize karşı olan imparatorlukları dağıtmak

ve en önemlisi Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalayarak Ortadoğu’daki

petrol yataklarını ele geçirmek ve İsrail devletinin yolunu açmak için çıkarılmıştı.

İsrail devletinin kurucusu sayılan Theodor Herlz, o zamanki Osmanlı Padişahı

2. Abdülhamit’e giderek, bizim ailemizin desteğiyle Filistin topraklarını satın almak istedi.

Fakat padişah bize karşı çıktı. Bizim için Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmak çok zor olmadı.

Çünkü padişahlar genellikle Türk kadınları yerine, fethettikleri ülkelerden

köle olarak getirdikleri başka din ve ırklara mensup kadınlarla evleniyorlardı.

Tabii Hürem Sultan gibi bu kadınlar zamanla ülke yönetiminde söz sahibi oldular

ve kendileri gibi yabancı kökenli adamlarıyla bizim istediğimiz gibi,

ülkeyi yıkıma götüren bir şekilde yönetmeye başladılar. Padişahlar

ise devlet yönetiminin emin ellerde olduğu düşüncesiyle zevk ve

sefaya dalmışlardı. Bu da Osmanlı’nın çöküş devrini başlattı.

Mason örgütleri tarafından kışkırtılan insanların çıkardıkları

isyanlarla topraklar kaybedilmeye başlandı. Hazine plansız

harcamalarla tüketildi. Savaş sonunda hedefimize ulaşmamıza

az kalmıştı; ama Atatürk adında bir lider ortaya çıkarak planlarımızı

bir süreliğine ertelememize neden oldu. Tabii ki sonuçta bizim finans

ve silah sanayi şirketlerimiz servetlerini onlarca kez katladılar

. I. Dünya Savaşı sonunda Monarşizm tez olarak, Demokrasi antitez olarak,

Komünizm’i yani sentezi oluşturdu.


HİTLER, BİZİM TARAFIMIZDAN GETİRİLDİ,

ÇÜNKÜ BURADAKİ YAHUDİLER İSRAİL DEVLETİNİ KURMAYA YARDIMCI OLMADILAR

İkinci Dünya Savaşı’nın asıl sebebi şu an olduğu gibi dünyada

başlayan ekonomik krizlerdi; diğer bir önemli neden ise Diaspora’nın

yani kutsal topraklar dışında yaşayan Yahudilerin, yeni İsrail devletini

kurmaya yardımcı olmamaları ve bu ülkeye dönmeyi kabul etmemeleriydi.

Hitler’in bulunduğu mevkiye gelmesi ve Alman ulusunu büyülemesi,

yine bizim tarafımızdan aldığı mali yardımlar sayesinde olmuştur.

Harriman, Guaranty tröstü gibi Amerikan finans devleri,

Alman çelik kralı Thyssen’ın mali yardımları ve Thule Örgütü’nün desteğiyle Hitler,

dünya savaşı başlatacak güce erişiyordu. Bu iş için Hitler seçilmişti;

çünkü Yahudilerden nefret ediyordu. Sebebi ise, babaannesi

o zamanlar zengin bir Yahudinin yanında hizmetçi olarak çalışıyordu

ve babaannesi bu Yahudi patronu tarafından hamile bırakılmış,

durumdan haberdar olan evin hanımı tarafından evden kovulmuştu.

Babaanne kucağında bir bebek ile, yani Hitler’in babasıyla, başka bir

iş bulamayınca koyu Katolik olan baba evine geri dönmüştü. Hitler

zamanla bu gerçeği öğrenmiş, Yahudilere kin duymaya başlamıştı.

İsrail topraklarına dönmemekte ısrar eden Yahudileri korkutmak

amacıyla birkaç katliama izin verildi ve söylenenden çok daha az

kişinin öldüğü bu katliamlar kullanılarak sözde milyonların yok edildiği

Yahudi katliamı senaryoları üretildi. Şimdi aynı katliam senaryosu

Ermeni Soykırımı adı altında Türklere uygulanmaktadır.

Bu saçma soykırım masalı Türklere yüklenecek ve böylece

Türkiye 100 milyarlarca dolar tazminat ödemek zorunda kalacak

. Bu da Türk ekonomisi için büyük bir darbe olacaktır.


ATOM BOMBASI, YAHUDİLERİN YAŞADIĞI ALMANYA’YA ATILAMAZDI,

BU NEDENLE JAPONYA KIŞKIRTILDI

Almanlar’dan nefret eden o zaman ki Siyonist başkanımız Einstein’ın

Amerikan Başkanı Roosevelt’e bir öneri mektubu göndermesiyle

atom bombası çalışmaları Manhattan Projesi altında başlatılmış

ve kısa sürede sonuç alınmıştı. Ama bir sorun vardı, bu bomba

çok güçlüydü ve deneme yapılabilmesi için Amerika’nın halkın desteğiyle

savaşa girmesi gerekiyordu. Ayrıca Alman şehirlerinde çok sayıda

Yahudi yaşıyordu; bu ülkeye atom bombası atılamazdı. Japonlar kışkırtıldı

ve daha önceden haber alınmasına rağmen, halkın duygularıyla

oynanarak desteğinin kazanabilmesi için yüzlerce Amerikan askerinin

ölmesiyle sonuçlanan Pearl Harbor baskınına göz yumulmuş ve

bu sorun da aşılmış oluyordu.

yahudilerle ilgili ayetleri ile ilgili görsel sonucu


İSRAİL DEVLETİ, ROTSCHILD AİLESİ’NİN CÖMERT MALİ DESTEĞİ İLE KURULDU

Ve böylece Büyük İsrail İmparatorluğu’nun temelini oluşturan İsrail Devleti

1948 yılında Rotschild Ailesi’nin cömert mali desteğiyle kuruldu.

Ordo Ab Chaos yine işe yaramıştı. Bu arada savaşta iflas eden

ülkelerin ekonomilerinin düzeltilmeleri için Harriman, Rockefeller,

Vanderblit ve Rothschild finans kurumlarından aldıkları borç paralar devreye giriyordu.

SOVYETLER BİRLİĞİ’NE YETERİ KADAR ÜLKE TAHSİS EDİLMİŞ, MALİ DESTEK VERİLMİŞTİ



Sovyetler Birliği, Hegel Diyalektiği gereği bir karşıt güç  gerektiği için,

Amerikan International Barnsdall Corporation şirketinin verdiği ekipman

ve yine Amerikan W.A Harriman Company ve Guaranty Tröstü tarafından

verilen mali desteklerle petrol kuyuları ve maden yatakları açarak,

ekonomisini geliştirdi. Bu arada dünya ülkeleri komünizm ve kapitalizm

arasında seçimlerini yapmaya başlamışlar; Sovyetler Birliği’ne kapitalizmi

savunan bizlere karşı eşit bir güç oluşturması ve bu oyunun sürdürülebilmesi için yeteri kadar ülke tahsis edilmişti.

ÇİN, HENÜZ KONTROL EDEMEDİĞİMİZ BİR ÜLKE AMA ABD EKONOMİSİNE KATKISI BÜYÜK

Çin ise Amerikan Bechtel Corporation’ın verdiği teknoloji ve beyin

gücüyle süper bir güç haline geldi. Bu ülke henüz kontrol edemediğimiz,

dünyadaki tek ülke. Fakat Amerikan ekonomisine büyük katkıda bulunuyorlar;

çünkü iş gücü çok ucuz, ayda 30 dolara çalışacak işçi bulmak bizim ülkelerimizde patronların en tatlı rüyası olurdu.

VİETNAM, KORE, KAMBOÇYA, TAYLAND, ENDONEZYA,

AFGANİSTAN, İRAN-IRAK, YUGOSLAVYA SAVAŞ ENDÜSTRİSİ’NİN DENEME VE GELİŞMESİNE YARADI

Size dünyadan kısa örnekler vererek konuşmamıza devam edeceğim; 

Vietnam savaşında, Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği

silah endüstrileri, yeni imal ettiği silahları deneme fırsatı bulmuştu

ve silah sanayisini canlandırmak için devlet, eskileri kullanarak elden çıkarmıştı.

‘Agent Orange’ adlı kimyasal silah ile bu zehirin bitkiler üzerinde

ölümcül etkileri görülmüş oldu. Bir ülke ekonomisi batağa sürüklendi.

Kore savaşı ile bu ülke iyiye bölündü ve kalkınma hayalleri suya düştü.

Böylece ülke ekonomisi tahrip edildi. Ayrıca bu ülkede mikrop bombaları

ve dioksin gibi çeşitli zehirler ile biyolojik savaş denemeleri yapıldı.

Kamboçya’da Amerika ile ticaret yapmayı reddeden lider Sihanuk

1970 yılında bir darbe ile devrildi ve yerlerine ülkeyi kaosa sürükleyen Pol Pot ve Kızıl Kmerler geçirildi.

Tayland’da yine ülke yönetimi devrilerek yerine diktatörlük rejimi kuruldu.

Ülke ekonomisi yıllarca bize çalıştı.

Endonezya devlet başkanı Suharto 1957-58 yıllarında Amerika Birleşik

Devletleri’nin verdiği silahlarla Doğu Timor’u işgal etti ve yıllarca sürecek bir kaos yarattı, binlerce insan öldü.

Afganistan savaşı Ruslara silah sanayisini geliştirmek için büyük fırsatlar sunmuştur.

Biz de yeni üretilen silahların etkilerini deneyebilmek için büyük bir fırsat yakalamıştık.

Ayrıca ülke çok zengin yer altı kaynaklarına sahiptir.

Afganistan yönetimi şu anda tamamen bizim kontrolümüz altındadır.

İran-Irak savaşı Saddam’a büyük vaatler yapılarak başlatıldı.

İlk iş olarak birbirlerinin petrol kuyularını ve tesislerini bombaladılar.

Tabii sonunda petrol zengini bu iki bizlerden daha fazla silah

satın alıp savaşı kazanabilmek için ülke ekonomilerini iflas ettirecek düzeye getirdiler.

Sonuçta bütün şehirleri ve petrol tesisleri yine bizler tarafından yeniden kurulacaktı.

Bu de yine bizlerden daha fazla borç almakla mümkün oluyordu.

Saddam dolduruşa getirilerek başlatılan 1990 yılındaki Körfez savaşı,

ile ırak ekonomisi bir kez daha çökertildi; Kuveyt’i tekrar inşa etmek

için milyarlarca dolarlık iş bağlantıları yapıldı; Amerikan askerleri

bölgeye ilelebet yerleşti. Bu savaşta test amacıyla tüketilmiş uranyum

bombaları kullanıldı. Bu bombalar, etkisi yıllarca sürecek radyoaktif maddeler

yayarak bölgedeki yüz binlerce insanın, tabii bu arada bizim askerlerimizin de ölmesine yol açtı,

hala da insanları öldürmeye devam ediyorlar.

1990 Yugoslav savaşında salkım bombaları kullanıldı.

Bu teknoloji harikası bombalar yere yaklaştıklarında yüzlerce

küçük bombalara ayrışıyorlar ve yere düştüklerinde hala patlamamış olanlar

her zaman aktif birer bomba olarak kurbanlarını bekliyorlar.

Rotthschild konuşmasına “Bu ülkelerin şimdi tamamen bizim kontrolümüz

altında olduğunu sanırım söylememe gerek yok” diyerek ara verdi.

Onun kaldığı yerden Rockefeller devam etti.

ZAİRE, ÇAD, YEMEN, GUATEMALA, ŞİLİ, BREZİLYA, DOMİNİK,

SOMALİ, PANAMA, EL SALVADOR, BOLİVYA, EKVATOR, PERU,

URUGUAY, ANGOLA’DAKİ SAVAŞLAR VE DARBELER BİZİM PLANLARIMIZDI

Zaire devletinin başına CIA destekli bir darbe ile 1965 yılında geçen Mobutu,

George Bush’un deyimiyle Afrika’daki en iyi adamımız oldu.

Çad Hükümeti 1982 yılında bir darbe ile devrildi ve yerine diktatör

Hissen Harbe geçirildi. Bu geçiş sırasında on binlerce insan öldü.

Yemen 1990 yılına kadar iki ayrı devlet halinde uzun yıllar birbirleriyle savaştılar.

Bizim şirketlerimiz zenginleşmeye devam ettiler.

Guatemala’da hükümet, komünist rejim tehlikesi bahane edilerek

CIA yardımıyla 1953 yılında devrildi ve bugüne kadar bizim tayin ettiğimiz

askeri hükümetlerle ülke sonsuz bir kargaşa içinde yönetilmektedir.

Şili’de General Pinochet, 1973 yılında iktidarı ele geçirerek, yıllarca bizim

isteklerimiz doğrultusunda ülkeyi yönetti. Amerika Birleşik Devletleri’ne

aktardığı milyarlarca dolarla ülke ekonomisi bataklığa sürüklendi.

Ülke insanları sefalet içinde yüzerken, bizler daha zengin olduk.

Brezilya'da komünizmden kurtarılan bir diğer ülkeydi. Ülke yönetimi

1964 yılında bir darbe ile devrildi, ülke Amerika Birleşik Devletleri’nin

Güney Amerika’daki en güvenilir müttefiklerinden biri oldu.

Dominik Cumhuriyeti, aynı şekilde 1963 yılında bir darbe ile

bizim istediğimiz yöneticilere kavuştu. Ülkenin serveti bizlere aktı.

1990’lı yıllarda Kolombiya’da uyuşturucu ile mücadele etmek

maskesi altında ülke yönetimi ele geçirildi. CIA bu ülkeden gelen

uyuşturucu parasıyla dünyanın çeşitli ülkelerindeki operasyonlarını finanse ediyor.

Fiji, Grenada, Panama, Somali, El Salvador işgal edildi. Sarin,

hardal gazı gibi sinir gazları halk üzerinde denendi.

100 binlerce insan öldü ve hala ölmeye devam ediyor.

Bolivya, Gana, Ekvator, Haiti, Filipinler, Peru, Uruguay,

Angola, Seyşel adaları gibi üçüncü dünya ülkelerinde yapılan darbeler

ve karışıklıklar hep bizim planlarımızın bir parçasıydı.

BÜTÜN ÜLKE YÖNETİMLERİNİ KONTROL ALTINDA TUTUYORUZ,

AKSİ HALDE TERÖR OLAYLARINI DEVREYE SOKUYORUZ

Avrupa ülkelerinde kurulan İtalya Gladio’su benzeri istihbarat

örgütleri sayesinde, bütün ülke yönetimlerini kontrol altında tutmaktayız.

İstanbul’daki sinagoglara yapılan saldırılar ve Madrid’deki tren

bombalama olayları, bu ülkelere bizim isteklerimizi görmezden

geldiklerini hatırlatmak için yaptırıldı.

New York İkiz Kuleler, Pentagon saldırıları, Kenya ve

Suudi Arabistan’daki bombalama olayları ise tamamen bizim planlarımız doğrultusunda icra edildiler.

Ben “dünyada el atmadıkları başka ülke kaldı mı acaba” diye düşünüyordum.

Rockefeller böyle beni şaşkınlığa uğratmanın zevkiyle içkisini bir yudumda bitirerek sözlerini tamamladı;

DÜNYADA HİÇBİR YERDE MAFYA VE KAÇAKÇILIK OLAYLARI

BİZİM İZNİMİZ OLMADAN YAPILAMAZ

“Bu arada, bütün organizasyonların çok yüksek olan maliyetleri konusu var.

Onların kaynağı ise vergiden muaf olan vakıflarımızın topladığı bağışlardan

ve mafya ile olan bağlantılarımız sayesinde finanse diliyor.

Dünyanın hiçbir ülkesine mafya veya kaçakçılık faaliyetleri,

o devletin haberi ve izni olmadan yapılamaz. Yapılması için,

üst kademelerde işbirlikçilerin olması gerekir. Bu işbirlikçiler gözünü

para hırsı bürümüş insanlar seçilir ve bir kere bu işlere bulaşıldı mı,

bir daha çıkış yoktur. Dünyanın her yerinde tamamen bizim kontrolümüz

altında çalışan mafya, özellikle uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile ilgilenir,

çünkü en tatlı para bu alanlardadır. Bu paradan biz en büyük payı alırız

ve bu parayla birlikte masum görünüşlü vakıflarımızın desteğiyle

bütün bu faaliyetlerimiz finanse edilir ve buna işbirlikçilere dağıtılan para ve rüşvetler dahildir.

NEDEN KUZEY AMERİKA VE BATI AVRUPA VARLIKLI

BİR YAŞAM SÜRER DÜNYADAKİ 5 MİLYAR İNSAN, BİZİM 1 MİLYAR İNSANIMIZ İÇİN ÇALIŞIR

Bu örnekler inanın bana sadece buzdağının dışarıdan görünen başı.

Gördüğünüz gibi dünyanın her noktası kontrolümüz altında.

Hegel Diyalektiği’nin amacımız doğrultusunda ne kadar çok işe yaradığını görüyorsunuz.

Hiç düşündünüz mü, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri vatandaşlarına rahat ve

varlıklı yaşam olanakları sunarken, dünyanın diğer ülkelerinde neden sefalet ve

bitmeyen bir kargaşa var? Çünkü bizim ırkımız seçilmiş ırktır, diğerleri sadece köledirler.

Eğer yaşamak istiyorlarsa ömür boyu bize bu şekilde hizmet etmek zorundadırlar.

Dünyadaki 5 milyar insanı bizim toplumlarımızdaki 1 milyar insan için çalışıyorlar.

Bütün zenginlikleri bizim şirketlerimize ve dolayısıyla bizim ülkelerimize atkılıyor.

Biz gelişmiş ülkeler, her geçen gün daha da zenginleşirken, üçüncü dünya ülkeleri,

ekonomileri çökertilmiş, halkı uydurma savaşlar ve olaylarla sefalete

sürüklenmiş çaresiz bir halde; refah içinde yaşayan işbirlikçi yöneticileri

ve zengin tabakları bizim emirlerimizi bekliyorlar.

Bizimle işbirliği yapanlar, çok yakında yeni dünya hükümetinde kendi

bölgelerini bizim idaremiz altında yönetecekler. Üçüncü sınıf ülkelerin

halkları eğitim düzeylerine göre işçi olarak çalışacaklar, bizim gibi

gelişmiş halklar da bunların üstünde bir hiyerarşi içinde yönetici olarak

görev yapacaklar. Bu sınıfa giren ülke insanları için cumartesi günleri

dışında bütün bayram ve tatil günleri kaldırılacak ve ancak karınlarını

doyurabilecekleri bir maaş karşılığında, bütün yıl boyunca haftanın 6 günü çalışacaklar.

Bizim insanlarımız günün çok az bir kısmını çalışmaya ayıracak ve

günün geri kalan kısmını zevk ve eğlenceyle geçirecekler.

İlk önce bütün bu anlatılanları çok büyük hayaller olarak görmüştüm;

ama diğer ülkelerin durumu aklıma gelince gerçekleşme olasılıklarının

olduğunu hesapladım. Gerçekten de çok az televizyon seyretmeme

rağmen savaş ve ayaklanma haberleri gözüme çarpıyor, açlıktan ve

sefaletten sürünen insanları seyrettiğimi hatırlıyorum.

Ama ben medya adamıydım ve bütün bunların sebeplerini araştıracak zamanım yoktu




BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

RABBİM TÜM ŞEYTANİ SİSTEMLERDEN ÜMMETİ MUHAFAZA EYLESİN

1. İlluminati Örgütü


İlluminati Örgütü

İlluminati Örgütü

Hareket 1 Mayıs 1776 yılında Ingolstad'ta (Yukarı Bavyera),

Ingolstadt Üniversitesi kilise hukuku profesörlerinden biri olan filozof

Adam Weishaupt tarafından 5 kişiyle kurmuştur.

Illuminati, ‘Aydınlanmış Olanlar’ anlamına gelmektedir.

Topluluğun kuruluş amacı cehaletle, baskıcılıkla ve

kilisenin dogmalarıyla mücadele etmekti.

Her ne kadar asıl amaç, aydınlanarak dinsel dogmalardan uzak,

hür düşünceyi ve Newtoncu pozitif bilimin önünü açmak idiyse de,

daha sonraları gizli siyasi amaçları olduğu öne sürüldü.

İlluminati dünya siyaset tarihinin belki de zaman içerisinde üzerine

en fazla komplo teorisi üretilmiş topluluğu halini almıştır.

Günümüzdeki öne sürülen amacı ise; halk kitlelerinin karar verme

yetisini kontrol altında tutmak, dünya liderlerini ve ekonomiyi istediği şekilde yönlendirmektir.

2. Masonluk


Masonluk


Masonluk


‘Mason’ kelimesi taş ustası anlamına gelir.

Başlangıçta mason loncaları gerçekten masonlardan,

yani taş ustalarından oluşmaktaydı fakat daha sonra nedeni bilinmeyen bir şekilde,

taş ustası olmayan bir kaç kişi bu loncalara girdi ve

bu akımla birlikte oluşan yeni gruba ‘Hür ve kabul edilmiş mason’ (free mason) dendi.

Masonluk, başlangıcının resmi olarak 16'ncı yüzyılın sonu

ve 17'nci yüzyılın başlarına dayandığı düşünülen bir çeşit ‘Kardeşlik’ organizasyonudur.

Dünyanın birçok ülkesinde beş milyon üyesi bulunmaktadır.

Sadece İngiltere, İskoçya ve İrlanda’da 480 bin,

Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 2 milyona yakın üyesi bulunmaktadır.

Tarihte ve günümüzde legal sistemlerde önemli yerlerde politik adamları

ve bağlantıları bulunmaktadır.

Masonlar için sır ve gizliliğin bir gereği olan sembolizm çok büyük önem taşır.

Masonlukta semboller, Masonik ilkeleri daha iyi anlatmak,

ritüellerin içerdiği aşamaları ve öğütleri belleklere iyice

yerleştirmek bunların uzun ömürlü olmalarını sağlamak için kullanılırlar.

Masonlukta sır olarak nitelendirilen şeylerin başında Masonik işaretler,

sözcükler ve simgelere verilen anlamlar gelir.

3. Opus Dei Örgütü

Opus Dei Örgütü

Opus Dei Örgütü

Opus Dei, 2 Ekim 1928'de Madrid’te sıradan bir papaz olan

Jose Maria Escriva de Balaguery Albas tarafından kurulan 87 yıllık

İspanyol asıllı bir örgüttür. 1950 yılında papalık tarafından resmen onaylanmıştır.

Papalık, güçlü anti-komünist misyonu nedeniyle açık destek verdiği

"Opus Dei"nin statüsünü 1982'de yükselterek, örgüt önderine,

tarikat başkanlarına mahsus "piskopos" unvanını bahşetti

Gizli bir örgüt olan Opus Dei’nin tüm üyeleri Katolik meslek sahiplerinden oluşmaktadır.

Bunun yanında her ülkede de örgütten sorumlu bir Kardinal bulunmaktadır.

Onlara göre Papa’nın kimliği, Kilise’nin de, Papalık Makamı’nın da üstündedir.

Papa, Tanrı-Krallığı’nın kutsal önderidir.

Böylesine yüce bir mertebeye erişebilen kişi de elbette Olağanüstü bir kişidir.

Bu nedenle Opus Dei, böylesine olağanüstü bir kişi tarafından temsil edilen

Vatikan Devleti’ni yüceltir ve Kilise’yi ikinci planda görür.

2.8 milyar dolar serveti, 15 üniversitesi, 97 teknik okulu,

36 ilköğretim okulu olan Opus Dei ile ilgili pek çok tartışma yaşanmış 

buna rağmen örgüt herhangi bir açıklama yapmamıştır.

 

4. Kuru Kafa

ve Kemikler Tarikatı


Kuru Kafa ve Kemikler Tarikatı


1832 yılında William Huntington Russell ve Alphonso Taft tarafından

Yale Üniversitesi'nde Society of Skull and Bones ismi ile kurulan,

gizli yapısı ile üye profilinin yüksek seviyesi sebebiyle o yıllardan beri

sayısız komplo teorisine karıştırılmış olan öğrenci topluluğu. Amacı ise,

yenidünya düzenini gerçekleştirmektir. Topluluğun üye listesi,

üniversite yönetimi de dahil olmak üzere, tüm halka açılabilecek yerlerden gizli tutulur.

Mezar adı verilen S&B’nin merkezi  eski Yale kampüsüdür.

Skull and Bones'a üye olabilmek için, Yale Üniversitesi'nde

son sınıf lisans öğrencisi olmak gerekir. Pledge adı verilen adaylar,

üçüncü sınıftayken Skull and Bones üyeleri tarafından belirlenir ve aday oldukları,

bir sene boyunca izlenecekleri ve uygun görülürlerse 1 sene

sonra üyeliğe kabul edilecekleri kendilerine söylenir.

Uygun görülen adaylar ise bu bir senelik izlemenin ardından,

son sınıfta iken üyeliğe alınırlar.

Üye olmayanların giremediği ve herhangi bir pencere bulunmayan binalarına,

1960'lı yıllarda iki Yale öğrencisi, ormanda buldukları bir gizli geçit

vasıtasıyla gizlice ve şans eseri girmeyi başarmışlar ve gördüklerini anlatmışlardı.

Tamamıyla ezoterik bir yapıya sahip olduğunu söyledikleri binada,

çeşitli mabetler ve ritüelik malzemeler yer aldığını;

üst katta bulunan büyükçe bir mezar resminde ise yan yana duran

3 kuru  kafanın yanında bir taç, bir asa ve bir kalem bulunduğunu öne sürmüşlerdi.

Altında yazan yazıda ise Almanca olarak; "Kim Kral, Kim Prens,

Kim Dilenci? Ölüm Karşısında Hepsi Eşit" ibaresi, topluluğun

ezoterik ve felsefi yapısını tüm dünyanın gözleri önüne sermiş,

topluluğa yönelik yapılan sert eleştiriler, bunun ardından, büyük ölçüde kesilmişti.

Birçok ABD başkanının ve Dünya’nın en zenginlerinin içerisinde bulunduğu örgüt,

bünyesinde ki üyeleri daha iyi makamlara yerleştirmesi ile de biliniyor.


5. Trilateral Komisyonu

Trilateral Komisyonu

Trilateral Komisyonu

ABD'de yeşertilen Yeni Dünya Düzenini tüm dünyaya yani Kuzey Amerika,

Avrupa ve Japonya’ya daha iyi yayabilmek için oluşturulmuş ve

1973'te David Rockefeller, Henry Kissenger ve

Zbigniew Brzezinski tarafından kurulmuş gizli bir örgüttür.


Masonik sistemin yeni bir uyarlaması olan Komisyon,

ilk olarak Carter hükümetinde büyük güce ulaştı. Hükümette,

Carter'ın kendisi de dahil 20 önemli kişi Komisyon'a üye idi.

Komisyonun diğer üyeleri önde gelen finansörler, sanayiciler

ve akademi uzmanlarıydı. Carter'ı izleyen hükümetlerde de

Trilateral'ın etkisi sürdü; Bush ve Clinton birer Trilateral üyesiydiler.

Brzezinski, 1973-1976 arasında başkanlığını yapmıştır.

Tarikatın simgesi şu şekildedir:

Bir kürenin üç yanından üç üçgen uzayarak kürenin ortasında buluşurlar

ama birleşmemişlerdir. Bunları birleştirdiğiniz taktirde tek bir büyük üçgen meydana çıkar.

Her bir üçgen trilateralin 3 bölgesini simgeler.

Üçgenler muhtemelen piramidi simgelemektedir.

Büyük üçgen de büyük piramittir. Büyük piramidin birleşmemiş olması,

tek dünya devletinin henüz kurulmamış olduğunu gösteriyor olabilir.

6. Ku Klux Klan Örgütü

Ku Klux Klan Örgütü

Ku Klux Klan Örgütü

24 Aralık 1865 ABD'de Tennessee'de kurulan

siyahi karşıtı ırkçı gizli örgüttür.

Kurucuları; Büyük Büyücü olarak bilinen Nathan Bedford Forrest, Yüzbaşı

John C. Lester, Binbaşı James R. Crowe, John D. Kennedy,

Calvin Jones, Richard R. Reed, Frank O. McCord'dır.

Ku Klux Klan örgütü Amerikan İç Savaşı sonrasında siyahilerin kazanmaya

başladığı haklara, özgürlüklere ve siyah ırk-beyaz ırk eşitliğine karşı çıkmıştır.

Amaçlarına ulaşmak için şiddet ve teröre başvurmuşlardır.

Örgüt iki defa dağılmasına rağmen 1950 ve 1960'larda tekrar canlanmıştır.

Günümüzde bazı bölgelerde sadece yerel bazda faaliyet göstermektedir.

7. Bohemian Klübü

Bohemian Klübü

Bohemian Klübü

1872 de kurulmuş bir örgüttür.

ABD’nin batı yakasındaki elitleri bu topluluğun üyesidir.

Cumhuriyetçi başkan ve başkan adaylarının tümü bu topluluğun üyesidir.

Faaliyetleri son derece gizli olan topluluğun özel vadisine giriş

ABD devlet güçleri tarafından engellenmektedir.

Merkezdeki çiftlik aynı anda yüzlerce kişinin hafta sonu toplantılarına

katılabileceği niteliktedir. ABD’nin hemen her eyaletinde tapınakları vardır.

Sembolleri baykuştur.

Ritüellerde baykuşa hitap edilir ve bir simge olarak baykuş motifi kullanılır.

Bohemian Grove hem çok zengin hem de en kilit noktalardaki elitlerin

oluşturduğu daha üst ve çok daha gizli bir seçkin kulübüdür.

1000e yakın ABD’li elit insan sürekli olarak hafta sonu California’da

veya diğer eyaletlerdeki çiftliklerde toplanıp törenler yapıyorlar

ve gizli ritüeller uygulanıyor.

8. Gül - Haçlılar Örgütü

Gül - Haçlılar Örgütü


Gül - Haçlılar Örgütü

16. yüzyılda Avrupa’da kurulan ezoterik bir örgüttür.

Adı, gül ve haçtan oluşan en önemli simgelerinden türetilmiştir.

Anglia"da bulunan "Societas Rosicruciana"nın üyesi olan Hargrave Jennings,

bu rit ve gizemlerin temelde cinsel nitelikli olduklarını vurgulamak için

elinden geleni yapmıştır... Gül-Haç felsefesinin dayanağının

Tantrik seks olduğu konusunu sürekli işleyen Jennings,

bir mason simgesi olan Süleyman Mührünün iç içe geçmiş

erkek ve kadın üçgenler biçiminde yaşamı simgelediğini açıklıkla belirtmiştir.

Kurucusu Christian Rosenkreuz olarak bilinmektedir.

Fakat bazıları örgütün eski Mısır'da filizlendiğini ve Platon,

İsa ve İskenderiyeli Philo gibi, sıra dışı din ve felsefe önderlerinin de

örgüte üye olduklarını ileri sürerler. Ancak, örgütün tarihini

16. yüzyıldan daha eskiye dayandıracak hiçbir kanıt mevcut değildir.

Örgüt 1630'da Malineler konseyi tarafından sihirbazlık ve

dinsel sapkınlık suçlamasıyla kapatılmıştır.

9. Majestic 12 Örgütü

Majestic 12 Örgütü

Majestic 12 Örgütü

ABD Başkanı Harry S. Truman tarafından 1947 yılında,

bilim adamları, askerler ve devlet yetkililerinden oluşturulan

12 üyeli bir gizli örgüttür. Amaçları, Roswell olaylarını ve

görüldüğü söylenen Uçan daireleri (UFO) araştırmaktı.

Majestic 12 örgütü, FBI birimi ile çok gizli olarak yürütülen çalışmalarda

Dallas eyaletinde ortaya çıkan UFO ları ve daha başka yerlerde

"gerçektir!" olarak belgelenen uzaylı olaylarını

ABD başkanına rapor olarak sunmuşlardır.

Bu belgeler 1982 yılına kadar halktan gizlenmiştir.

10. Tapınak Şövalyeleri

Tapınak Şövalyeleri

Tapınak Şövalyeleri

Fransız Soylusu Hugues de Payen tarafından 1119 civarında

Kudüs'te Hristiyan hacıları korumak için 9 şövalyeden oluşan bir grup kuruldu.

Katolik Kilisesi tarafından resmi olarak 1129 yılında tanınan

tarikat kısa zamanda güçlenmiştir. En güçlü zamanlarında

askerî varlıkları 20.000'i bulmuştur, fakat bunların sadece

%10'u tarikata bağlı şövalyelerdir. Tarikatın ömrü neredeyse

Haçlı Seferleri'yle eş olmuştur. Beyaz renkteki eşyaları üzerindeki

kırmızı haçlarıyla Tapınak Şövalyeleri zamanlarının

en korkulan savaşçılarından olmuşlardır.

Tarikat hiyerarşik bir yapılanma içerisinde bulunmuştur.

Tarikatında başında her zaman Fransız asıllı bir şövalye bulunmuş

ve Avrupa'nın belirli şehirlerinde ve ülkelerinde bu başkana

bağlı birer temsilci ve temsilcilere bağlı daha küçük gruplar şeklinde örgütlenmişlerdir.

1307 yılında tarikatın başındaki isim olan Jacques de Molay,

tarikatı Hospitalierlerle birleştirmek istedi fakat bir anlaşmaya varamadılar.

Papa, Fransa Kralı IV. Filip'in baskısıyla tarikatı aforoz etti ve

arikat üyeleri tutuklanarak işkence altında kabule zorlandıkları

suçlamalardan dolayı idam edildiler.

11. Thule Society Örgütü

Thule Society Örgütü

Thule Society Örgütü

1912 yılında Rudolf Von Serbottendorff tarafından kurulmuş

ezoterik bir örgüttür. Hitler’in bu örgüt sayesinde yükseldiği söylentiler arasındadır.

Thule örgütü'nün sembolü, çift boynuzlu Viking miğferidir.

Kökleri, kayıp kıta “mu” uygarlığına dayanan bu öğretinin temel taşları

, insan psikolojisinin bilinmeyen yanları ve zaman boyutları idi.

Amaçları, “zamanda insan ve taşıt naklini” gerçekleştirerek,

Dünya'nın kaderini değiştirip üstün bir ırk meydana getirmek ve “üst zekalılarla” diyaloğa geçmekti. 

Nazi partisinin 7 kurucusundan biri olan Dietrich Eckardt,

Thule tarikatının temel ifadesini şöyle açıklıyordu;

"Thule'nin tüm sırları, eski kayıp bir uygarlığa dayanır.

insanoğlu ile dış zekalar' arasında bulunan bazı aracı varlıklar,

bu sırlara erenlere büyük bir güç kaynağı oluşturmaktadırlar

. Bu güç kaynağı Almancayı dünyaya egemen kılacaktır.

Yine bu güç kaynağı, geleceğin üstün insanının ortaya çıkmasını

ve insan türünün değişimini sağlayacaktır. "

Thule örgütü'nün merkezi, birinci dünya savaşı'ndan sonra,

 İstanbul'a taşınmıştır. 
örgütün başkanı,

hitler tarafından İstanbul'a gönderilen, ancak daha sonra

İstanbul'da intihar süsü verilerek öldürülmüş olan (Türk literatüründe

“Gizli Müslüman Baron” diye anılan), “Baron Rudolf von Sebottendorff”

(diğer adıyla, “Rudolf Glauer”)dir. araştırmacı yazar Jason Bishop,

Baron Sebottendorff'un, İslam mistizmi ve Süfizmini tüm ayrıntıları

ile çok iyi bilen ve tarikatlarla doğrudan teması olan 1 kişi olduğunu belirtmektedir.

12. Bilderberg Grubu

Bilderberg Grubu

Bilderberg Grubu

Bilderberg'in ilk kurucuları arasında Hollanda Prensi Bernhard

ve Polonyalı sosyolog Dr. Joseph Hieronim Retinger vardır.

Retinger, Bilderberg'in babası olarak bilinir. Retinger'in ölümünde

sonra kalıcı genel sekreterliğe Hollandalı ekonomist

Ernst van der Beugel getirilmiştir. Kurucular arasında bulunan

Prens Bernhard ise 1976 yılına kadar Türkiye'nin de aralarında

bulunduğu ülkelere Lockheed şirketinin askeri silah satışı

ile ilişkin rüşvet skandalına adı karışana kadar komite başkanı

görevine aralıksız devam etmiştir. Amerikalı onursal genel sekreterler

arasında sırasıyla Carnegie Uluslararası Barış Vakfı'ndan

Joseph E. Johnson, Princeton Üniversitesi'nden ve aynı zamanda CIA

elemanı ve Amerikan Başkanı John F. Kennedy'nin danışmanlarından

olan William Bundy, Afganistan Büyükelçisi Theodore L. Eliot, Jr. ve

Georgetown Üniversitesi Diplomatik Çalışmalar Enstitüsünden Casimir A. Yost yer almaktadır.

Bilderberg Toplantıları, dünya çapında etkin siyasi liderlerin yanı sıra iş dünyası,

basın-yayın ve akademi çevrelerinin en önde gelen uzmanlarının

bir araya gelmesiyle yapılan yaklaşık 120-150 kişinin katıldığı yıllık,

özel toplantılardır.

Bılderberg, birçok kaynakta ''Dünyanın Efendileri'' şeklinde tanımlanan

çok uluslu bir hükümet gibidir.

 Bu gizli örgütün, dünyanın para akışını kontrol ettiği söylenmektedir.

13. Ordo Templi Orientis

Ordo Templi Orientis

Ordo Templi Orientis

OTO’nun kurucusu Carl Kellner, Avusturya’lı bir masondu.

Kendi ifadesine göre üç kişi tarafından kendisine antik büyü

ve mistisizmin sırları verilmiş ve Hermetik Işık Kardeşliği topluluğunun bir kolunu kurma görevi verilmişti.

Masonlardan farklı olarak kadınları da üye yapacaktı.

Bunun dışında, örgüt yapısı, masonluğa çok benziyordu.

OTO’nun yüksek derece yetkilileri zaten üst seviyelerdeki masonlardan oluşuyordu.

Kellner’in 1904’de OTO’yu birlikte kurduğu Theodor Reuss

daha önce Illuminati’yi canladırmaya çalışan isimdi. 33. derece

İskoç Riti masonu olan Reuss, Kellner’in 1905 yılında ölümünü müteakip OTO’nun başına geçti.

Kellner ve Reuss’un ilgi alanlarından biri cinsel büyülerdi.

Doğu’dan Tantra seks yöntemlerini çevirmişlerdi.

Erkek ve kadının cinsel sıvılarının doğru şekilde kullanımının felsefe taşı

RABBİM TÜM ŞEYTANİ SİYONİST KURUMLARDAN ÜMMETİ MUHAFAZA EYLESİN

gibi bir güç nesnesi üreteceğine inanıyorlardı. Locanın ritüellerinden

bir bölümü bu tür cinsel törenleri içeriyordu.

Kadınların üye kaydedilmesinin bir nedeni de buydu.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.