Öne Çıkanlar 2016 - 2017 İngilizce NATOdan Çıkmak Dünyanın Sonu Değil siyer-i nebi yarışması Egzersiz Dönemi Başladı silahlı kuvvetler sayımız

Avrasya İslam Şurası Fetva Meclisi Kuruldu









Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, 1. Avrasya İslam

Şurası Fetva Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada,

"20 yıllık geçmişi olan Avrasya İslam Şurası aslında İslam İşbirliği

Teşkilatından sonra en çok Müslümanı bir araya getiren bir platforma dönüşmüştür.

Son toplantımızda İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz Avrasya İslam Şurası'nda özellikle

Alem-i İslam'ın içinden geçtiği süreçleri dikkate alarak yaşadığımız fetva

kargaşasını önlemek için her ülkenin fetva konusunda ehil ve yetkili olan

hocalarımızla Din İşleri Yüksek Kurulumuzu bir araya getirerek, ki Din İşleri

Yüksek Kurulumuz 16 büyük ilim adamından oluşmaktadır. Din İşleri Yüksek

Kurulumuzun öncülüğünde Avrasya ülkelerindeki bütün dini müesseselerin

fetva heyetleriyle bir araya gelerek bir ortak fetva meclisi oluşturmasını,

ülkelerimize, bölgemize, Alem-i İslam'a ve bütün insanlığa faydalı hizmetlere

vesile olacağına dair bir ortak karar çıktı. Bugün bu ortak kararın gereği olarak

üye ülkelerden çok kıymetli ilim adamlarının, hocalarımızın katılımıyla Din İşleri

Yüksek Kurulumuz, Avrasya İslam Şurası Fetva Meclisini oluşturmuş durumdadırlar.

Bunun hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum” diye konuştu.
 
“BİR FETVA KARGAŞASI ORTAYA ÇIKTI”


Bütün alimlerin üzerinde farzı kifaye olabilecek üç büyük vazife olduğunu söyleyen

Görmez, şunları kaydetti:
“Birinci vazife İslam mirasını, İslam ilim mirasını kendi çağına ve gelecek kuşaklara

aktarma vazifesiydi. Güncelleyerek bugüne taşınması. Alimler aynı zamanda ilim

sahibi olmakla Cenab-ı Hakk'a bu sözü vermiş oluyorlar. İkinci büyük vazife asrın

İslam’a yönelik bütün meydan okumalarına karşı koymak, ilim ve hikmetle, marifetle

karşı koyarak engellemektir. Meydan okumalara karşı koymaktır. Üçüncüsü ise bu

asırda ortaya çıkan bütün yeni problemlerin Kur’an ve sünnet süzgecinden geçirilerek

Kur’an'a ve sünnete göre çözüme kavuşturulması, alimlerin üçüncü vazifesidir.

Üzülerek belirtmek isterim ki bu çağımızda alimler topluluğu Arabı, Acemi, Doğulusu,

Batılısı, Asyalısı, Avrupalısı, bütün alimler olarak bu üç vazifeyi eda konusunda eksiklerimiz

ve noksanlıklarımız var. Hem geçmiş mirasımızı, ilim mirasımızı, hem fetva mirasımızı,

içtihat mirasımızı, Kur’an ve sünnet mirasını güncelleyerek bugüne taşıma konusunda

zaafa düştük, hem çağın meydan okumalarına karşılık verme noktasında büyük problemler

yaşadık. Bu problemleri yaşarken hepimizi yeni ve çok daha büyük problemler kuşattı.

Yeni ortaya çıkan meseleleri de İslam’ın usulüne uygun olarak çözüme kavuşturulması

noktasında zayıf kaldık. Bununla beraber bazı sorunlar daha ortaya çıktı. Bir fetva

kargaşası ortaya çıktı. Fetvaya ehil olmayan bütün insanların sosyal medya marifetiyle

müftü kesilerek insanları dalalete sevk etmeye başladığına hep birlikte şahit oluyoruz.

Kişisel fetvaların artık bir değer kazanmayacağı yönünde kanaatler ortaya çıktı.

Bütün bunlar alimlerin bir araya gelerek ilimlerini, hikmetlerini birleştirerek fetva

meclisleri oluşturmasını, farklı branşlardan, farklı ilim dallarından ilim adamlarının

bir araya gelerek meseleleri birlikte müzakere etmelerini adeta bir zorunluluk haline getirmiştir.

Avrasya İslam Şurası bu sebeple bu meclisin oluşmasına karar vermiştir. Bugün kurulan

Avrasya İslam Şurası Fetva Meclisinin önümüzdeki toplantılarından itibaren bütün gönül

coğrafyasını kuşatacak hayırlara vesile olmasını yüce Mevla'dan niyaz ediyorum.”
 

"GEÇMİŞTE VERİLEN FETVALARI GÜNCELLEMEDEN BUGÜNE TAŞIDIĞIMIZ

ZAMAN NE KADAR BÜYÜK SORUNLARLA KARŞILAŞTIĞIMIZI HEPİMİZ GÖRÜYORUZ"

Fetvanın fetvadan geldiğini, fetvanın ise genç, yeni, güçlü, kavi demek olduğunu aktaran Görmez,

“Fetva ile fetva arasındaki bu ilişkiyi Ibn-i Manzur şu şekilde ifade eder; ‘Sanki beyanı müşkil

olan bir meseleyi fetva veren şahıs gençleştirir ve onu güçlü bir gence dönüştürür.’ Buna

baktığımız zaman asırlar önce üretilmiş çözümler bize ışık tutmakla birlikte asırlar

önce üretilmiş çözümleri bugünü dikkate almadan, vakiyi dikkate almadan, çağı

dikkate almadan, 5-10 asırlık mesafeyi dikkate almadan aynen bugüne taşımanın

fetva olamayacağı sözcük manasından dahi çok açık ve net olarak anlaşılmaktadır.

Müftü, Allah(cc) adına imza atan insandır. ‘Bu sebeple fetvaya en cüretli olanlar ateşe

cüretle yaklaşanlardır’ hadisi bu sebeple ifade edilmiştir. Onun için bizim elbette

geçmiş mirasımız bizim için her satırı, cümlesi bizim için kıymetlidir.

Ancak geçmişte verilen fetvaları güncellemeden, bugünü dikkate almadan

bugüne taşıdığımız zaman ne kadar büyük sorunlarla karşılaştığımızı

hepimiz görüyoruz. Böyle yaptığımız da her üç farzı da yerine getirmiş

olmuyoruz. Hem tarihi mirasımızı güncelleyerek bugüne taşıma konusunda,

hem asrın meydan okumalarına cevap verme konusunda hem de yeni

ortaya çıkan meselelerimizi halletme konusunda biz bu farizaları yerine

getirmiş olmayız. İçtihat ve fetva arasında doğrudan büyük bir ilişki vardır” açıklamasında bulundu.
 
“BUGÜN FETVA KONUSUNDA YAŞANAN EN BÜYÜK KARGAŞA,

USUL YAHUT USULSÜZLÜK PROBLEMİDİR”


“Bugün fetva konusunda yaşanan en büyük kargaşa, usul yahut usulsüzlük

problemidir” diyen Görmez, “Bugün İslam dünyasının büyük bir kesiminde

sorunların çözümünde tıbba başvurmak yerine eczaneye giriliyor, eczaneden

rastgele bir ilaç seçiliyor, o ilaç ilaç değil zehir olabiliyor. Dolayısıyla tedavi etmiyor.

Herhangi birisinin Peygamberimiz Aleyhisselam'dan bize kalan muhteşem hadis

mirası içinden bir hadisi seçerek fetvasını o hadis üzerine bina etmesi Kur’an'ın

bütünlüğünü yok sayarak, sünnetin bütünlüğünü yok sayarak, Kur’an ve sünnet

arasındaki ilişkiyi ve bütünlüğü yok sayarak Kur’an'la, İslam'la hayat arasındaki

ilişkiyi yok sayarak, akılla vahiy arasındaki ilişkiyi yok sayarak fetva vermesi bugün

Alem-i İslam'ın içine düştüğü kargaşaların sebeplerinden bir tanesidir. Bunun

farkında olmalıyız. Fıkıh mirasımızı, hadis mirasımızı birlikte ele alarak ama

öncelikle usul çerçevesinde, usulü fıkıh mirasımızı bugüne taşıyarak meseleleri

ele alma mecburiyeti vardır. Aksi takdirde içine girdiğimiz bu sorunla bizi

kuşatmaya devam eder” değerlendirmesinde bulundu.
 
“FETVA VERİRKEN BİZ HER ÜLKEYİ BİRİCİK KABUL EDEREK,

HER ÜLKENİN YAŞADIKLARINI DİKKATE ALARAK VERMEK ZORUNDAYIZ”


Fetva meselesinin Avrasya coğrafyasında bir bütün olarak ele alınmasının bir

zorunluluk arz ettiğini vurgulayan Görmez, “Müslümanların azınlık olarak

yaşadıkları ülkelerde çok daha büyük sıkıntılar olduğunu biliyoruz. Müslümanların

çoğunluk olduğu ülkelerde verilen fetvalar ile Müslümanların azınlık olarak

yaşadıkları ülkelerde verilen fetvalar arasındaki farklılıklar pek çok sorunun

ortaya çıkmasına yol açıyor. Halbuki fetva verirken biz her ülkeyi biricik kabul

ederek, her ülkenin yaşadıklarını dikkate alarak vermek zorundayız.

Bunu dikkate aldığımızda bilhassa İslam dünyasında verilen fetvaların

aynı şekilde diyelim ki Pasifik Asya’da 100 Müslümanın yaşadığı bir

ülkeye taşındığı zaman ne tür sorunlarla karşı karşıya kalınacağını görmemiz

lazım. Pek çok ülkede Müslümanlar azınlık olarak yaşıyor. Fetva verileceği

zaman başka dünyalarda ne tür sorunlara yol açılacağını da hep birlikte

dikkate almamız gerekiyor” şeklinde konuştu.
 
“NE TÜR BİR FETVA KARGAŞASIYLA KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZU

BİRLİKTE TESPİT ETMELİYİZ"

Görmez, konuşmasına şöyle devam etti:

“Benim istirhamım bu bir kuruluş toplantısı olduğu için kuruluş toplantısında

bu fetva meclisinin kaç ayda bir toplanacağı, hangi ilke ve esaslar çerçevesinde

müzakerelerini yapacağı her zaman ifade ettiğim gibi fetva konsepti, fetva usulü,

dili ve üslubumuzun ne olacağı konusunda ortak kararlara varmamız gerekiyor.

Bu gerçekten coğrafyamız için son derece büyük önem arz ediyor. Her hocamız

kendi ülkesini ve kendi ülkesinde yaygın olan yanlış fetvaları, doğru fetvaları

bizimle paylaşmalı. Biz de burada Türkiye’de kendi aramızda konuşurken vardığımız

neticeleri doğrudan ifade etmemeliyiz. Sizler kendi ülkelerinizde yaşadığınız sorunları

bizlerle paylaşmalısınız. Ne tür bir fetva kargaşasıyla karşı karşıya olduğumuzu

birlikte tespit etmeliyiz. Bu fetva meclisinin diğer uluslararası fetva meclisleriyle

ilişkisi aynı şekilde kurulmalı. Zaman zaman onlarla birlikte genişletilmiş toplantılar

yapılmalı. Burada asıl müzakere edilecek konu bu fetva meclisinin çerçevesi,

ilkeleri, prensipleri bir senedi olmalı, kaç ayda bir toplanacağı ve nasıl toplanacağı,

üyelerin katkıları, esasa bağlanmalı. Çok güçlü bir Arapça, İngilizce, Türkçe,

Rusça, Arnavutça, Boşnakça dilleriyle anlık sorularımızı birbirimizle paylaşabileceğimiz

hem Orta Asya’dan, Kafkasya’dan, Balkanlar'dan herhangi bir hocamız karşılaştığ

ı günlük bir meseleyi Din İşleri Yüksek Kurulumuza aynı anda iletebilme imkânına

sahip olmalı. Din İşleri Yüksek Kurulumuz oralardan gelen fetvaları da, soruları

da aynı şekilde kendi gündemine almalı. O takdirde aktif çalışan, üreten, bilgi

üreten ve aynı zamanda başka fetva meclislerine de örnek olan bir fetva meclisine dönüşme imkânına sahip olur.”
 
Toplantıda Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı Ekrem Keleş, Din İşleri Yüksek Kurulu

Üyesi Ahmet Yaman ve konuk katılımcılar adına Hırvatistan İslam Birliği Başkanı

Aziz Hasanovic birer konuşma yaptı. Toplantıda Avrasya İslam Şurası üye

ülkelerinden katılımcılar da yer aldı.
 



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.