Öne Çıkanlar 2016 - 2017 Türkçe Tahtını Oğluna Bırakacağı Tarih Belli Oldu Cuma Hutbesi 10.11.2017 100 İlçe Müftüsünün Yeni Görev Yerleri Belli Oldu GIDA BAKANLIĞINDAN İHRAÇ EDİLENLERİN LİSTESİ

Müslüman Olan Profesörün İlk Namazı ! ALLAHUEKBER






"Müslüman olduğum gün cami imamı, bana namazın kılınışını

açıklayan bir kitap verdi. Ancak Müslüman talebelerin buna endişelerini gördüm,

bana: "Acele etme, rahat ol, zamanla yavaş yavaş yaparsın" dediler.

Ben de kendi kendime, namaz bu kadar zor mu? Dedim ve talebeleri duymazlıktan gelerek,

hemen vaktinde beş vakit namaz kılmaya karar verdim. O gece, loş ve küçük odama

çekilerek kitaptan abdest ve namaz hareketleri eksersizlerini yaptım, namazda

okunacak bazı surelerin Arapça okunuşlarıyla İngilizce anlamlarını ezberlemeye çalıştım.

Bu çalışmalar saatlerce devam etti.
 
İlk namaz denemesi için kendime güven gelince yatsı namazını kılmaya karar verdim.

Vakit gece yarısıydı, kitabı alıp banyoya girdim, kitabı açarak, mutfaktaki ilk yemek

denemesi yapan aşçı gibi kitaptaki talimatları dikkat ve incelikle bir bir uyguladım. 
 
Abdest bitince odanın ortasında durup, kapı ve pencerelerin kilitli ve

kapalı olmasından emin olduktan sonra kıble olarak bildiğim tarafa yöneldim,

derin bir nefes aldım ve elimi kaldırarak alçak bir sesle Allahu Ekber dedim.

Kimsenin 

 beni işitmemesini ve görmemesini umuyordum, yavaş yavaş

Fatiha suresi ile kısa bir sureyi Arapça olarak okudum.

Öyle zan ediyorum ki herhangi bir Arap beni dinlemiş olsaydı

benim okumamdan bir şey anlamayacaktı. 
 
İkinci bir tekbir alarak Rükua gittim, rükuda biraz tedirginlik hissettim,

çünkü hayatımda hiç kimseye eğilmemiştim. Odada yalnız olduğumu hatırlayınca sevindim.

Subhane Rabbiyel azim dediğimde kalbimin hızla çarptığını hissettim.

Tekrar tekbir getirerek doğruldum ve artık secdeye varma zamanı gelmişti.

Secdeye varmak üzere ellerimi ve dizlerimi yere koyunca dona kaldım,

secdeye gidemiyordum, efendisinin önünde başını yere koyan köle gibi yüzümü,

burnumu yere koyup kendimi zillet sandığım bir duruma düşüremiyordum,

üstelik bacaklarım da katlanamıyordu, utandım gülünç duruma düştüm zannettim. 
 
Bu durumda beni gören, arkadaş ve tanıdıklarımın önünde acınacak ve

alay edilecek halimi düşündüm, arkadaşlarımın kahkahalarını duyar gibi oluyordum.

'San Francisco'da Araplar çarptı bu hale düştü' gibi sözler sarf edeceklerini

tahayyül ederek zavallı duruma düştüğümü hissettim. Bir müddet tereddüt

ettikten sonra derin bir nefes aldım başımı seccadeye koydum, zihnimdeki bütün düşünceleri attım,

dikkatimi dağıtacak düşüncelere yer vermeden ikinci secdeye de vardım.

Bu esnada kendi kendime "Daha önümde üç tur daha var" 

 diye düşündüm ve kararlıydım: Neye mal olursa olsun bu namazı tamamlayacağım.

Kalan rekatlarda işler gittikçe daha da kolaylaşıyordu. 

 Son secdede tam bir sükunet hissettim.

Nihayet teşehhütten sonra selam verdim.
 
 Selamdan sonra bulunduğum yerde olduğum gibi kaldım, geriye dönüp nefsimle

giriştiğim savaşı aklımdan geçirdim, bir savaştan çıktığımı hissettim sonra başımı

önüme eğerek mahcup bir şekilde "Allah'ım geri zekalılığımdan ve tekebbürümden

dolayı beni bağışla, uzak bir yerden geldim ve daha önümde kat edilecek uzun bir yol var" diye dua ettim.
 
 Bu esnada daha önce hiç yaşamadığım bir şeyi hissettim.

Bunu kelimelerle ifade etmek mümkün değil. Vücudumu,

kalbimin bir noktasından çıktığını hissettiğim ve anlatmaktan aciz kaldığım bir dalga kapladı,

soğuk gibiydi, ilk etapta irkildim, vücuduma olan etkisinden ziyade garip bir şekilde

duygularımı etkiledi ve görünür bir rahmetin varlığını hissettim.

Bu rahmet sonra içime nüfuz ederek içimde kaynamaya başladı. 
 
Sonra sebebini bilmeden ağlamaya başladım, ağlamam artıp gözyaşlarım aktıkça

, rahmet ve lütuftan harika bir gücün beni kucakladığını hissettim. Günahkar olmama rağmen,

günahlarımdan veya utanç ve sevinçten dolayı ağlamıyordum.

Sanki büyük bir set açılmış ve içimdeki korku ve keder sel olup gidiyor.

Bu satırları yazarken kendi kendime diyordum: "Allah'ın (CC) rahmet ve mağfireti,

sadece günahları affetmiyor, o aynı zamanda bir şifa ve bir sekinedir".

Uzun bir süre başım eğik bir şekilde öylece diz üstü kaldım.
 
 Ağlamam durunca, yaşadığım deneyin akıl ile izah etmenin mümkün olmadığını anladım,

Bu esnada idrak ettiğim en önemli husus ise, benim Allah'a ve namaza şiddetle

muhtaç olduğum gerçeği oldu. Yerimden kalkmadan önce de şu duayı yaptım:

"Allah'ım bir daha küfre girmeye cüret edersem beni, o küfre girmeden

önce öldür ve bu hayattan kurtar, hata ve eksiksiz yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum,

ancak şunu yakinen biliyorum ki, bir tek gün dahi olsa

sensiz yaşamak senin varlığını inkar etmem mümkün değildir".





Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.