Öne Çıkanlar 2016 - 2017 İngilizce temel dini bilgiler 11.sınıf 1.dönem 1. yazılı soruları yeni müfredat Hedef Türkiye AKPde İstifa

Büyük Mücahitler Hasan El Benna ve İmad Muğniye 68 Yıl Önce Bugün Şehid Edildiler





İslam aleminin en etkin isimlerinden, Müslüman Kardeşler Hareketi'nin kurucusu

Hasan el Benna, 1949 senesinde bugün şehit edildi. Temellerini attığı ve

İslam aleminde derin izler bırakan Müslüman Kardeşler hareketi ise

Mübarek sonrası Mısır'da iktidar oldu ve yeniden darbeyle iktidardan uzaklaştırıldı.

Ülkenin seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi hapsedildi.

Müslüman Kardeşler'in kurucusu büyük İslam alimi ve mücahidi Hasan el Benna

12 Şubat 1949'da Kahire'nin en büyük caddelerinden birinde arabası durdurularak polisler tarafından kurşunlandı.

Kaldırıldığı hastanede bilinçli olarak müdahale edilmeyerek kan kaybından ölmesi beklendi.

Hasan el Benna'nın ölmesini başta Kral Faruk olmak üzere İngilizler ve Yahudiler çok istiyorlardı.

Hareketin kurucusu Hasna el Benna anılarında Müslüman Kardeşleri şu şekilde tasvir etmektedir:

"Müslüman Kardeşler hareketi, hareketini selefî bir mesaj, Sünnî bir yöntem, tasavvufî bir hakikat,

siyasal bir örgüt, atletik bir grup, bilimsel ve kültürel bir bağ, ekonomik bir girişim ve

toplumsal bir fikir olarak tanımlamış ve bu hareketin Sünnî, gelenekçi ve reformcu düşüncedek

i en aktif unsurların mirasçısı ve icracısı olduğunu ilan etmiştir."

Hasan el Benna'nın temellerini attığı Müslüman Kardeşler hareketi geleneksel

Sünnî düşüncenin üzerine bina edilmiş ve bina edildiği temele karşı eleştirel bir

tutum izlemiştir. Diğer taraftan Müslüman Kardeşler günlük sorunları somut ve

pratik çözümler üreten, ancak bu arada Müslümanları da var olan sistemle barıştıran ara İslamî mekanizmaları oluşturmayı amaçlamıştır.

DAVETTEN HAREKETE: HASAN EL BENNA

Son iki yılda uzun bir zamandır Müslüman Arap halklarını baskı ve otoriteyle

yöneten diktatörler devrilmeye başladı. Diktatörlerin devrilmesinden sonra Tunus,

Mısır ve Fas gibi kuzey Afrika ülkelerinde Müslüman Kardeşler veya onun geleneğinden

gelen hareketler seçimleri kazanarak iktidarın en önemli adayı haline geldiler.

Şüphesiz Müslüman Kardeşlerin alternatifsiz olmalarında en büyük etken Müslüman

duyarlılığını geniş halk tabanlarında tutarak anlayışını sabırla devam ettirilmesiydi.

Bir köy öğretmeni tarafından kurulan Müslüman kardeşlerin bu başarısında

en büyük pay hareketin kurucusu Hasan el Benna'ya aittir. Hasan el Benna'nın

otobiyografisini yazdığı "Dava ve Davetçinin Hatıraları" isimli eseri hareketin

nasıl bir ortamda doğup geliştiğini anlatan önemli bir kaynaktır. Bu eserde Hasan

el Benna'nın kişiliği, ruh dünyası, dini ve geleneksel konulardaki farklı tutumu,

bir hareket önderi olarak hayat tarzı İslam dünyasını en fazla etkileyen kişi olmasını izah eder.

Hasan el Benna, Raşid mıntıkasında el Mahmudiye ilçesinde bir cami imamı olan

Şeyh Ahmed el Benna es Saati'nin ilk çocuğu olarak 17 Ekim 1906'da doğdu.

Babası çevresinde saygınlığı olan İslami dğerlere hassasiyeti ile bir zattı, bu yüzden

oğlunun Ezher'de okumasını din alimi olmasını istemişti. İlkokula doğduğu

Mahmudiye'de başlayan Benna babasından ve bölgenin tanınmış alimlerinden

olan Şeyh Zahran'dan dini eğitim almıştı. Babası Hasan el Benna'nın hafız

okuluna devam etmesini istemiş fakat o babasının isteğine karşı çıkarak ortaokula kayıt olmuştu.

Ortaokulu bitirdikten sonra babası İskenderiye'deki Din Enstitüsü'ne devam etmesini istemiş,

yine Hasan el Benna babasının bu arzusunu yerine getirmeyerek Damanhur'daki

Başöğretmenler Yetiştirme  Okulu'na devam etmişti. Eğtimini Kahire'deki Daru'l Ulum'da

tamamlayan el Benna, öğretmen olarak mezun olmuştur.

Hasan el Benna çocukluğundan itibaren tasavvufa ilgi duymuş, Hasefiye tarikatının

zikirlerine tarikatın velilerine ait ziyaretlerine katılmıştır. Dua ve zikir Hasan el

Benna'nın hayatının her döneminde etkili olmuştur. Dua ve zikrin kendisini dinamik tuttuğunu

1940'ların ortalarında verdiği bir röportajında belirtecek, tasavvufi değerlerin her zaman

hayatı için vazgeçilmez olduğunu belirtecektir. İslami pratiklerdeki hassasiyeti ve

doğru bildiklerini anlatma isteği, mücadele etmekten çekinmemesi genç yaşlarından

itibaren Hasan  el Benna'nın kişiliğinde etkilidir. Çocukluğundan beri çevresinden

edindiği Hanbeliye öğretilerini ve tasavvufu zihninde bütünleştirmesi, mücadeleci tavrı

Hasan el Benna'yı eylemci  bir yapıya dönüştürmüştür. Darul ulum'da öğrenci iken

İslami kıyafet olmadığı gerekçesiyle üniforma giymeye itiraz eder ve arkadaşlarıyla okul idaresine karşı mücadeleye girişir.

Arkadaşları ile birlikte henüz 13-14 yaşlarında iken İngilizlere karşı yapılan gösteriye

katılır, polis tarafından tartaklanır, fakat o İngilizlere karşı mücadele etmekten vazgeçmez

ve okulunda  sömürgeci yönetimi eleştiren konuşmalar yapar, bildiriler hazırlar ve dağıtır.

Sadece arkadaşlarına değil camilere, Pazar yerlerine ve kahvehanelere giderek halkı

bilinçlendirmeyi çalışır. Hasefi Hayır Cemiyeti, İslam Ahlakının Asaleti,

Genç Müslümanlar Birliği gibi cemiyetlerde aktif olarak bulunur.

Üniversite yıllarında Reşid Rıza, Abdulhamid Said, Muhubbiddin el Hatip,Ferid

Vecdi gibi Kahire'nin önde gelen şahsiyetleriyle görüşür fikir alışverişinde bulunur.

Dini içerikli Mecellet'ül fetih dergisinde makaleler yazar.Kahire'de Genç Müslümanlar

Birliği'nin tertiplediği İslami Yılbaşı gecesinde etkili bir konuşma yapar, değişik çevrelerce tanınmasını sağlar.

1927'de üniversiteyi bitiren Hasan el Benna, İsmailiye'de bir ilkokula öğretmen olarak atanır.

Bu küçük kasabada İngilizlerin askeri üsleri bulunmaktaydı. Ayrıca İngiliz-Fransız Kanal

Şirketinin merkezi de buradaydı. Sömürgeci ve zengin Mısırlıların yaşantıları ile fakir

kasabalıların ekonomik yaşantısı arasında büyük farklılık vardı. Sosyal adaletsizliğin

bütün boyutları bu kasabada görülüyordu. İsmailiye'de kaldığı sürece tebliğ hizmetlerini

devam ettiren akşam okulda haftada iki gün camide vaazlar veriyor, Kahire'den getirttiği kitapları öğrencilere dağıtıyordu.

1928'de altı arkadaşı ile birlikte İsmailiye'de davet çalışmalarını tek bir merkezden organizeli

bir şekilde yürütmek için Müslüman Kardeşler Cemiyeti'ni kurdu. Mahalli bir Kuran okulunun

odasında kiralanarak kurulan cemiyetin ilk faaliyetleri, Kuran-ı Kerim öğretme, gençleri,

İslami yaşantıya teşvik, ahlaki değerlerin yaygınlaştırılmasıydı. Kısa bir süre sonra cemiyet

ilk kendi okulu Medresetu't Tezhib'i açmışlar bu okulda Kuran-ı Kerim, hadis, İslam tarih

i ve fıkıh dersleri vermişlerdir. Cemiyetin öncelikli hedefi genç nesiller olduğu için eğitime

odaklanmaktaydı. Cemiyet kısa sürede üye kabul etmeye başladı. Cemiyete giren üyelere

sadakat yemini ettiriyorlar, yeşil bandlar takılıyordu. Daha sonra cemiyet bir marşı

resmi marş olarak benimsedi ve Kuran'a beşiklik eden çaprazlama kılıcı sembol olarak benimsedi.

Hasan el Benna gençler dışında ilk davet faaliyetlerini Kanal şirketinde çalışan işçiler

ve küçük esnaf üzerine yaptı. Müslüman Kardeşler Cemiyetinin ilk üyeleri bu faaliyetler

sonucu işçi ve küçük esnaftan oluşmuştu. Hasan el Benna cemiyeti kurduktan sonra

İsmailiye'de bir cami yaptırma projesine girişti. Cami projesi için yardım toplanması,

yönetim kurulu oluşturulması gerekiyordu. Cami tamamlandıktan sonra Hasan el Benna'nın

teşviki ile cemiyet caminin yanına okul yaptırdı. Cemiyet bu zaman sarfında Şübrahit ve

Mahmudiye'de şubeler açtı. 1931'de de Kahire'ye şube açıldı. 1936'nın sonralarında ise şubelerin sayısı 100 üzerine çıktı.

1930'ları başlarında Hasan el Benna'nın Müslüman kardeşler Cemiyeti'nin genel başkanı imzasını kullanarak ,

Mecellet'ul feth dergisine yazdığı makale Hasan el Benna'nın nasıl bir yol izleyeceğinin ipuçlarını veriyordu.

Hasan el Benna bu yazısında İslam'ı siyaset, toplum, ekonomik anlayışlarını içerdiğini ileri sürmüş

, hayır cemiyetlerinin siyasetle ilgilenmeleri Mısır yasalarına göre yasaklanmasına rağmen siyasete vurgu yapmıştı.

Hasan el Benna'nın Rislaler'i okunduğunda siyasete vurgu yapması dönemindeki dini

hareketlerden farklılık içerdiğini gösterir. Fakat eserlerinde siyaset safhasını sonraki

aşamaya bıraktığı hareket üyelerinin siyasetten "şimdilik" uzak durmaları gerektiğini söyler.

Çünkü Cemiyetin faaliyetlerini üç döneme ayırır; fikrin yayılması, destekçilerin devrilmesi

ve harekete geçme. Harekete geçme dönemi hızlı büyümeye rağmen henüz gelmemiştir.

Cemiyetin Kahire'ye şube açmasıyla Hasan el Benna'da Kahire'ye taşınır, Kahire'deki ilk

yıllarında öğretmenlikle birlikte cemiyetin çalışmalarını yürütür daha sonra öğretmenlikten

ayrılarak cemiyet çalışmalarına tüm vaktini verir. Kahire Üniversite'si ve Ezher'de

cemiyetin ilk gençlik birimleri oluşturulur. Hasan el Benna bu gençlerle özel olarak ilgilenir,

gençlere akşam sohbetleri yapar, kamplar düzenleyerek cemiyetin örgütlü bir gençlik

yapısını oluşturur. Hasan el Benna cemitetin ilk resmi dergisi olan Dava dergisine baş yazılar yazar.

bu yazılarda eğitim, gençlik, davet çalışmaları, batı ve sömürgecilik konuları üzerine analizler yapar.

Mısır polisi ve İngiliz İstihbaratı Hasan el Benna'yı izlemeye başlar ve birkaç kez gözetim altına alınır

. Cemiyet 1937'de üye sayısını 200.000 ulaştırır. Kontrolsüz büyümeleri önlemek için herkesin

uyması gereken kurallar düzenlenmesi hazırlar. Teşkilatlanmayı bizzat kendi kontrolü altına

alarak istihbarat sızmalarını önlemeye çalışır. Cemiyetin mali bağımsızlığına önem verir ve

İngiliz ve hükümetten gelen bağışları kabul etmez. Yayınladığı cemiyet tüzüğünde

cemiyetin mali yapısını üye aidatları, cemiyetin kurduğu fabrika gibi işyerlerinden elde ettiği gelirlerle sınırlı kalmasını ister.

1936'da Filistin'de olayların şiddetlenmesi üzerine cemiyet hasan el Benna liderliğinde

Filistin için yardım, gösteri organizasyonları tertip eder. Filistin'e destek için Müslüman

kardeşlerden bir öncü grup gönderilir. Bu dönemde hükümet Hasan el Benna ile temas

kurmayay çalışır ve onu Müslüman Kardeşler Cemiyeti'nin başkanı sıfatıyla toplantılara davet eder.

Saray bakanı Ali Mahir Paşa ile Benna arasında dostluk kurulur. Bu dostluktan faydalanan

hasan el Benna Suudi Arabistan ve Sudan'da cemiyetin şubelerini açar. Eğitim Bakanlığı

dini eğitimin ıslahına yönelik bir proje için Hasan el benna ile görüşmek ister. Hasan el

Benna bu görüşmeye kendisi katılmaz ama bir heyeti eğitim bakanlığına gönderir

. Mustafa el Meraği'nin Ezher şeyhliğine gelmesi ile Hasan el Benna ve Ezher arasındaki ilişkiler düzelir.

1939'da Müslüman Kardeşler'de önemli bir ayrılık gerçekleşir. Muhammedin Ordusu adı

altında gençlerden oluşan bir grup İngilizlere karşı cihad etmek amacıyla hareketten kopar.

Hasan el Benna gençlerin sabırsız davranarak hareketi terk etmelerine üzülür. İngiliz

istihbaratı ve hükümet Hasan el Benna'nın gizli bir gündemi olduğunu düşünür ve

hareketten ayrılan gençlerin İngilizlere düzenledikleri saldırılar sonrasında Hasan

el Benna üzerine baskılar yoğunlaşır. Hasan el Benna 1939'da cemiyet içinde izci

derneklerinde talimat görmüş gizli bir askeri birliğin oluşturulmasını ister. Fakat bu askerliği

Filistin için oluşturulmuş olduğu görülmekte Mısır'daki yönetimi devirmeye yönelik olmadığı

anlaşılmaktadır. Çünkü 1941 ve 1942'de Filistin'e gönderilen askeri birlikler bu gizli askeri birliğin üyeleridir.

1941'de İngiliz istihbaratının emriyle Hasan el Benna ve hareketin önde gelen isimleri

tutuklanır ve cemiyet yasadışı ilan edilir. Kahire başta olmak üzere büyük şehirlerde

hükümet aleyhine gösteriler başlar ve Hasan el Benna serbest bırakılır. Cemiyet

Başbakan Ahmet Muhtar suikastini düzenleyenlerin Müslüman Kardeşler olduğunu

iddia ederek tekrar yasaklanır. Fakat yasaklanmasının asıl nedeni Filistin davasına

Müslüman Kardeşlerin destek çıkması ve Filistin'e savaşmak için mücahit göndermesidir.

12 Şubat 1949'da Hasan el Benna evine giderken şehit edilmiştir. 1952'de yapılan soruşturma

ve yargılama sonucu üç gizli polis suikastin sorumlusu olarak görülmüştür.

Hasan el Benna'nın şehadetinden 63 yıl sene sonra, 2012'de Mısır'da Müslüman Kardeşler'in

iktidara geldiği bir dönem başladı. Hareketin Hasan el Benna'nın düşüncelerini iktidara taşıyıp

taşıyamayacağı konusunda tartışmalar devam ederken askeri darbe yapıldı ve İhvan yönetimden uzaklaştırıldı.

Mısır'da ve bazı Körfez ülkelerinde terör örgütü ilan edilen İhvan Hareketi şimdi yeni döneme karşı yeni poltikalar geliştirmeye çalışıyor








Yaşantıları ve mücadeleleriyle İslam toplumlarına yön veren birçok âlim,

fikir adamı, İslami hareket önderinin şehid edildiği şubat ayında tarih

bugünü gösterdiğinde Hasan el Benna ve İmad Muğniye gibi mümtaz şahsiyetlerin ismi öne çıkıyor.

'Kardeşlik bağını koruyun çünkü sizin silah ve mühimmatınız budur'

Şehitler ayı diye nitelendirilen şubat ayında, tarih 12 Şubat 1949'u

gösterdiğinde Mısır'da Hasan el Benna İngilizlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin,

12 Şubat 2008'de ise Suriye'de İmad Muğniye Siyonistlerin gerçekleştirdiği saldırılarda şehid olup refîk-i a'lâ'ya kavuştular.

Şehadet ayı diye nitelendirilen şubat ayında, İslam ümmetinin yetiştirdiği önemli kişilikler,

hareket önderleri, âlimler, fikir adamları zalimlere karşı sergiledikleri mücadeleleri dolaysıyla hedef alındı.





İslam gençliğine örnek hayatları ve mücadeleleriyle yeni ufuklar açan bu karakterlerden

en önemlisi de hiç şüphesiz İmam Hasan el Benna'dır. Sömürgecilere ve onların

yerli işbirlikçilerine karşı verdiği amansız mücadelenin yanında, Müslümanlar arasında

vahdeti tesis etme adına da önemli çalışmalar yürüten el Benna, büyük bir önder olarak

hem kalplerde hem de İslami hareketlerin mücadele sahasında yaşıyor.

İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) kurucusu olan İmam Hasan el Benna, zamanın firavunları

tarafından 12 Şubat'ta şehid edildi. El Benna şehadetinin 68'inci yıldönümünde rahmetle yâd ediliyor.

Mısır'ın Mahmudiye kentinde 17 Ekim 1906 yılında doğan Hasan el Benna, ilmi ve irfani

yönden köklü bir aileye mensuptur. İlk ve ortaokulu kendi kasabasında okuyan Hasan

el Benna, orta üçüncü sınıftayken “Ahlak ve Edeb Cemiyeti” adında bir teşkilat kurup

önemli şahsiyetlere mektuplar göndermiş ve toplumdaki kötülüklere ve haramlara karşı mücadele edilmesi gerektiğini belirtmişti.

İngiliz sömürüsü ve işbirlikçilerine karşı yapılan gösteri ve boykotlara katılan Hasan el Benna,

öğretmen okulunu bitirdikten sonra yüksek öğrenim için Kahire'de bulunan Daru'l-Ulum'a

kaydoldu. El Benna, üniversiteyi birincilikle bitirdikten sonra da İsmailiye'de bir ilkokulda öğretmenlik yapmaya başladı.

Sömürgecilerin buradaki varlığı yerli halkı ister istemez etkilemiş, Batı tarzı yaşam şekilleri

yavaş yavaş toplum içerisinde yaygınlaşmaya başlamıştı. Halkın İslam'dan uzak bir şekilde

yaşadığını gören Hasan el Benna, içi içini yiyor ve birçok geceyi uyumadan geçirip çare

bulmak için projeler üretiyordu. Hasan el Benna bu günlerdeki hatıralarını anlatırken

şu sözleri dile getiriyordu: "Allah bilir nice geceleri ümmetin dertlerine çareler aramak için geçirdik

. Ümmetin hallerini tahlil etmek, dertlerini ortadan kaldırmak için ne kadar düşündük.

Bu hallerin tesirinden bazen ağlama durumuna gelirdik."

Bu kaygı ve endişeleri taşıyan 6 arkadaşıyla beraber bir gece toplanıp

"İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler)" teşkilatını kurdular. Bu fedakâ

r ve cefakâr arkadaşlarıyla beraber İslam'ı tebliğ etmek için kahvehanelere

giderek, orada vakit öldüren insanlara İslam'ın güzelliklerini ve evrenselliğini anlatmaya başladılar.

Hasan el Benna, konuşmalarında Allah'ı(CC) ve ahiret gününü hatırlatıyordu.

Konuşma süresi en fazla 15 dakikaydı. Bu, halk arasında yavaş yavaş etki uyandırmaya başladı.

Kahveye gelenlerin sayısı her gün arttı. Bir süre sonra, binlerce insanı davet ettiği 3 büyük

kahve seçti ve her birinde düzenli olarak haftada ikişer gün konuşmalar yaptı.

İlk önce garip karşılandıysa da sonra insanlar ilgi duymaya başladılar.

Halk, Allah'ın yardımıyla Müslüman Kardeşler teşkilatını bağrına bastı. Mensupları

gittikçe artan teşkilat; köy köy, şehir şehir dolaşarak İslam'ı anlatıyor ve gittikleri her

yerde de bir şube açıyordu. Bütün gayretlerini İslam'a davet yolunda harcıyorlardı.

İmam Hasan el Benna; İslam'dan bihaber hiçbir şehrin ve hiç kimsenin kalmaması gerektiğini söylüyordu.

Kısa sürede büyük bir şekilde gelişen İhvan Teşkilatının, Kahire dahil çeşitli yerleşim

bölgelerinde şubeleri açılmaya başlandı. El Benna'nın Kahire'ye gelmesiyle Müslüman

Kardeşler'in genel merkezi Ekim 1932'de Kahire'ye taşınmış ve Filistin, Suriye ile Lübnan'da da şubeleri açılmıştı.

Filistin halkı İngiliz sömürüsüne karşı ayaklanınca, Müslüman Kardeşler Filistin

davasına sahip çıktı. Hasan el Benna, Filistinliler'in aleyhine gerçekleşen

1936 antlaşmasından sonra, siyasi liderlere, fikir adamlarına ve yöneticilere mektuplar gönderdi.

Filistin meselesini ümmetin meselesi olduğunu söyleyen el Benna,

Filistin'e savaşmak için mücahitler gönderdi.

Sömürgeci İngilizlerin kuklası olan Mısır Hükümeti, Müslüman Kardeşler Teşkilatının önüne

geçmek, faaliyetlerini durdurmak ve şeytanî emellerini gerçekleştirmek için hareketi yasadışı

ilan etti. Bilahare, teşkilatın çalışmalarını engellemeye başladılar ve büyük bir baskıyla teşkilatı

ortadan kaldırmak için bütün imkânlarını seferber ettiler.

Teşkilata mensup fertleri bir bir yakalayıp, çok ağır işkenceler yaptıktan sonra hapishanelere

koydular. İmam Hasan el Benna'nın yanında olacak, korumalığını yapacak hiç kimseyi

dışarıda bırakmadılar. Amaçları Hasan el Benna'yı tek başına bırakıp onu sinsice

katletmekti. Hasan  el Benna, 12 Şubat 1949 günü akşamı evine giderken suikasta

uğrayarak şehid edildi. Kahire'nin en büyük meydanında ve ışıkları söndürülmüş zifiri karanlık bir sokakta

, dünyanın faydasız ve geçici metasına aldanmış kirli ve satılmış süfli eller tarafından ömrünü

İslam'a adayan İmam Hasan el Benna'ya kurşun yağdırdılar. Ağır yaralı bir şekilde hastaneye

kaldırılan İmam el Benna'ya, müdahale edilmesine izin verilmedi. Böylece, ömrünü aziz

İslam'a vakfederek gelecek nesillere büyük bir miras bırakan İmam Hasan el Benna, şehid oldu.

Kurmuş olduğu İhvan-ı Müslimin Cemaati bütün dünyaya yayıldı. İhvan-ı Müslimin

Cemaati Seyyid Kutup, Zeynep Gazali ve Abdulkadir Udeh gibi nice dava önderleri yetiştirdi.

İhvan-ı Müslimin, Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın da temellerini attı.

Hasan el Benna'dan bazı tavsiyeler ve veciz sözler

-İslam dininin özgürlük, bağımsızlık ve hâkimiyetten daha azına razı olmadığını onlara öğretin.

-Müslümanların egemenliği menfaat değil fedakârlık ve hizmettir.

-Faydası sahibini aşmayan, yararı onu yapandan başkasına dokunmayan

bir amelin oldukça cılız ve dar çerçeveli olduğuna inanıyorum.

-Müslümanların dünyadaki konumları efendilik değil, öğretmenlik mertebesidir.

-Biz, vatanımızın hudutlarını inanç ve iman ile çizeriz.

-Aranızdaki kardeşlik bağını koruyun; çünkü sizin silah ve mühimmatınız budur.

-Gaflet, aldatıcı hayaller, dalgın kalpler, körü körüne bağlılık ve her bağıranın

peşinden gitmek gibi şu önemsenmeyen hasletler, müminlerin yolu değildir.

-İnsanın hedef alması gereken en büyük gayenin ve en büyük kararın Allah'ın(CC)  rızasını kazanmak olduğuna inanıyorum.

-Kalbe, tefekkür ve huşu içerisinde Kur'an okumaktan daha faydalı bir şey yoktur.

-Biz ölümün tehlikelerle dolu bir hayattan ebedi nimet ve saadetlerle dolu gerçek bir hayata geçiş köprüsü olduğunu biliyoruz...

israil'in yenilmezlik efsanesine son veren komutan: İmad Muğniye

İslam gençliğine örnek hayatları ve mücadeleleriyle yeni ufuklar açan mümtaz

şahsiyetlerden biri de Siyonistlere karşı amansız mücadele veren İmad Muğniye'dir.

Hacı Rıdvan adıyla tanınan İmad Muğniye 1962 yılında Lübnan'ın güneyindeki

Sur kentinde dünyaya geldi. Çiftçi bir ailenin çocuğu olan Muğniye, ilköğretim ve lise eğitimini Lübnan okullarında tamamladı.

Muğniye'nin direniş hareketleriyle ilk teması henüz 15 yaşındayken,

1977'de gerçekleşti. Muğniye, Lübnanlı fikir ve aksiyon adamı Enis

Nakkaş'ın yanına giderek askeri eğitim almak, israil'e karşı mücadele

etmek istediğini bildirdi. Nakkaş o günlerde, Fetih Hareketi içerisinde mücadele etmekteydi.

Muğniye 1982 israil işgalinden sonra Beyrut'tan çıkmak zorunda kalan

Fetih'ten ayrılarak, model aldığı şahıslardan birisi olan Dr. Mustafa Çamran

ve Musa Sadr önderliğinde kurulan Emel Hareketi içerisinde yer aldı. Muğniye,

askeri alanda çok yetenekli biriydi.

1982 ile 1985 yılları arasında, Lübnan Hizbullah'ın ruhani lideri olarak nitelendirilen

Muhammed Hüseyin Fadlullah'ı koruma görevini yürüten Muğniye, daha sonra

savaş meydanındaki planlamaları ve komuta etme alanındaki yeteneğinden dolayı Hizbullah'ın özel operasyonlarından sorumlu oldu.

İmad Muğniye 25 yıl boyunca 42 devlette, CIA ve Mossad ajanları tarafından aranıyordu.

Bazı kaynaklar, bu nedenle Muğniye'nin birkaç kez yüz nakli yaptığı söyler.

Geçen 25 yıl süre içerisinde Muğniye, gece gündüz demeden israil'e karşı tarihi


"israil'in yenilmezlik

efsanesine son veren komutan"

olarak ünlenen İmad Muğniye,


uzun süren mücadele yıllarından sonra 12 Şubat 2008'de Şam'da uğradığı bombalı saldırı sonucu şehid oldu.


rabbim tüm mücahidlere rahmet eylesin




 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.