Öne Çıkanlar Merkez Bankası Fenerbahçe ve Galatasarayın Rakipleri 2.Lig Kırmızı Grup ! 8.Hafta Maç Sonuçları AKPde İstifa süper lig

Diyanet , 3 Mart 2017 Türkiye Geneli Haftanın Hutbesi ! Cuma Hutbesi 03.03.2017
  


CUMA AYETİ ile ilgili görsel sonucu

HOŞ GELDİNİZ

HAYIRLI CUMALAR

HAFTANIN HUTBESİNİ OKUYABİLİR VE ÇIKTI ALABİLİRSİNİZ..


Din hizmetleri genel müdürlüğü diyanet işleri tarafından her hafta cuma hutbesi yenilenir.

Türkiye”deki camilerde her cuma olduğu gibi bu cumada müslümanlar hep bir arada olarak

hutbenin konusunu cami’de dinleyecekler. Müslümanlar için en önemli gün cuma günü olduğu gibi

islam dini içinde özel bir gün olarak ilan edilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı

tarafından düzenlenen bu haftaki hutbe konu Mesajı ne üzerine olacaktı?



Hutbe İslam dininde cuma ve bayram namazlarında minberde

imam tarafından okunan dua ve verilen öğüt.

Hutbe insanları dine çağırır.

Ayrıca İslam dininin Peygamberi Muhammed’in (sav) vefatından önce

124BİN  Müslüman’a irad ettiği dini metnin adı da Veda Hutbesi’dir.

Sözlükte “bir topluluk karşısında yapılan konuşma” anlamına gelen hutbe,

dinî bir kavram olarak, Cuma ve bayram namazlarında, genel olarak,

Allâh’a (cc) hamd, Rasûlüne salât ve Müslümanlar’a nasihatten oluşan konuşmayı ifade eder.

Hutbe Cuma namazının sıhhat şartlarındandır.

Bayram namazlarında ise sünnettir.

Hutbe, Cuma namazından önce, bayram namazlarında ise, namazdan sonra okunur.

2 hutbeden oluşur.

Hanefîlere göre hutbenin rüknü,

Allâh’ı (cc) zikirden ibarettir.

Allâh’ı(cc) hamd, tesbih veya tekbir getirmekle hutbenin farzı yerine getirilmiş olur;

ancak sünnet terk edildiğinden mekruhtur.

Hutbe, bir mekânda toplanmış mü’minlerin,

başta dinî konular olmak üzere, onların hayatlarını kolaylaştıracak,

ilişkilerini uyumlu ve düzenli bir hale getirecek her konuda aydınlatılması için bir vesiledir.

Hz. Peygamber’in uygulamaları da bu yöndedir.


Diyanet (3 Mart 2017) Türkiye Geneli Cuma Hutbesi

İLİ : GENEL TARİH : 03.03.2017

FİRDEVS CENNETİNE MİRASÇI OLMAK

FİRDEVS CENNETİNE MİRASÇI OLMAK 

Aziz Müminler!

Hz. Ömer’in rivayet ettiğine göre Allah Resûlü (s.a.s), bir gün ashabıyla sohbet ettiği esnada kendisinde vahiy alameti belirdi.

Bir müddet bekledikten sonra kıbleye yöneldi. Ellerini semaya açtı ve Rabbine şöyle niyazda bulundu:

“Allah’ım! Bize nimetini artır, eksiltme! Bizi onurlandır, zelil eyleme!

Bizi istediğimize ulaştır, mahrum etme! Bizi üstün kıl; zayıf duruma düşürme!

Bizi razı olduklarından ve senden hoşnut olanlardan eyle!” 

Kardeşlerim!

Efendimiz, bu duanın ardından, “Az önce bana 10 âyet indirildi.

Kim bu âyetlerde belirtilenleri hayatına yansıtırsa cennete girer.” buyurdu

ve Müminûn Suresi’nin ilk on âyetini  okudu. 

İşte bugünkü hutbemizde bizleri Firdevs cennetine mirasçı kılacak bu on âyeti sizlerle paylaşmak istiyorum.

Geliniz, bu on âyette haber verilen ve felaha eren gerçek müminlerin kimler olduğuna hep birlikte bakalım.  

اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ  o müminler ki, namazlarını huşu içerisinde kılanlardır.

Namazı, Rabbiyle bir vuslat anı, özlemle beklenen bir buluşma olarak görenlerdir.

Bu muazzam ibadeti, şekle indirgemeyenlerdir.

Onun ruhunu asla zayi etmeyenlerdir.

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ o müminler ki, dünya ve ahiretlerine bir faydası dokunmayan,

boş söz ve işlerden uzak duranlardır. Zira hayat, bir saniyesi bile heba edilemeyecek kadar kısa ve kıymetli bir nimettir.

Vakit, bizlere emanet edilen eşsiz bir hazinedir.

Ve bir gün her bir emanetin, her bir nimetin hesabı Rabbimiz tarafından eksiksiz sorulacaktır. 

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ felâha eren müminler, zekâtını verenlerdir. İnfakta bulunanlardır.

Zekât vermek için adeta birbirleriyle yarışanlardır.

Zekât ki; yoksulun, ihtiyaç sahibinin, zenginin malındaki hakkıdır.

Zekât ki; kişiyi mal ve mülkün, servet ve gücün esiri olmaktan korur.

Zekât ki; bir taraftan kişiyi maddi yüklerden kurtarır.

Diğer taraftan da günah ve kirlerden arındırır.  

Kardeşlerim! 

Kendilerine cennetin vadedildiği müminler,

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ iffetlerini koruyanlardır. Başkalarının iffetini kendi iffeti sayanlardır.

Zira insan, tertemiz fıtratını, haysiyetini koruduğu müddetçe özünü korur.

Başkalarının saygınlığına halel getirmediği müddetçe saygı görür. 

وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۙ ebedi nimetlere ulaşacak müminler, emanet bilincine sahip olanlardır.

Ahitlerine, verdikleri sözlere sadık kalanlardır. Zira sadakat ehli, güvenilir bir kişi olmak,

müminin en önemli özelliklerindendir. Çünkü mümin, Muhammedü’l-Emîn’in,

yani özü sözü bir, güvenilir peygamberin kutlu yolunun yolcusudur. 

وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ Firdevs cennetine kavuşacak olan müminler, namazlarını aksatmadan devamlı kılanlardır.

Namazları, kendilerini çirkinliklerin esiri olmaktan alıkoyduğu kimselerdir.

Şu bir gerçektir ki; biz namazlarımızı korursak namazlarımız da bizi korur.

Biz namazlarımıza düşkün ve sevdalı olursak namazlarımız da bütün varlığıyla kötülüklere karşı bize kalkan olur.

 
Kardeşlerim!

İşte Rabbimizin büyük mükâfatı bu müminler içindir. اَلَّذ۪ينَ يَرِثُونَ الْفِرْدَوْسَۜ هُمْ ف۪يهَا خَالِدُونَ

Onlar, Firdevs cennetinin ebedi varisleridirler. Firdevs cenneti ki, cennetin en özel yerlerindendir.

En yüksek mertebelerindendir. Firdevs cenneti ki Peygamberimiz (s.a.s)’in vefatından

sonra ciğerparesi Fâtıma validemizin


, “Makamı Firdevs cenneti olan babacığım!” sözleriyle hüznü ve tesellisine konu olan cennettir.

Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, bizleri felâha eren ve Firdevs cennetinde Peygamberimiz (s.a.s)’e komşu olan bahtiyar müminlerden eylesin. 


Müminûn, 23/1-10. 2 İbn Hanbel,

I, 351; Tirmizî, Tefsir, 24. 3 Buhâri, Megazi, 78.

Hazırlayan: Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü


YENİ HUTBEYİ SİTEMİZDEN OKUYABİLİR VE ÇIKTI ALABİLİRSİNİZ

HUTBE TIKLA İNDİR ÇIKTI AL PDF  >>> Firdevs Cennetine Mirasçı Olmak.pdf

HUTBE TIKLA İNDİR ÇIKTI AL WORD >>>> Firdevs Cennetine Mirasçı Olmak.jpg (2).docx

CUMA NAMAZININ

HANGİ REKATINDA NE OKUNUR


TÜM AYRINTILAR

AŞAĞIDAKİ YAZIMIZDA


ZÜHRİ AHİRDE DOĞRU BİLİNEN

YANLIŞLAR!!!!!

 

CUMA NAMAZI 10 REKAT :

4 SÜNNET    2 FARZ    4 SON SÜNNET

 

Cuma Namazının Dört Rekat İlk Sünneti

  • 1. Rekat
  • "Niyet ettim Allah rızası için Cuma Namazının dört rekat ilk sünnetini kılmaya" diye niyet ederiz
  • "Allahu Ekber" diyerek  alır ve namaza başlarız
  • 'yi okuruz
  • Euzü-besmele çekeriz
  •  okuruz
  •  okuruz
  • 'ya gideriz
  • 'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar 'ye gideriz

Cuma Namazının İki Rekat Farzı

  • 1. Rekat
  • Müezzin Kamet yapar.
  • "Niyet ettim Allah rızası için Cuma namazının iki rekat farzını kılmaya. Uydum imama" diye niyet ederiz
  • "Allahu Ekber" diyerek  alır ve namaza başlarız
  • Sessizce 'yi okuruz.
  • Ayakta birşey okumadan imamı dinleriz. İmam  ve Kur'an'dan bir miktar ayet okur
  • 'ya gideriz
  • İki defa 'ye gideriz
  • Uyarı: Cuma Namazının farzı tek başına kılınamaz. Mutlaka İmama uymak ve İmamın arkasında cemaat olarak kılınmak zorundadır.

Cuma Namazının Dört Rekat Son Sünneti

  • 1. Rekat
  • "Niyet ettim Allah rızası için Cuma Namazının dört rekat son sünnetini kılmaya" diye niyet ederiz
  • "Allahu Ekber" diyerek  alır ve namaza başlarız
  • 'yi okuruz
  • Euzü-besmele çekeriz
  •  okuruz
  •  okuruz
  • 'ya gideriz
  • 'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar 'ye gideriz

Dört Rekat Zuhri ahir (Son öğle) Namazı

  • 1. Rekat
  • "Niyet ettim Allah rızası için vaktine yetişip henüz kılamadığım zuhri ahir (son öğle) namazını kılmaya" diye niyet ederiz
  • "Allahu Ekber" diyerek  alır ve namaza başlarız
  • 'yi okuruz
  • Euzü-besmele çekeriz
  •  okuruz
  •  okuruz
  • 'ya gideriz
  • 'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar 'ye gideriz

  • 3. Rekat
  • Ayağa kalkarak a dururuz
  • Besmele çekeriz
  •  okuruz
  • 'ya gideriz
  • 'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar 'ye gideriz

Cuma Namazının İki Rekat Sünneti (Vaktin Sünneti)

  • 1. Rekat
  • "Niyet ettim Allah rızası için iki rekat vaktin sünnetini kılmaya" diye niyet ederiz
  • "Allahu Ekber" diyerek  alır ve namaza başlarız
  • 'yi okuruz
  • Euzü-besmele çekeriz
  •  okuruz
  •  okuruz
  • 'ya gideriz
  • 'ye gideriz. Doğruluruz, tekrar 'ye gideriz



BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

CUMA NAMAZININ VE CUMA GÜNÜNÜN FAZİLETİ



 "Üzerine güneş doğan günlerin en hayırlısı cuma günüdür.

O gün Allah(cc) Adem’i yaratmıştır.

Adem o gün cennete konulmuş ve yine o gün cennetten çıkarılmıştır.

Kıyamet cuma gününden başka bir gün kopmayacaktır." (Tirmizi)

"Allah bizden öncekileri cumadan şaşırttı.

Yahudilerin özel günü cumartesi,

Hıristiyanlarınki ise pazar oldu.

Derken Allah(cc) bizi dünyaya getirdi ve bize cuma gününü gösterdi.

Böylece cuma, cumartesi ve pazar günleri ibadet günü ilan edilmiş oldu.

İşte bu şekilde onlar kıyamet günü bizim peşimizden geleceklerdir.

Bizler en son gelen dünyalılarız. Kıyamet günü en başta gelen bizler olacağız.

Herkesten önce lehine hüküm verilen bizler olacağız." (Müslim)

Peygamberimiz (sav)’in cuma günü ile ilgili tavsiyeleri

-Hz. Peygamber (sav)’e çokça salavat getirmek:

Resulullah şöyle buyurmuştur. "Cuma günü ve cuma gecesi bana çokça salavat getirin." (Beyhaki)

Peygamberimiz (sav)’in ümmeti dünya ve ahirette hangi

hayra sahip olmuşlarsa O’nun sayesinde sahip olmuşlardır.

Allah(cc) O’nun yüzü suyu hürmetine hem dünya, hem ahiret saadetini onlara bahşetmiştir.

O halde O’nun birazcık olsun hakkını ödeyebilmek için

cuma günü ve gecesi O’na çokça salavat getirmeliyiz.

-CUMA NAMAZI VE MÜSLÜMANLARIN BİRARAYA TOPLANMASI:

Cuma namazı, özgür, sağlıklı ve ergenlik çağını aşmış bütün erkeklere farzdır. 

Resulullah (sav)’ın ve dört halifenin zamanında cuma namazı,

Müslümanların biraraya geldiği toplantı niteliğindeydi.

Fakat daha sonra bu özelliğini kaybetti. Ebu Davud ve Tirmizi’de

geçen bir hadiste Resulullah Efendimiz,

"Kim üç cuma namazını önemsemediğinden dolayı terkederse Allah(cc) onun kalbini mühürler

" (Tirmizi) buyuruyor. Kıyamet günü cennet halkının

Allah(cc)’a yakınlığı Cuma namazlarına erken gelişleri ve imama olan yakınlığı ile ölçülecektir.

CUMA GÜNÜ GUSLETMEK:

Peygamberimiz Cuma namazına gelecek olan müminlerin

bir gece önceden gusletmek suretiyle yıkanarak namaza gelmelerini emretmiştir.

İslam alimleri, temizlenme ihtiyacı olan kişinin namazdan önce

gusletmesinin vacip olduğu konusunda görüş belirtmiştir.

GÜZEL KOKU SÜRMEK:

Resulullah (sav) Cuma günleri güzel kokular sürmeye her zamankinden daha fazla dikkat etmiştir.

O gün koku sürmek haftanın diğer günleri koku sürmekten daha faziletlidir.

Resulullah Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

Bir kimse Cuma günü gusleder, varsa güzel koku sürünüyor,

en güzel elbisesini giyer de vakarlı ve ağırbaşlı bir şekilde camiye gider,

kimseye eziyet vermezse ve imamın minbere çıkmasından itibaren hiç konuşmazsa

iki cuma arasındaki günahları için kefaret olur.

NAMAZA ERKEN GİTMEK:

Resullulah (sav)’ın sağlığında müminler, cuma namazına ellerinden geldiğince erken gelirler

ve gelmeyenlerin sorunları araştırılırdı. Gelenlerin ise sıkıntısı olup olmadığı sorulur,

sıkıntısı olanın sıkıntısına çare bulunurdu.

HUTBE DİNLEMENİN ADABI:

Resulullah Efendimiz (sav), imam minbere çıkıncaya kadar namaz kılınması,

Kuran okunması ve ibadetle meşgul olmasını tavsiye etmiştir.

İmam hutbeye çıkınca ise işiten kimseye susmak farzdır. 

Yanında konuşanı uyarması durumunda cuma sevabını alamaz.

Resulullah (sav)’ın günümüze ulaşan bir hutbesi:

Ey insanlar! Ölmeden önce Allah’a tevbe ediniz.

Meşgul olmadan önce hayırlı ameller işlemeye hız veriniz.

Rabbiniz’le aranızdaki bağları O’nu çok zikretmek suretiyle,

gizli ve aşikar sadaka vermek suretiyle güçlendiriniz.

Hem böylece mükafat alır, övülür, rızıklandırılırsınız.

Bilesiniz ki Allahu Teala, şu makamımda şu ayımda,

şu yılımda kıyamete kadar cuma namazınızı üzerinize farz kılmıştır.

Bir kimse başında zalim olmayan bir devlet başkanı olduğu halde

cumayı kılmaya imkan bulup da inkar ettiğinden yahut hafife aldığından dolayı

ben hayattayken yahut ölümümden sonra terkeder kılmazsa, Allah(cc)

iki yakasını biraraya getirmesin, işinde bereket vermesin.

Dikkat ediniz! Tevbe edinceye kadar böyle bir kimsenin kıldığı namaz namaz değildir,

aldığı abdest abdest değildir, tuttuğu oruç oruç değil, verdiği zekat zekat değil,

yaptığı hac hac değildir! O’na bereket de yoktur.

Şayet tevbe ederse Allah(cc) tevbelerini kabul eder. (İbn-i Mace)

Cuma günü neler yapabilirim?

Cuma günü yıkanmak ve güzel koku sürünmek sünnettir



”Her Müslüman, Cuma günü yıkanmalı, misvaklanmalı ve güzel koku sürünmelidir.” (Buharî)



“Cuma namazı için gusletmek, güzel koku sürünmek, yeni, temiz giyinmek, saç,

tırnak kesmek sünnettir. Tırnakları Cuma namazından önce veya sonra kesmek sünnettir.

Namazdan sonra kesmek efdaldir.” (Dürr-ül-muhtar)



Cuma günü tırnak kesmek sağlığa sebeptir



Peygamber Efendimiz: 

“Cuma günü tırnak kesmek şifaya sebeptir.” buyurmuştur. (E.Şeyh)

Cuma gününe perşembeden hazırlanmak sünnettir



“Cumaya perşembe gününden hazırlanın!” (Hatib) 



Cuma günü gusletmek günahların affına vesiledir



“Cuma günü gusledenin günahları affolur.” (Taberani) 

Cuma günü ilim meclislerine gitmek faziletlidir



“Cuma sabahında veya ikindi namazından sonra ilim meclislerine gitmelidir.

Cuma günündeki şerefli saat gelip çattığı zaman,

kendisinin hayırlı bir işte olması gerektir.” (İmam-ı Gazali)


Cuma günü sadaka vermek müstehaptır



“Cuma günü çokça salat ü selam okumak ve sadaka vermek müstehaptır.

Bu günde fakirlere verilen sadaka kat kat fazlasıyla kabul edilir.” (İmam-ı Gazali) 


Cuma günü Cuma namazına kadarki zamanı ahiret işlerine ayırmak gerekmektedir



“Cuma gününü ahiret işlerine tahsis edip, o günde bütün dünyevi meşgalelerden imtina etmeli,

bolca tesbih-u tehlil ve zikir yapmalıdır.” (İmam-ı Gazali)



Cuma günü Cuma namazından sonraya kadar yolculuk tavsiye edilmemiştir!

“Cuma gününde herhangi bir sefere çıkmamalı ve sefer ihdas etmemelidir.

Çünkü Allah(cc)’ın Resulünden: “Cuma gecesinde sefere çıkan bir kimseye iki meleği beddua ederler.

” Buyurduğu rivayet edildi. Cuma günü sabah olduktan sonra sefere çıkmak ise haramdır.

Ancak çıkmadığı takdirde arkadaşlarından geri kalacağı mevzu bahisse,

o zaman hüküm değişir.” (İmam-ı Gazali)


“Cuma namazından sonra, yedi defa ihlâs ve muavezeteyn okuyanı (felak-nas)

, Allah-ü Teâlâ, bir hafta, kazadan, beladan, kötü işlerden korur.” (İ.Sünni)


Cuma günü kehf suresi okunmasının fazileti yüksektir



“Cuma gecesi Kehf suresi okuyan, Kıyamette, yerden göğe kadar bir nurla aydınlanır.

İki Cuma arasında işlediği günahlar da affolur.” (Tergib)

Cuma günü duhan suresi okuyana cennette köşk ihsan edilir



“Cuma günü veya gecesi Duhan suresini okuyana Cennette bir köşk ihsan edilir.” (Taberani)

Cuma günü Yasin suresini okumak günahların affına vesiledir

"Cuma gecesi Yasin suresini okuyanın, günahları affedilir." (İsfehani)

Cuma günü tesbih namazının kılınması faziletlidir



Peygamber Efendimiz’in amcası Hz. Abbas;

“Her Cuma gününde tesbih namazını kıl.” diye tavsiyede bulunmaktadır. (İhya-ı Ulum’id-din)


Cuma günü getirilen salâvatları Peygamber Efendimiz vesilesiz bizzat kendisi aldığını haber vermiştir

“Cuma günü ve geceleri üzerime (yüz defa) salâvat getirenin,

Allah-u Teâla otuzu dünyaya yetmişi ahirete olmak üzere yüz hacetini kabul eder.”


“Ömrünü boş yere heba eden kişinin kaybettiği zamanı telafi edebilmesi için

salâvat ile meşgul olması lazımdır. Eğer bütün ömrünü ibadet ile geçirmiş olsan

bir defa salâvat getirsen, getirdiğin salâvat bütün ibadetlerden daha ağır gelirdi.”


“İ'lem Eyyühel-Aziz! Cam, su, hava, âlem-i misal, ruh, akıl, hayal, zaman vesaire gibi,

tecelli, timsal ve akislere mahal ve mazhar olan çok şeyler vardır.

Maddiyat-ı kesifenin timsalleri hem münfasıl, hem ölü hükmündedirler.

Çünkü asıllarına gayr oldukları gibi, asıllarının hasiyetlerinden de mahrumdurlar.

Nuranîlerin timsalleri ise, asıllarıyla muttasıl ve asıllarının hasiyetlerine malik ve asıllarına gayr değillerdir.

Binaenaleyh Cenab-ı Hak şemsin hararetini hayat, ziyasını şuur,

ziyadaki renklerini duygular gibi yapmış olsa idi, senin elindeki âyinede temessül eden

şemsin timsali seninle konuşacaktı. Çünkü o, timsalinde oldukça harareti, ziyası,

renkleri olurdu. Hararetiyle hayat bulurdu. Ziyasıyla şuurlu olurdu.

Renkleri ile de duygulu olurdu. Böyle olduktan sonra, senin ile konuşabilirdi.

Bu sırra binaendir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalatü vesselam kendisine okunan

bütün salâvat-ı şerifelere bir anda vâkıf olur.” (Mesnevi-i Nuriye) 

ALLAHÜMME SALLİ ALA MUHAMMED

CUMANIZ MÜBAREK OLSUN...

SEVDİKLERİNİZLE NİCE CUMALARA....

ÜMMETİN TÜRKİYE LİDERLİĞİNDE  BİRLİĞİNE VESİLE OLMASI DUASIYLA.

ESSELAMU ALEYKUM


Cuma namazının sahih olmasının şartlan nelerdir?

• Cumanın öğle vaktinde kılınması,

• Namazdan önce hutbe okunması,

• Cuma kılınan yerin herkese açık olması,

• İmamdan başka en az üç erkek cemaat bulunması (Hanefi mezhebine göre),

• Cuma namazını kıldıranın, devletin görevlendirdiği veya izin verdiği kişi olması,

• Cuma kılınacak yerin şehir veya şehir hükmünde olması.

Cuma namazı kimlere farzdır?

Şu şartları taşıyan kişiye Cuma namazı kılmak farz olur:

1. Müslüman olmak,

2. Akıllı olmalı,

3. Ergenlik çağına gelmiş olmak,

4. Erkek olmak,

5. Hür ve serbest olmak,

6. Mukim olmak (misafir olmamak),

7. Sağlıklı olmak,

8. Kör olmamak,

9. Ayakları sağlam olmak.

Cuma Namazının Hükmü

Cuma namazı, farziyyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabit olan ve hutbeyi de ihtiva eden iki rekatlı,

cemaatle kılınan bir namazdır. Yüce Allah, 'Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında,

alışverişi bırakıp hemen Allah'ı anmaya koşun. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır.

Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allâh'ın(cc) lütfundan nasibinizi arayın.

Allâh'ı(cc) çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.' buyurmaktadır (Cumu'a 62/9-10).

Hz. Peygamber, 'Cuma namazına gitmek, ergenlik çağına ulaşmış her Müslüman'a farzdır.' (Nesâî, Cumu'a, 2; Ebû Dâvûd, Taharet, 129),

'Cuma namazını kılmayan birtakım kişiler, ya bundan vazgeçerler ya da

Allâh(cc) kalplerini mühürler de gafillerden olurlar.' (Müslim, Cumu'a, 12; Nesâî, Cumu'a, 2),

'Allâh(cc), önemsemeyerek üç Cuma'yı terk eden kişinin kalbini mühürler' (Ebû Dâvûd, Salât, 210; Nesâî, Cumu'a, 2) buyurmaktadır.

Cuma namazı, Hz. Peygamber döneminden günümüze kadar bütün Müslümanlarca kılınmış

ve bunun farz olduğu konusunda herhangi bir ihtilafa düşülmemiştir.
 
Cuma namazının hicretten önce farz kılındığına dair rivayetler bulunmakla birlikte,

Hz. Peygamber ilk Cuma namazını hicret esnasında Medine yakınındaki Rânûna denilen bir vadide kıldırmıştır.

Cumanın Sıhhat (Geçerlilik) Şartları

Fıkıh bilginleri, Cuma namazının geçerli olması için bazı şartlar ileri sürmüşlerdir.

Bu şartlardan hutbe, şehir ve cemaat şartlarının Kurulumuzca değerlendirilmesine ihtiyaç duyulmuştur.
 
1. Hutbe

Hutbe, Cuma ve bayram namazlarında, genel olarak, Allâh'a(cc) hamd,

Rasûlüne salât ve Müslüman'lara nasihatten oluşan konuşmayı ifade eder.
 
Hutbe Cuma namazının geçerlilik şartlarındandır. Cuma suresinin 9. ayetindeki 'Allâh'ı(cc) anma' ifadesini,

Hz. Peygamber'in hutbe ile ilgili hadislerini ve uygulamalarını göz önünde bulunduran müçtehitler,

hutbenin cumanın sıhhatinin şartı olduğunu ittifakla kabul etmişlerdir

(İbn Hümâm, Fethu'l-Kadîr, II/28; İbn Kudâme, el-Muğnî, III/170-171; Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, I/549; Kâsânî,

Bedâi'u's-Sanâ'î, II/195-198; Nevevî, Mecmû', IV/382383).
 
Hutbenin, Cuma vaktinde ve namazdan önce okunması gerekir. Zira Hz. Peygamber,

hutbeyi Cuma namazından önce okumuştur (Ebû Dâvûd, Salât, 240; Abdürrazzâk San'anî, el-Musannef,

III/222, H. No: 5413). Bu yüzden bütün fıkıh bilginleri hutbenin namazdan önce okunması gerektiği konusunda görüş birliği içindedirler.

Günümüze kadar uygulama da bu şekilde olmuştur (İbn Hümâm, Fethu'l-Kadîr, II/28; İbn Kudâme, el-Muğnî,

III/170-171; Şirbînî, Muğni'l-Muhtâc, I/549; Kâsânî, Bedâi'u's-Sanâ'î, II/195-198; Nevevî, Mecmû', IV/382383).
 
2. Şehir
İslâm bilginleri Cuma namazının sahih olması için, Cuma namazının şehir veya şehir

hükmünde bir yerleşim biriminde kılınması gerektiğini ileri sürmüşler,

ancak şehrin tanımı konusunda ihtilaf etmişlerdir.
 
Hz. Peygamber, ilk Cuma namazını, Mekke'den Medine'ye hicreti esnasında

Salim b. Avf oğullarının ikamet ettiği Rânûnâ adı verilen bir vadide kıldırmıştır

(İbn Hişam, es-Sîretü'n-Nebeviyye, III/22).

Buna göre, farzı eda edecek sayıda cemaatin bulunduğu mezra, köy, belde, şehir gibi büyük

veya küçük tüm yerleşim birimlerinde kılınan Cuma namazı sahihtir.

Nitekim Diyanet İşleri Reisliği Müşavere Heyetinin (Din İşleri Yüksek Kurulunun)

16/04/1933 tarih ve 190 sayılı kararında da bu husus vurgulanmıştır.
 
3. Cemaat

Cuma namazının sıhhat şartları arasında ileri sürülen cemaat şartı; cemaati oluşturan en az kişi sayısı

ve bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazının kılınıp kılınamayacağı şeklinde iki yönden ele alınmıştır.

a) Cemaati oluşturan en az kişi sayısı

Cuma namazının sahih olması için cemaatin şart olduğu konusunda bütün bilginler ittifak etmekle birlikte,

gerekli asgari sayının kaç olduğu hususunda farklı görüşler belirtmişlerdir.
 
Hanefi Mezhebinde, Cuma namazının kılınabilmesi için, Ebu Hanife ve Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî'ye göre,

imamın dışında en az üç, Ebû Yusuf'a göre ise, iki kişinin bulunması gerekir (İbn Hümâm, Fethu'l-Kadîr, II/31;

İbn Abidin, Reddu'l-Muhtâr, I/545). Şafiî ve Hanbelîlere göre, en az kırk (Şafiî, Ümm, I/328; Nevevî,

el-Mecmû', IV/353; Şirbinî, Muğni'l-Muhtâc, I/545; İbn Kudâme, el-Muğnî, III/204); Malikîlere

göre de on iki kişinin bulunması şarttır (Huraşî, Şerhu Muhtasari Halîl, II/76-77).
 
Şafiîler ve Hanbeliler görüşlerini, Hz. Peygamber'in Medine'ye gelmesinden önce

Es'ad b. Zürâre tarafından Medine'de kıldırılan ilk Cuma namazında kırk kişinin hazır bulunduğunu bildiren

rivayetlere dayandırmaktadırlar (Ebû Dâvûd, Salât, 216; İbn Mâce, Salât, 78). Bu mezheplere göre,

bundan sonra Rasulullah zamanında kılınan Cuma namazlarında sayı kırk kişinin altına düşmemiştir

. Ayrıca bunlar, Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe'den rivayet edilen 'kırk kişi bulunan her yerleşim biriminde,

Cuma namazı kılmak farzdır' haberi ile Ömer b. Abdilaziz'in, Şam ile Mekke arasında bulunan 'miyah'

halkına gönderdiği mektuptaki, 'kırk kişiye ulaşınca Cuma namazını kılın' ifadesini delil olarak ortaya koymuşlardır

(Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, III/177-178, H.No: 5398, 5399).
 
İleri sürülen bu deliller, Cuma namazının farz olması için kırk kişinin bulunması gerektiğini ispata yeterli değildir.

Zira, Hz. Peygamber'in Medine'ye gelmesinden önce, Medine'de kılınan Cuma namazında kırk kişinin hazır bulunması,

bundan aşağı sayıda kişiyle Cuma namazı kılınamayacağını göstermez. Nitekim Mus'ab b. Umeyr'in,

Hz. Peygamber'in emri ile Medine'de 12 kişiye Cuma namazı kıldırdığı rivayet edilmektedir

(Beyhakî, es-Sünenü'l-Kübrâ, III/179, H.No: 5407). Ayrıca Rasulullah'ın kıldırdığı bir Cuma namazında,

ticaret kervanının geldiğini haber alan cemaatten on iki kişi haricindekilerin dışarı çıktığı rivayeti sahih

hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhârî, Cumua, 38).
 
Öte yandan Hz. Peygamber'in, 'Bir yerleşim biriminde, sadece dört kişi bulunsa bile, Cuma namazı kılmak farzdır.' buyurduğu

rivayet edilmektedir (Beyhakî, Sünen, III/179 H.No: 5406, 5407; Darakutnî, Sünen, II/8-9 H.No: 1-3;

Azim Âbâdî, Avnü'l-Ma'bûd, III/283). Cuma cemaatinin asgari sayısı hakkında varit olan haberler

genelde zayıf kabul edilmekle beraber, fiilî uygulama ile Cuma namazının farziyyetini mutlak olarak ifade eden ayet

ve hadisler dikkate alınınca, bir sayı şartı olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, Cuma namazının kılınabilmesi için

40 kişinin bulunması gerektiği konusunda Hz. Peygamber'den menkul bir rivayet bulunmamaktadır.
 
Kur'an-ı Kerim'de Cuma namazı mutlak olarak bütün mü'minlere farz kılınmıştır (Cumua 62/9).

Hz. Peygamber bunlardan kimlerin muaf tutulduğunu hadislerinde belirterek ayetin genel hükmünü tahsis etmiştir

(Ebû Dâvûd, Salât, 215; Beyhakî, Sünen, III/183-184, H.No: 5422, 5425, 5426; Darakutnî, Sünen,

II/2, H.No: 2; İbn Ebî Şeybe, Musannef, I/446, H.No: 5148; ) ve O'nun dışında kimsenin,

ayetlerin hükmünü tahsis etme yetkisi de yoktur.
 
Bu itibarla, bir yerleşim biriminde İmamla birlikte en az dört kişinin bulunması halinde Cuma namazı kılınması gerekir.
 
b) Bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı

Bir yerleşim biriminde birden fazla yerde Cuma namazı kılınıp kılınmayacağı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.

Hanefi mezhebinde ağırlıklı görüşe göre, birden fazla yerde Cuma namazı kılınabilir (Kâsânî, Bedâi'u's-Sanâî, II/191-192;

İbn Hümâm, Fethu'l-Kadîr, II/14-15; İbn Abidîn, Reddü'l-Muhtâr, I/541). Diğer üç mezhebe göre ise,

zorunluluk bulunmadıkça, bir yerleşim yerinde sadece bir yerde

Cuma namazı kılınır; bir ihtiyaç bulunması halinde ise, birden fazla yerde Cuma namazı kılınabilir.

İhtiyaç yokken, birden fazla yerde kılınması halinde, namaza ilk başlayanların Cuma namazları sahih olur,

diğerlerininki sahih olmaz. Bu durumda diğerlerinin öğle namazını kılmaları gerekir (Şirbînî, Muğnî'l-Muhtâc, I/544;

Nevevî, el-Mecmû', IV/451-452; Sahnûn, el-Müdevvene, I/277-278; İbn Kudâme, el-Muğnî, III/212;

Hurâşî, Şerhu Muhtasari Halîl, II/74-75).
 
Zuhr-i ahir namazı veya o günkü öğle namazının iade edilmesi konusu, bir yerleşim biriminde birden fazla yerde
 
Cuma namazının kılınmasından kaynaklanmaktadır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.