Öne Çıkanlar kar tatili EYOF 2017 Erzurum Sonuçları Puan Durumu 15 Temmuz Şehitleri İçin 81 İlde Hatim Kampanyası Başlattı 31 Mart 2017 Türkiye Geneli Haftanın Hutbesi ! Cuma Hutbesi 31.03.2017

Kendini Maneviyata Adayan Eski Manken Yaşar Alptekin Kaza Geçirdi








 

Yaşadığı değişim ile adından söz ettiren eski model ve oyuncu Yaşar Alptekin,

Aydos Dağı'nda motor kazası geçirerek yaralandı.

Başından yaralanan Alptekin, durumuyla ilgili açıklamayı sosyal medya hesabından yaptı.

"VERİLMİŞ SADAKAMIZ VARMIŞ"

Altekin sosyal paylaşım sitesi İnstagram'dan bir fotoğraf paylaşıp "verilmiş

sadakamız varmış, ya da verilmemiş sadakamız varmış... Rabbime hamd

olsun daha günümüz varmış ama...Aydos dağında motor kazası geçirdim" notunu yazdı.




işte yaşar alptekini yakından tanıtan ve hidayetine vesile olan yazıyı aşağıda aktarıyoruz

;


Hacı Yaşar”ın 85 bin adet basılan “Namazla Yeniden Doğdum” kitabında yazdıklarına dikkatinizi çekerim:

“Şimdi geçen onlarca yılın acısını çıkarmaya, yaptığım hataları iyiliklerle gidermeye çalışıyorum.

... Diğer taraftan da başta hidayete erme hikâyem olmak üzere bildiklerimi gençlere anlatıyorum

. Bir sohbette dinlemiştim: İslam’ı geç kabul eden sahabiler, geçen yılların acısını

çıkarmak için daha fazla çalışmış, daha fazla koşmuş, ibadet ve tebliğ yolunda çırpınmışlar.

Ben de kendimi ‘geç kalanlar’dan gördüğüm için, davet edildiğim seminer,

konferans ve panellerde konuşmalar yapıyor, dinimizin güzelliğini anlatıyorum.

Bu toplantılarda bilhassa genç kardeşlerime sesleniyorum.

Çünkü gençler, sanat ve sinema dünyasındaki ışıltılı hayata özenebiliyor.

Eğer o hayat insanı mutlu etseydi, eğer aklını/ruhunu/kalbini/duygularını doyursaydı,

ben o debdebeli ve tantanalı yaşamı bırakıp Yunusvari/dervişane bir hayata sığınmazdım.”

Alptekin hakkında yazdıklarım için beni “dinsiz-imansız” ilan edenler işte bunlar.

Ancak gelen e-postalar arasında, “Bu Yaşar Alptekin’in kıymet-i harbiyesi ne ki,

onu dikkate alıp da hakkında yazılar yazıyorsun? Gerçekten kim bu Yaşar Alptekin,

öğrenmek istiyoruz” diye yazanlar da var.

Onların bu samimi merakını gidermek için Yaşar Alptekin’i biraz tanıtmak isterim.

“Şarköylü Deli Yaşar”

Kendi deyimiyle “Şarköylü Deli Yaşar”, 1980 yılında mankenliğe başladı.

Bir yıl sonra Günaydın gazetesinin dans yarışmasında birinci seçildi.

1985’te ise Hürriyet’in “Fotoroman Kralı” oldu. 1986’da TRT için “Kuruluş”

dizisini çekmeye hazırlanan Yücel Çakmaklı, bir katalogda gördüğü fotoğrafını

beğenince Alptekin’i oyuncu yaptı. Onu, “Osman Gazi” rolünde oynattı.

Alptekin “Kuruluş”ta oynadığında Türkiye’nin en popüler mankenlerinden biriydi

ama bu dizi sayesinde oyuncu olarak da yıldızı parladı.

Ardından Halit Refiğ’in yönettiği “Teyzem” filminde başrolü Müjde Ar’la paylaştı.

Bunu “Beyaz Bisiklet”, “Çağdaş Bir Köle”, “Lambada”, “Kara Sevda”,

“Seni Seviyorum” ve “Mavi Melek” gibi 30 civarında film izledi.

Kendi deyimiyle “Şöhret dağının zirvesindeyken” kazandıklarını

har vurup harman savuran Alptekin için yıllar ilerledikçe sular çekilmeye,

deniz bitmeye başladı. Alptekin’in birden parlayan yıldızı aynı hızla sönmeye başladı.

Artık yeni jenerasyonun gençleri revaçtaydı.

Eskisi gibi iş bulamamaya, yaptığı işler de tutmamaya başladı
.
1991’de evlendiği Nilgün Altınyayla’dan bir kızı oldu.

Çok geçmeden biten bu evlilik Alptekin için “kötü günlerin başlangıcı” oldu.

Evde değil, Harbiye’de ortak olduğu mankenlik ajansında kalıyordu.

Çünkü o artık parasızdı ve borç batağındaydı...

Teselliyi kimi zaman alkolde, bazen falcılarda, büyücülerde,

bazen de intihar teşebbüsünde aradı.

Poliste çıkan porno kaset

2000 yılında İstanbul polisinin, bir haraç çetesine yaptığı operasyonda

ele geçirdiği kasetler arasında Alptekin’in, iddia üzerine bir erkekle cinsel

ilişkiye girdiğine dair ortaya çıkan görüntüler de bu dönemden.

Sanıyorum bu olay bile Alptekin’in o dönem çırpındıkça nasıl da battığını anlatmaya yeter.

Alptekin o dönemde taksicilik, hatta dilencilik bile yaptı. Kitabında o günleri şöyle anlattı:

“Dilencilik yaparken, ne kadar duyarsız bir toplum olduğumuzu hissettim.

İnsanlar yanımdan geçerken beni görmüyordu, görenler ise iğrenerek bakıyordu.

Hele o bana hayran olan, peşimden koşan kadınlar! Pisliğe bakar gibi bakıyorlardı bana.”

Kendi tanımıyla “Şöhret dağının zirvesindeyken” Gönül Yazar, Derya Arbaş,

Neslihan Acar (ki onunla nişanlanmıştı) gibi ünlülerle aşk, genç manken meraklısı

kadınlarla kısa süreli ilişkiler yaşayan Alptekin artık şu soruyu kendine sormaya başladı: “

Yaşar Alptekin bu kadar iş yaptı, bu kadar popüler oldu. Ona şöhret, para, kadın,

itibar ve her türlü nimet sunuldu. Peki o şimdi bunlardan hangisine sahip oldu.

Elinde ne kaldı geriye?”

Kurtuluşu dinde buldu

Alptekin kitabında bu soruyu yanıtlarken, “Artık bu şekilde yaşayamam,

yaşım da ilerledi. Bir hidayete ereyim diye düşünmedim” diye yazdı ama sonuç ortada...

Şov dünyasının gözde bir yıldızıyken kendi deyimiyle hep “uçlarda yaşayan”

Alptekin, Sakıp Sabancı’nın cenazesinden sonra, “geçmişini çöpe atıp” kendini dine verdi.

O güne kadar ezan seslerini duymazdan gelen Alptekin, artık her ezan sesinin titrettiği bir insan haline geldi.

Günahlarından arınmak için mezarlıklarda sabahlayan, namaz için camiden camiye koşan bir adam oldu.

Hidayete eriş öyküsü ve “Namazla Yeniden Doğdum” kitabı da onu, gençlere ibretlik uyarılar,

altın tavsiyeler veren bir vaiz yaptı.

Alptekin şimdi de hacı oldu.




Bir dönemin aranan isimlerindendi Yaşar Alptekin...

Anlık bir kararla bıçak gibi kestirip attı her şeyi...

Kendi deyimiyle hata ve günahlarla dolu hayatını geride bıraktı, yepyeni huzur dolu bir dünyaya yelken açtı

Bir insanın nasıl dibe vurduğunun ve sonra nasıl

yukarı sıçradığının en yakın örneği Yaşar Alptekin'dir herhalde.

Dikkat çeken bir gençti. Erken yaşlarda mankenliğe başladı.

Dizilerde, sinema filmlerinde oynadığı rollerle hemen fark edildi.

Tekliflerin sonu gelmedi. Paranın, pulun en âlâsını kazandı.

Kendisinin deyimiyle, doğduğu yer olan Tekirdağ Şarköy'e taksiye

atlayıp gidecek kadar kazanıyordu... Şan, şöhret, gece hayatı

derken hiçbir şey onun hızını kesmiyordu. Ve sonunda 42 yaşına

geldiğinde, yanlışlarla, hatalarla ve günahlarla dolu hayatını geride bırakma kararı aldı.

Peki şimdi ne mi yapıyor kendisi? Bir taraftan kendini geliştirmeye devam ediyor,

diğer taraftan da yaşadıklarını özellikle gençlere örnek olması için anlatıyor.

İşte yeni Yaşar Alptekin'le evinde buluştuk ve hayatını konuştuk... 

 90'lı yıllarda Türkiye'nin en ünlü mankeniydiniz. Şöhret basamaklarını nasıl tırmandınız? 

79 senesinde İstanbul'a geldim. 80-81'de dans yarışmalarına katılıp madalyalar aldım.

Aynı zamanda mankenliğe başladım 1980'de. 82'de askere gittim. 84'te döndüm

. 85'te Hürriyet fotoroman yarışmasında fotoroman kralı oldum. 86 senesinde

"Kurtuluş" dizisinde ilk kez TV karşısına geçtim ve Orhan Gazi'yi canlandırdım

. 40'a yakın film çevirdim. 2004'ten beri de sakin bir hayat sürüyorum. 

 Hikâyenizi anlatır mısınız? 

Artistsiniz her gün 2-3 kez kıyafet değiştirmek zorundasınız.

Bir gün eve geldim kıyafet değiştirirken ses olsun diye TV'yi açtım

. Oradan gelen ses Sakıp Sabancı hakkın rahmetine kavuştu,

cenazesi Fatih Camisi'nde kılınacaktı. Bu cümleyi duyduğumda

"Cenazeye gideceğim" dedim. Sakıp Sabancı'yı hiç görmedim

. İçime öyle bir şey belirdi. Cenaze namazı kılmayı bilmiyorum.

O sırada rabbim aklıma kızımın okulunda kantinde çalışan bir arkadaşı getirdi.

Onun namaz kıldığını biliyordum. Ona telefon açtım durumu izah ettim. Bana yardımcı oldu. 

TARKAN'IN DA İHTİYACI VAR 

 Sonra ne oldu? 

Akşam geldi, elinde A4 kağıdına resimler yapmış duaları yazmış.

Tam bir kopya kağıdı gibi. Akşam 10'a kadar beni çalıştırdı.

O kadar cahilim ki yanlış yapacağım Allah beni yakacak diyorum.

Ya beni tanırlarsa, "Sen diskoya gittin, içki içtin, zina yaptın deyip"

beni kovarlarsa gibi korkularla gittim. 12 Nisan gece saat 02.00'ye geliyor.

Eve gidecek cesaretim yok. Merdivenlerde oturup kaldım. Kırmızı kazağı

olan beyaz saçlı yaşlı bir amca geldi. Girdi içeri ben de arkasından girdim

. İlk defa rabbimin huzurunda olma idrakı olmuştu. Sabahın o ezan sesini

duyduğumda öyle bir titremeye başladım ki ayak parmak uçlarımdan saç

diplerime kadar. Ayağa kalktığımda da titriyorum içim titriyor. Öyle bir

namaz kıldım ki sekiz senedir o namazın peşindeyim.

Hacca gittiğimde öyle namaz kılmayı istiyordum ama olmadı. 

Tarkan'la yüzleşmek istiyormuşsunuz, Neden? 

Çok istiyorum. Tarkan'ın ihtiyacı var. Onun maneviyata ihtiyacı var.

Hissediyorum. Bizzat hurma ve zemzem getirdim onları saklıyorum.

Onun iç dünyasını tahmin edebiliyorum. 

 'Huzur Sokağı' dizisinde sizin hayatınızı da bulabileceğiniz bir konu aktarılıyor.

Eski hayat ile yeni hayat arasında bir geçiş dönemi. Ne diyorsunuz? 

Biz bir dönemden geçiyoruz. İlk başta kimsenin etkisi altında kalmandan

kendi kendine bir şeyler yapıyorsun. Sonra yavaş yavaş en doğru yolu buluyorsun.

Bende bu dönem 8 yılımı aldı. Bu bir yeni dönemin başlangıcı olacak.

Bu dizi çok heyecanlandırıyor. 

EVİN BODRUMUNDA DANS EDİYORUM

 İki hayatı da yaşamak mümkün değil mi? 

Dansı çok seviyorum. Trakyalıyım. Trakyalı kapı gıcırtısına bile oynar.

Bu hayatı seçtiğimin ilk günlerinde müzik bile dinlemiyorum. Beyoğlu'nda

Andon diye bir yer vardı, kuzenlerim oraya davet ettiler bir gece. Gittim,

içeri girdim. Bir adam yanıma geldi. "Her yerde namazdan bahsediyorsun

. Senin gibi bir adamın burada ne işi var?" dedi. İnsanlar kola içsen de, öyle düşünmüyor.

Oradaki insanlara kötü örnek oluyorsun. Benim o duygum var. Bu yüzden evimin alt

katını disko yaptım. Aynalarım var, kendi başıma dans ediyorum, formumu koruyorum.

Deli danalar gibi dans ediyorum. 

 Düşünen her insan Allah'ın varlığını her yerde görebilir aslında.

Siz sadece bir ölümle mi bunu anladınız? 

Orada iki kişi öldü bir kişi canlandı. Sakıp Sabancı öldü.

Yaşar Alptekin öldü. "Yaşar Ağabey" canlandı. İki ölüm bir doğum vardı. 

 Kitaplar yazdınız, hacca gittiniz, hatta mezarlıklara gidip orada geziyormuşsunuz... Neden?

Benim 2 adresim var. Mezarlık ve Haydarpaşa Acil Kapısı... İnsanım.

Ne kadar imanlı olsam da beşerim. Bazen şımarıyorum...

Kendimi toparlamak için gece 2-3-4 fark etmiyor. Acil kapısına gidiyorum. "

Benimki de dert mi, Allah'ım affet beni, insanlar nelerle uğraşıyor"

deyip dönüyorum. Mezarlığa gidiyorum, mezarlara bakıp,

"Benim ziyaret ettiğim gibi, beni de ziyaret edecekler" diyorum.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.