Öne Çıkanlar Kabe İmamı Sudeysi Dış Politikamıza Hizmet Ediyor Kudüs Mitingine Siyonizme Yeter Artık Diyen Maduroyu Davet Etti Cuma Hutbesi 7.7.2017 Puan Durumu

Mehmet Görmez : İnsanlık Rabbine Kul Olmakla İtibar Kazanabilir







 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, "İman

öyle bir şeydir ki bütün sınırları ortadan kaldırıyor.

İman kardeşliği kan kardeşliğinden çok daha yücedir." dedi.

TRT Diyanet kanalı tarafından Ayasofya'da düzenlenen "Kadir Gecesi

Özel Programı"na katılan Görmez, konuşmasında tüm İslam aleminin Kadir Gecesi'ni tebrik etti.

Görmez, "Allah, İslam aleminin kadrini yüceltsin, Kadir Gecesi'ni izzete

varış secdelerine dönüştürmeyi nasip etsin. Kadir Gecesi'ni idrak ettiğimiz bir gecede,

Camii Kebir'imiz, ulu mabedimiz Ayasofya'da Allah'ın (cc) ayetlerini konuşmayı lütfettiği

için Allah'a(cc)  sonsuz hamdolsun." ifadelerini kullandı.

Kur'an-ı Kerim bütün insanlığın kaderini değiştirdiği için Kadir Gecesi'nin

aynı zamanda bir kader gecesi olduğunu belirten Görmez, bu gecenin onur,

şeref, itibar demek olduğunu anlattı. Kadir Gecesi'nin, Allah'ın(cc)  insanlığa şeref

, izzet, itibar kazandırdığı bir gece olduğunu dile getiren Görmez, şöyle konuştu:

"14 asır önce bir Kadir Gecesi'nde Allah(cc) , insanlığa şeref olabilecek, itibar,

izzet kazandıracak bir Kitap gönderdi. Allah(cc) , 'Size bir Kitap gönderdim,

onda sizin şerefiniz, itibarınız, kadriniz var' buyuruyor. Bu yüzden bu gece

Kadir Gecesi'dir. İnsanlık ancak Rabbine kul olmakla şeref, itibar kazanabilir.

İnsanlığın kaderini değiştiren bir kader gecesi olduğu için Kadir Gecesi denildi.

Kadir Gecesi'ni anlatmak için bizim sözlerimize ihtiyaç yok. Allah(cc) ,

bu geceye müstakil bir sure tahsis etti. Kadir Gecesi, Cibril-i Emin'le

birlikte melekler yeryüzüne inerler ve yeryüzüne barış, huzur, esenlik getirirler."

Kadir Suresi'nin üç önemli mesaj verdiğini aktaran Görmez, bunlardan ilkinde

Allah'ın,(cc)  Kadir Gecesi'nin faziletinin gecenin karanlığında değil

Kur'an'ın aydınlığında aranmasını emrettiği bilgisini verdi.

Prof. Dr. Görmez, ikinci mesajın Kadir Gecesi'nin bir ömre bedel olması

diye niteleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kadir Suresi'nde, Kadir Gecesi için 'Bin aydan hayırlıdır' diyor

. Bin ay 80 yılı aşkın bir zamandır ve bu da bir ömre bedeldir.

Zımnen Allah(cc)  her kuluna şu imkanı tanıyor,

'Eğer siz şu ana kadar hayatınızı Kur'an'sız geçirdiyseniz, günah işlediyseniz, Allah'a(cc)

 kulluk vazifesini yerine getiremediyseniz, ömrünüzü heba etmişseniz.

O takdirde size bir ömre bedel bir gece veriyorum. Tövbe ve istiğfar ile

değerlendirdiğiniz takdirde, bu geceyi layıkıyla idrak ettiğiniz takdirde yeniden

Rabbinize kul olma yoluna girmiş olursunuz.'

Üçüncü büyük mesajı ise bu gecenin manevi bereketiyle ilgilidir. Cibril-i Emin

meleklerle birlikte yeryüzünü teşrif ettiğinde sizler de Cibril-i Emin'in gelebileceği bir

dünya kurun. Cebrail'in gelip sizinle selamlaştığı bir dünyaya hazır olun.

O dünya da ancak selam ile barışla, huzurla, esenlikle olur. Siz sadece İslam'ı değil,

İslam'ın selamını da kendi dünyanıza egemen kıldıysanız o takdirde Cebrail

ve Allah'ın meleklerinin gelebileceği bir dünya kurmuş olursunuz."

Kur'an doğru anlatılıp yaşanabilirse insanların kadri yücelir.

"İnsanlar Allah'ın(cc)  kadrini bilemediler" diyor Allah(cc) . Ama Allah(cc)  bizim

kadrimizi bildi ve kitap gönderdi. Peygamberler gönderdi.

Allah (cc) insanlara değer vererek kitap ve peygamberler gönderdi. 

Bizim onun kadrini bilmemiz onun kadrini yüceltmez.

O zaten yücedir. Kadirdir. Ama insan onun kadrini bilmekle kendisinin kadri ve kıymeti artar.

PEYGAMBERSİZ BİR KUR'AN OLABİLİR Mİ?

Sünnetullah vahyin insanlara doğrudan bildirmesi şeklinde değil...

Allah istese idi müşriklerin istediği gibi herkes kaltığında yastığının

altında vayhini iletebilir veya gökyüzünde yıldızlarla da yazabilirdi.

Allah vahyi yaşanabilir bir hayata dönüştürmek için Mustafa

denen peygamberlerle yaşanabilir kılmak için Peygamberler gönderdi.

Peygamberle yaşanabilir hayatı bir tarafa bırakan her yorum yanlıştır.

Kitapla Peygamberin arasını ayırmak. Peygambersiz bir kitap

haşa kendi heva ve arzularına uygun olarak yorumlanan bir teoriler manzumesine dönüşür.

Allah (cc) kitabında seksene aşkın yerde Allah'a(cc)  itaati Peygambere itaatla zikrediyor.

Peygamberin görebi sadece kitabı bize getirip bitmiş değildir.

Peygamber bize hem kitabı getirmiş hem hikmeti getirmiştir.

ve bize talim etmek, terbiye ve tezkiye etmek için gönderildi.

Ayrıca yine Kur'an bize ittiba kavramından söz eder.

"Habibim de ki eğer Allah'ı (cc) seviyorsanız bana tabi olun ki Allah'ta sizi sevsin"

ayeti de gösteriyor ki Allah'ı (cc) sevmek Peygamberi sevmekten geçiyor.

"Peygamberde sizin için güzel örnekler vardır." ayetince de Peygamberde örnekler vardır.

Hindistan ve Mısır'da bazı yanlış düşüncelerin neşvü nema bulduğunu görüyoruz.

Kitap ve sünnetin arasını açan bazı kültürler oluştuğunu görüyoruz.

Hatta ehli Kur'an ve ehli Hadis şeklinde mescitlerin bile ayrıldığını görüyoruz.

Ehli Sünnet İslam'ın ana yoludur. Bu anayoldan sapmamak için bize sirayet eden

bu tür düşüncelere asla yer vermemeliyiz.

Bu Kur'an peygamberle gelmiştir ve onun örnekliği ile hayat bulur. 

Biz her konuda Resuli Ekreme muhtacız. Allah'ın(cc)  kitaplarına imanı ile

Allah'ın(cc)  peygaberlerine imanı birbirinden ayıramayız.

Bu yüzyılın başında aramıza bir fitne olarak sokuşturulan bu tür fikirlerin

topraklarımızda kök salmaması için bütün ilim adamlarına büyük görev düşüyor.

Bu konuda bir araya gelip bu tür fitnelere karşı bir arada çalışmak gerekir.

KUR'AN'I ELİMİZDEN KUR'AN İLE ALDILAR

Kur'an'da ehli kitapla ilgili "Onlar Allah'ın ayetlerine tahrif ettiler" der. 

Kur'an'ın sadece Allah'ın rızasına uygun kalması için peygamberimize

nazil olduğu, anladığı ve hayata dönüştürdüğü şekliyle muhafaza etmeliyiz.

Biz de yemeğe başlarken Bismillahirrahmanirrahim diyoruz.

Bitirince Elhamdülillah diyoruz. Suyu üç yudumda içiyoruz.

Avustralya'daki müslümanda aynısını yapıyor.

Evet aynı kıbleye yöneliyoruz. Tekbirler namaza başlıyoruz.

Ama bunları biz kendimizden değil. Allah'ın gönderdiği peygamberden öğreniyoruz.

"Rabbinize tesbih edin" ayeti geldiğinde Allah Resulü sahabeye bunu

secdenize tatbik edin dediğinde bu gün her mü'min aynı şekilde secdelerinde rabbini tesbih etmektedir.

Kur'an ve sünnet bize davranış, ahlak ve kültür bütünlüğü sağlıyor.

Bu nedenle bu iki kaynağı birbirinden bu nedenle ayıramayız.

Kur'an'ı Kerim'in aynı ümmeti inşa etmesi mümkündür.

Ama peygamber olmazsa her ülkenin her kavmin bir Kur'an'ı olur

ve bizi birleştirmeye gelen Kur'an bizi ayrıştıran bir kitap haline gelebilir.

Dolayısıyla sünnet nazil olan kitabın bir evidir. Evi yıkarsanız Kur'an'ı da yıkarsınız.








 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.