Öne Çıkanlar İBB Başkanı Kadir Topbaş 1926 Ankara Anlaşması Müftülerden Kim Nereye Atandı MGK 2016-2017 Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersi

Kolay Nasıl Hafız Olunur ve Kur'an - ı Kerim Nasıl Muhafaza Edilir ?








 

Hıfz Öncesi Çalışma:

Kur’an-ı Kerim’i ilk öğretmeye başladığımızda harflerin mahrec ve sıfatlarına

riayet ederek elif-ba usulüne uygun şekilde öğretilir.

Kur’an-ı Kerim’e geçildiğinde Fatiha ve (الم) normal olarak okutulur.

(إن الذين كفروا) sayfasına geçilir. Birinci ayet okutulurken (إِنَّ)deki tutma,

(الَّذِينَ)deki (ذ) harfinin yerinden okutulması ve meddinin bir elif olması,

(كَفَرُوا)daki (ر) kalın, (سَوَآء)deki med ölçüsü, (عَلَيْهِمْ أ)deki izhâr,

(ءَ أَنْذَرْتَهُمْ)deki ihfâ (ر) kalın, (أَمْ لَمْ تُ)deki izhârlar, (تُنْذِرْهُمْ)deki

ihfâ (ر) ince, (لاَ يُؤْمِ)deki (ء) , (نُونَ)daki vakıf…


Bunların hepsine gereken dikkat ve önem gösterilmelidir.

Kur’an-ı Kerim’i yeni okumaya başlayan bir kişinin “Acaba bu Kur’an nasıl oku­nur?”

 sualine en uygun cevab bu ayette tarif ettiğimiz şekilde bir okuyuşun yapılması olacaktır.

İlk kez duyduğu bu uygulama psikolojik olarak ona tesir edecek, böylece bir ayet üzerindeki

bu ilk uygulama bütün Kur’an okuyuşuna sirayet ede­cektir. Bu ayet, bu kaideler hazmedilinceye

kadar okutulur. Bundan sonraki ayet­lerin okunmasına mümkün olduğu kadar doğru

ve sür’atli bir şekilde devam edilir. İki cüz kadar ilerledikten sonra sıfât-ı hurûf ezberletilir.

Okuma işi ilerledikçe harf ve kelime tekrarına müsaade edilmeden okuyuş selikası temin edilir.

Sıra ile okuma böyle devam ederken hükmü’r-ra, tutmalar, idğâm mea’l-gunne’nin

bu­rundan telaffuzu, vakf-ı ızdırârî (nefesin yetmediği yerde durma), ve med

ölçülerinin uygulanmasına ihtimam gösterilir. Hatimler, açılan herhangi bir

sayfayı yanlışsız olarak azamî iki dakikada okuyuncaya kadar tekrarlanır.

Bu çalışmanın sonunda öğrenci bir haftada Kur’an’ı hatmedecek duruma gelmelidir ki

çocuk ezberleyeceği Kur’an’ı çok işlek okuyabilmelidir.

İşte bu çalışmaya ezber öncesi çalışma denir.

Ezbere Başlama Devri:

Önce ezber denemesi olarak cüz başları dediğimiz, her cüzün son

sayfası azamî bir aylık iş günü olarak verilir. Her gün bir sayfa ezberleyemeyen

hafız olamaz. Günde birden fazla sayfa ezberleyebilenler tesbit edilir. Denemeden

geçirildikten sonra onlara kabiliyetleri nisbetinde sayfa verilir. Eğer böyle

yapılmazsa zeki talebelerin bu yetenekleri kullanılmamış olur. Aynı

zamanda bu tip çocukları derslerini daha erken bitirecekleri için diğerlerini de

meşgul ederler. Modern pedagojinin en son kabul ettiği verimli

eğitim- öğretim tekniği de ta­lebenin kapasitesine göre program tatbiki uygulamasıdır.

1. Usûl

Her cüzün son sayfaları ezberlenmek sûretiyle yapılan klasik sistem uygulanır.

Ancak en az günde iki sayfa ezberlemek hedeflenir.

Bu hedefi artırmak da bu sistem için uygundur.

Öncelikle bir sayfanın ezberi şu şekildedir:

Hafız adayı sayfayı üçe böler. İlk beş satırı ezberledikten sonra grup arkadaşlarından

A şahsına ve B şahsına ayrı ayrı dinlettikten sonra hocaya bu beş satırı yanlışsız

dinletmeye gayret eder. Daha sonra ikinci beş satırı da ezberleyip aynı usulle

grup arkadaşlarına ayrı ayrı okuduktan sonra hocaya yine yanlışsız bir şekilde dinletir.

Bir sonraki aşamada ezberlenen bu on satırı iki grup arkadaşına dinlettikten

sonra hocaya okur. Son beş satırda da aynı usûle devam eder.

En son tüm sayfayı iki grup arkadaşına okuduktan sonra hocaya dinletir.

5 aşamalı bir şekilde sayfanın ezberini tamamlamış olur.

Mesela günde iki sayfayla başlayan Hafız adayı birinci sayfasını

(cüzün son sayfası) bu sistemle ezberledikten sonra aynı aşamalarla

ikinci sayfasını da (cüzün 19. sayfası) ezberler ve dinletir. Daha sonra

iki sayfayı birlikte sadece hocaya (ezber çalıştığı o gün) yanlışsız bir şekilde dinletir.

(NOT: Diğer devirlerde/dönüşlerde kaç çiğ sayfa ezber yaparsa yapsın

ezber çalıştığı gün içerisinde hocaya iki sayfayı birlikte dinletir. Mesela

4 çiğ sayfa ezberleyen hafız adayı, bir ve ikiyi, daha sonra iki ve üçü

birlikte daha sonra da üç ve dördü birlikte hocaya dinletir. Ancak ertesi

sabah asıl dersini verirken tüm dersi/tüm sayfaları birlikte dinletir.)

Hafız adayı akşam uyumadan önce o günkü çalıştığı dersi/sayfaları

(ertesi sabah ders olarak vereceği sayfaları) yanlışsız okuyacak şekilde

kendi tekrarını yapar. (Gün içerisinde unutma olabilir.) Sabah erken saatte

uyanıp dersini hocaya yanlışsız bir şekilde dinletir.

(NOT: Saat 23:00 ile 02:00 arası uykuda uyumadan önce güzelce tekrar

edilen sayfalar zihne iyice yerleşir.

Hafız adayı sabah erkenden uyandığında bunu fark edecektir.)

Bu şekilde Hafız adayı otuz cüzün son iki sayfasını aynı usulle devam eder.

Ancak verilmiş olan her dersin belli aralıklarla tekrarı vardır. O da şu şekildedir:

Hafız adayı verdiği dersi ertesi gün, bir hafta sonra, iki hafta sonra ve bir ay sonra tekrar dinletecektir.

Mesela 1 Ocak’ta hafızlığa başlayan kişinin tekrarlarını şöylece gösterebiliriz:


 

  1. 1.  cüz
  2. 2.  cüz
  3. 3.  cüz
Ders olarak => 1 Ocak Ders olarak => 2 Ocak Ders olarak => 3 Ocak
İlk tekrar => 2 Ocak İlk tekrar => 3 Ocak İlk tekrar => 4 Ocak
İkinci tekrar => 8 Ocak İkinci tekrar => 9 Ocak İkinci tekrar => 10 Ocak
Üçüncü tekrar => 15 Ocak Üçüncü tekrar => 16 Ocak Üçüncü tekrar => 17 Ocak
Dördüncü tekrar => 30 Ocak Dördüncü tekrar => 31 Ocak Dördüncü tekrar => 1 Şubat
  1. 8.      cüz
…………………………..
  1. 15.  cüz
Ders olarak => 8 Ocak ………………………….. Ders olarak => 15 Ocak
İlk tekrar => 9 Ocak ………………………….. İlk tekrar => 16 Ocak
İkinci tekrar => 15 Ocak ………………………….. İkinci tekrar => 22 Ocak
Üçüncü tekrar => 22 Ocak ………………………….. Üçüncü tekrar => 29 Ocak
Dördüncü tekrar => 6 Şubat ………………………….. Dördüncü tekrar => 14 Şubat

Hafız adayı 8 Ocak’ta şu dersleri dinletecek:         22 Ocakta şu dersleri dinletecek:

* 8. cüzü ders olarak                                                                 * 22. cüz ders olarak

* 7. cüzün birinci tekrarı                                                          * 21. cüz birinci tekrarı

* 1. cüzün ikinci tekrarı                                                            * 15. cüz ikinci tekrarı

* 8. cüz üçüncü tekrarı

Hafızlığını tamamlayan zât-ı muhterem ilk ayda günde iki cüz ezber vererek

15 günde bir hatim dinletir. Daha sonraki iki sene boyunca günde

bir cüz ezbere okuyarak ayda bir hatim dinletir. 


2. Usûl

Peygamber -sallâllahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Kur’ân tâlimindeki metodu

, öğretilecek yerleri kısımlara ayırmaktı. Bir kısım beş âyeti aşmazdı. Bir rivayette

10 ayet denilmiştir. Ashâb-ı kirâm, Rasûlullah r Efendimiz’den bu âyetlerin

nassını ezberler, edâsının ve kıraatinin nasıl olduğunu ve bu âyetlerdeki ilim ve ameli öğrenirlerdi.

Tâbiînin büyüklerinden Ebu’l-Âliye şöyle buyurmuştur:

“Kur’ân’ı beş âyet beş âyet öğreniniz! Çünkü Rasûlullah r âyetleri

beşer beşer alırdı 
(vahiy beş âyet beş âyet inerdi).” (İbn Ebi Şeybe,Musannef, X, 461)

Ebû Abdirrahman es-Sülemî şöyle buyurmuştur:

“Biz bu Kur’ân’ı öyle bir topluluktan öğrendik ki, bize

haber verdiklerine göre onlar on âyet öğrendikleri zaman

bu on âyette neler olduğunu tam olarak öğrenmeden diğer 10

âyete geçmezlermiş. Biz, Kur’ân’ı ve onunla ameli birlikte öğrenirdik.

Bizden sonra Kur’ân’a öyle bir topluluk vâris olacak ki onu su içer

gibi içecekler ama içtikleri -elini boğazına koyarak- işte burayı geçmeyecek.

 (İbn-i Sa’d, Tabakât, VI, 172; İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, X, 460)

Hâfızlık için bu nebevî esaslar üzere bir usûl geliştirilebilse çok güzel olur.

Kur’ân-ı Kerîm beşer veya onar âyetlik kısımlara ayrılarak ezberletilir.

Ancak talebeye sadece Kur’ân’ın nassını ezberletmek ve tecvid öğretmekle

iktifâ edilmez. Ona, seviyesine göre, ezberlediği âyetlerin tefsirinden ve

fıkıhla alâkalı meselelerinden mühim şeyler de tâlim edilir ve bunların hayâta

tatbîki sağlanır. Bu usûl, daha sağlam ve daha faydalı olduğu gibi bu yolla

ezber yapmak da daha kolaydır. Bu usûle riâyet edenlerin, sünnet-i

seniyyeye ittibâ etmelerinin bir mükâfâtı olarak daha büyük bereketlere

nâil olacakları ümid edilir. (Abdü’l-Azîz el-Kâri, 

Sünenü’l-Kurrâ, Medîne-i Münevvere, 1414, s. 29)

 Efendi Hazretleri şöyle buyurur:

“… dînî, itikadî yönden ihmal ettiğimiz takdirde,

çocuklarımızın, şımarık, serkeş, âsi, kötü ruhlu, dinsiz,

cibilliyetsiz bir yaratık olacağını katî sûretde bilmeliyiz.

Yapılacak ilk vazife yavrularımıza ne için yaratıldığımızı bundan

gayenin ne olduğunu anlayacakları bir şekilde zihinlerine yerleştirmek.

İkinci vazife; Allah Teâlâ’nın ulûhiyetini, rahmetini dolayısıyla

sevilecek yegâne merci olduğunu ilâve etmek.

Üçüncü vazife; Fahr-i Kâinat efendimizin menakıb, ahlâk ve

sözlerini daimî olarak anlatmak ve sevdirmek.

Dördüncü vazife; ilmi hallerini yani lüzumlu olan namaz ve

diğer ibadetlerin farzları, vacipleri, sünnet ve müstehablarını öğretmek olmalıdır.

Küçük yaştaki çocuklara yapılan samimi telkinat, onların zihinlerinde mermere

hakkedilen yazı gibi kalır. İman ve sevgi de lâyıkı veçhile kalbe girerse hayatı boyunca devam eder.

Beşinci vazife; ehliyetli bir hafız efendiden tecvid üzere Kur’ân-ı Kerim okumalarını ve namaz surelerini öğrenmelerini temin etmek lâzımdır.

Sallallahu aleyhi vesellem efendimiz buyuruyor.

–Kur’ân-ı Kerim okuyanın anne ve babasının başına yarın kıyamet günü nurdan taçlar koyarlar. Nurdan elbiseler giydirirler ve onları cennet buraklarına bindirirler. Melekler etraflarında dolaşır ve onları cennet tarafına gönderirler. Şöyle nida edilir: “Bunlar dünyada çocuklarının Kur’ân-ı Kerîm okumasına gayret eden, öğreten anne ve babalardır.”

Bir çocuğun gönlüne iyice, Allah Teâlâ’nın ve Peygamber-i zîşan

efendimizin ehemmiyeti ve sevgisi zerk edilmezse o çocuk sûret

şeklinde yani adet yerini bulsun deye isteksiz, sönük bir halde dini

vazifelerini yapar. Hatta devamlı yapması lâzım gelen namazını bile ara sıra kılar, devamlı yapamaz.

Fakat bizleri yaradan, besleyen, büyüten, yediren, içiren ve her

isteklerimizi veren ve sayısız nimetlerine gark eden Allah Teâlâ ve

Tekaddes hazretleri ve Habîb-i Edîbi hakkında lüzumlu malûmat verirsek

yavrularımız Allah Teâlâ hazretlerini ve elçisini ziyadesiyle severler.

Bu sevgi hali teessüs edince ibadetlerinde şevk hali, huşu hali görülür.

İmanları kuvvetlendiği için Kur’ân-ı Kerim’i hem okurlar hem de emir ve yasaklarına dikkatli olurlar.

Kur’ân Kurslarında bir saatlik bir ders müddetinin hiç değilse ilk

yarısını verimli nasihatlerle süslemek muvafıktır.

Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi vesellem- buyurur:

–“Kur’ân oku da yüksel. Okuduğun nisbette cennet basamaklarından

yukarı çık, dünyada tertil üzerine okuduğun gibi cennette de öyle oku.

Çünkü senin cennette yerleşeceğin yer okuduğun ayetin son noktasındadır.

Ne kadar okursan o kadar yükselirsin.”
 




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.