Öne Çıkanlar en güzel aşure Aşure aşurenin süslenmesi Aşure Nasıl Yapılır ? yılbaşı bileti

Kadın Erkek Tokalaşması İslama Göre Haram Mı ?





Kadın erkek tokalaşması caiz midir ?

İslam fıkhında (hukukunda) genel kaide olarak: “Bakılması helal olan yere dokunulması da helaldir.” Bundan sadece erkeğe göre ya­bancı kadınlar istisna edilir. Mesela erkek, Hanefî mezhebine göre, yabancı bir kadının eline ve yüzüne belli şartlarla bakabildiği halde, dokunması caiz değildir. Buna göre, kadınla musafaha (tokalaşma), kadın genç ve şehvet duyabilecek yaşta ise ittifakla haramdır. Bu konudaki rivayetlerin hemen hemen hepsi ve sahih olanları Rasulüllah Efendimizin kadınlarla tokalaşmadığını söyler. Ümeyme bint Rakîka kadınların biatim anlatır ve: “Allah Rasulü bizim hiç birimizle musafaha yapmadı, gidin artık, sizinle biatlaşmış olduk, yüz kadı­na diyeceğim de, bir kadına dediğimden ibarettir, buyurdu”[1] der.

Kadın erkek tokalaşması caiz midir konusunda Aişe validemiz: “Vallahi Allah Rasulunün eli asla bir kadının eline değmedi. O kadınlarla sözle biatlaştı” demiştir.[2] Hz. Aişe validemiz bunu çok sonraları söylemiş olacağına göre. Akabelerde vuku bulan “Bey’atü’n-nisâ” hakkında Rasulüllah’tan bilgi almış olması gerekir. Aksi halde böyle tekitli bir yemin etmesine anlam verilemez. Bunun yanında Rasulüllah’ın kadınlarla elinde bez varken,[3] ayrıca bir kap içindeki suya, ellerini birbirine değdirmeden sokarak[4] Matlaştı­ğı haberleri de vardır. Bunlar da onun kadınlarla tokalaşmadığını gösterir. Suyûtî, Taberanî’den alarak, Allah Rasulunün kadınlarla “elbise altından” (tahtes-sevbi) tokalaştığı rivayetini, zayıf olduğu­nu belirterek verir.[5] Gümüşhanevî aynı hadisi şerhederken “bez altından=tahtes-sevbi” ibaresini “yani arada bir engel olmaksızın” (bila hailin) diye açıklar ki,[6] doğrusu burada bir anlama hatası ol­malıdır. Ama hadîs her halükarda zayıftır. Safa tepesinde Allah Ra­sulü kadınlarla Matlaşırken Hz. Ömer’in de onlarla musafahalaştığı rivayeti de vardır.[7] Ancak sahih kaynaklarda buna da rastlayamadık. Aksine onunla ilgili olarak meşhur olan rivayet şudur: Ümmi Atıyye anlatıyor: “Rasulüllah Medine’ye gelince Ensar kadınlarını bir evde topladı. Sonra Ömer’i bize gönderdi. Ömer gelip selam verdi. O evin dışından elini uzattı, biz de içinden uzattık. O da, Allah’ım şahit ol!, dedi”[8] Görüleceği gibi burada musafaha değil, el uzatma vardır.

Şehvet duyulmayacak derecede yaşlı kadınlarla kadın erkek tokalaşması caiz midir : Hanefî fıkhının meşhur kitaplarından olan el-Hidaye, onlarla musafaha- laşmakta mahzur olmadığını söyler ve delil olarak Hz. Ebubekir’in süt annesinin bulunduğu kabilelere gittiğinde kocakarılarla musafa- halaştığı ve Abdullah b. Zübeyr’in hasta bakıcı olarak bir kocakarı tuttuğu, ona ayağını ovdurup başını kaşıttığı haberlerini zikreder.[9] Kadızade Efendi, Hidaye’nin bu kısmını şerhederken “el-Muhît” ve başkalarından diye bir de Rasulüllah Efendimizin biatta, “genç ka­dınlarla değil ama yaşlılarla musafahalaşırdı” rivayetini verir.[10] Fakat Hidaye’nin hadislerini tahriç eden Zeylaî’ye başvurduğumuz­da: Hem bu rivayetin hem de Hz. Ebubekir ve Abdullah b. Zübeyr’le ilgili rivayetlerin “garîb” olduğunu söyler.[11] Aynı konuda çalışması olan İbn Hacer ise, bu üç rivayeti de hiç bir yerde bulamadığını ilave eder.[12]

Taberî, Ebu Süfyan’ın karısı Hind’in müslüman olduğunda, biat için gelip Rasulüllah’ın elini tuttuğunu kaydeder ki,[13] bunun için de biz aynı şeyi söylüyoruz.

Netice olarak, Merğinanî gibi müdekkik bir fıkıhçının, nereden aldığı bulunamamış olsa bile, verdiği bir rivayeti hiç hesaba katma­mak da uygun olmayabilir. Buna göre, fitneden emin olunan ihti­yar kadınlarla musafaha yapılabilirse de, sahih rivayetlerle anlatılan Rasulüllah’ın fiiline uymak ve namahrem olmaları halinde onlarla da musafahalaşmamak en emin yoldur. (Allahu alem). Zaruret halleri­nin hükmü ise değişik olabilir.

 

[1] Taberî XXVIII/80

[2] Kurtubî XVIII/71

[3] agk.

[4] agk

[5] Suyûtî, el-Cami’u’s sağır (Fethu’l-Kadir ile birlikte) VI221

[6] Bkz. Gümüşhanevî,Levami’ul-’ukûlVI605

[7] Bkz. Kurtubî agk.

[8] Taberî, agk.; Kurtubî agk

[9] Merğinanî, el-Hidâye IV/84

[10] Kâdızâde, Netâic (Fethu’l-Kadir Tekmilesi) VIII/98 (VIII/461 eski baskı)

[11] Bkz. Nasbu’r-raye IV/240

[12] ed-Diraye 11/225; Konu hakkında ayrıca Bkz. Merdavî, el-lnsafV 111/32

[13] Bkz. Taberî XXVIII/78
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.